Henüz Washington ve Tahran yönetimleri tarafından resmi ve tam bir metin yayımlanmış değil; ancak sızdırılan bilgiler, anlaşmanın genel çerçevesi hakkında önemli ipuçları veriyor.
Taslağa göre mutabakat, askeri çatışmaların durdurulması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası ticarete açılması, İran’a uygulanan bazı ekonomik yaptırımların gevşetilmesi ve nükleer program konusunda yeni bir müzakere sürecinin başlatılması gibi temel unsurlar üzerine inşa ediliyor.

ABD–İran Barış Mutabakatı Taslağının Ayrıntıları Netleşiyor
Anlaşmanın dikkat çeken yönlerinden biri, İran’da rejim değişikliğini hedefleyen herhangi bir ifadenin metinde yer almaması. İranlı kaynakların aktardığına göre ABD, İran’ın iç siyasal yapısına müdahale etmeyeceği ve ülkenin egemenliğine saygı göstereceği yönünde taahhütte bulundu.

Rejim Değişikliği Tartışmaları Anlaşma Dışında Bırakıldı
Bu durum, savaş sürecinde zaman zaman gündeme gelen “rejim değişikliği” söylemlerinin müzakere masasının dışında bırakıldığı şeklinde yorumlanıyor. Tahran açısından bu unsur, anlaşmanın en önemli siyasi kazanımlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Nükleer Program: Nihai Karar Erteleniyor
Mutabakatın en kritik başlığı olan İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda kesin bir sonuca ulaşılamadığı görülüyor. Sızan bilgilere göre İran, nükleer silah geliştirmeyeceği yönündeki taahhüdünü yeniden teyit ediyor. Bununla birlikte uranyum zenginleştirme seviyeleri, mevcut nükleer stokların geleceği, tesislerin durumu ve uluslararası denetim mekanizmaları gibi hassas konuların nihai anlaşmaya bırakıldığı belirtiliyor.
Bu başlıkların yaklaşık 60 günlük yeni bir müzakere süreci içinde detaylandırılması planlanıyor. Dolayısıyla mevcut çerçeve, nükleer sorunu çözmekten çok çatışmayı durduran ve teknik görüşmelere zemin hazırlayan geçici bir düzenleme niteliği taşıyor.

Füze Programı Müzakere Dışında Kaldı
Taslakta İran’ın balistik füze kapasitesiyle ilgili doğrudan herhangi bir sınırlama bulunmuyor. ABD ve İsrail tarafından uzun süredir tartışma konusu olan bu programın anlaşma kapsamına dahil edilmemesi dikkat çekiyor. Bu durum, İran’ın askeri caydırıcılık kapasitesini koruyarak masaya oturduğu şeklinde yorumlanırken, Tahran açısından önemli bir stratejik kazanım olarak görülüyor.

Bölgesel Vekil Güçler Anlaşmaya Dahil Edilmedi
Metinde İran’ın bölgedeki müttefik güçleri ve desteklediği silahlı gruplara dair herhangi bağlayıcı bir düzenleme yer almıyor. Hizbullah, Irak ve Yemen’deki yapılar ya da Suriye hattındaki milis unsurlar anlaşma dışında bırakılmış durumda.
Bu yaklaşım, ABD’nin çatışmayı durdurma ve Hürmüz Boğazı’nı açma hedeflerini ön plana çıkarırken; İran’ın bölgesel etki alanının doğrudan pazarlık konusu edilmemesi sonucunu doğuruyor.

Dondurulmuş Varlıklarda Kısmi Serbestlik
Ekonomik maddeler, İran açısından anlaşmanın en önemli kazanım alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Taslakta İran’a ait dondurulmuş finansal varlıkların belirli bir kısmının serbest bırakılması öngörülüyor. Bu tutarın 24 ila 25 milyar dolar arasında değiştiği ifade ediliyor.
Söz konusu kaynakların nakit transferler, kredi hatları ve bölgesel finans mekanizmaları üzerinden İran’a açılacağı belirtiliyor. İran tarafı, müzakerelerin ilerleyebilmesi için bu varlıkların bir bölümünün önceden serbest bırakılmasını şart koşuyor.

Petrol Yaptırımlarında Geçici Rahatlama
Anlaşma taslağına göre ABD, nihai anlaşma sağlanana kadar İran’a yönelik yeni yaptırımlar uygulamama taahhüdünde bulunuyor. Bunun yanı sıra petrol ihracatı ve enerji gelirlerine erişim konusunda belirli muafiyetlerin tanınması gündeme geliyor. Bu düzenleme, İran ekonomisinin kısa vadede döviz akışını artırmasına olanak sağlayabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Yeniden İmar İçin Büyük Ölçekli Plan
Taslakta en dikkat çekici ekonomik başlıklardan biri de İran için öngörülen geniş kapsamlı yeniden yapılanma programı. Bu planın toplam büyüklüğünün en az 300 milyar dolar seviyesinde olacağı ifade ediliyor. Söz konusu programın savaş nedeniyle oluşan ekonomik ve altyapısal zararların giderilmesini hedeflediği belirtiliyor. Uygulamanın ABD ve bazı bölgesel aktörlerin koordinasyonuyla yürütülmesi planlanıyor. Bazı yorumlarda bu paket, fiili bir savaş sonrası tazminat mekanizması olarak da değerlendiriliyor.

Hürmüz Boğazı’nın Açılması
Mutabakatın önemli başlıklarından biri de Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişlerin yeniden sağlanması. Taslağa göre İran, boğazı uluslararası ticari gemilere açmayı kabul ederken, ABD de deniz ablukasını kaldırmayı taahhüt ediyor. Ablukanın anlaşma süreciyle birlikte aşamalı olarak kaldırılması ve 30 gün içinde tamamen sona erdirilmesi planlanıyor. Ancak geçiş koşullarının nasıl belirleneceği konusu henüz netlik kazanmış değil.
Bölgesel Çatışmaların Sonlandırılması
Açıklanan maddelere göre Lübnan dahil olmak üzere farklı cephelerde yürütülen askeri operasyonların tamamen durdurulması hedefleniyor. Bu durum özellikle İsrail–Hizbullah hattındaki gerilimler açısından kritik bir unsur olarak görülüyor. Ancak İsrail’in sürece doğrudan taraf olmaması, uygulamanın sahada nasıl hayata geçirileceği konusunda belirsizlik yaratıyor.
14 Maddelik Taslak Çerçeve
İran basınında yer alan bilgilere göre mutabakat toplam 14 temel maddeden oluşuyor. Bu maddeler arasında savaşın tamamen durdurulması, ABD’nin İran’ın egemenliğine saygı göstermesi, deniz ablukasının kaldırılması, askeri güçlerin geri çekilmesi ve ekonomik yaptırımların askıya alınması gibi hükümler bulunuyor. Ayrıca İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceği taahhüdünü sürdürmesi, BM onaylı bir denetim mekanizması kurulması ve 60 günlük yeni bir müzakere sürecinin başlatılması da çerçeve içinde yer alıyor.
Siyasi ve Ekonomik Dengeler
Taslak hükümler, İran’ın masadan hem siyasi hem ekonomik açıdan önemli kazanımlarla ayrıldığını gösteriyor. Rejim değişikliği baskısının metin dışında bırakılması, füze programının tartışmaya açılmaması ve bölgesel vekil güçlerin gündeme alınmaması Tahran açısından öne çıkan kazanımlar arasında. ABD açısından ise çatışmaların durdurulması, Hürmüz Boğazı’nın açılması, petrol piyasalarındaki gerilimin azaltılması ve İran’ın nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhüdün korunması temel hedefler olarak öne çıkıyor.
60 Günlük Kritik Süreç
Mevcut mutabakat, kapsamlı bir barış anlaşmasından ziyade geçici bir ateşkes ve müzakere zemini oluşturma niteliği taşıyor. Nükleer programın geleceği, yaptırımların tamamen kaldırılması, yeniden imar planının detayları ve denetim mekanizmaları gibi konular 60 günlük süreçte netleştirilecek.
Nihai Metin Bekleniyor
ABD Başkanı Donald Trump anlaşmanın tamamlandığını duyururken, İran tarafı da mutabakatın çatışmaların sona ermesi açısından bir başlangıç olduğunu ifade ediyor. Buna rağmen anlaşmanın resmi ve tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.
Gözler, İsviçre’de planlanan imza sürecine ve ardından başlayacak teknik müzakerelere çevrilmiş durumda. Mevcut taslak, iki ülke arasında hem siyasi dengeleri hem de ekonomik ilişkileri yeniden şekillendirebilecek kapsamlı bir geçiş sürecinin başlangıcına işaret ediyor.