İran'daki Savaşın Gıda Güvenliğine Etkileri Neler Olabilir?

İran'da yaşanan artan savaş, enerji ve gübre maliyetleri, gıda enflasyonunu yükseltiyor. Bu durumun özellikle yoksul ve ithalata bağımlı ülkeleri olumsuz etkilemesi bekleniyor. Bölgedeki ekonomik dengeler üzerinde de olumsuz sonuçları olabileceği öngörülüyor.

ABD ve İsrail, İran'a ortak saldırılarını sürdürürken dünya, savaş nedeniyle fiilen kapatılan Hürmüz Boğazı'nda duran gemi trafiğine kilitlenmiş durumda. Normal şartlarda dünyada Körfez ülkelerinden dünyanın geri kalanına yapılan ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının yaklaşık beşte biri İran ve Umman arasındaki bu dar boğazdan geçiyor.

Gemi Trafiği ve Kırılgan Yük

Bu gemilerin mevcut durumda taşıyamadığı daha da kırılgan bir yük daha var: Dünyayı beslemeye yardımcı olan gübre ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerini ayakta tutan gıda ithalatı.

Denizcilik İstihbaratı ve Gübre Ticareti

Denizcilik istihbarat şirketi Signal Group'un verilerine göre söz konusu ülkeler; amonyak, fosfat, kükürt gibi temel gübrelerin küresel ticaret hacminin yüzde 20'sini oluşturuyor.

Gübre Tedarik Zinciri ve Üretim Durumu

Bloomberg Intelligence'a göre dünyada en yaygın olarak kullanılan azotlu gübre olan ürenin neredeyse yarısı Körfez bölgesinden geliyor. Katar, tek başına küresel arzın onda birini sağlıyor. Geçen hafta dünyanın en büyük LNG ve gübre merkezlerinden biri olan Ras Laffan'a gerçekleştirilen İran'ın misilleme saldırılarının ardından QatarEnergy üretimi durdurdu. Böylece yüz binlerce ton kritik gübre besin maddesi ve üretim girdisi piyasadan çekildi.

Hürmüz Boğazı ve Küresel Gıda Arzı

Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının maliyeti büyük olabilir. İran savaşının ortaya çıkardığı zincirleme etki, son altı yıl içinde küresel gıda arzı güvenliğini tehdit eden üçüncü büyük risk olabilir. Daha önce de Covid-19 pandemisi ve 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası benzer durumlar yaşanmıştı.

UNCTAD Raporu ve Gübre İhracatı

Gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomiye entegrasyonunu destekleyen BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) verilerine göre; Hürmüz Boğazı üzerinden her yıl yaklaşık 1 milyon 33 bin ton gübre ihraç ediliyor. Bu nedenle boğazın bir ay kapalı kalması dahi özellikle mısır, buğday ve pirinç gibi azota dayalı ürünlerde gübre kıtlığına ve verim riskine neden olabilir.

Uluslararası Gıda Politikaları ve Gübre Kullanımı

Washington merkezli Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Joseph Glauber, "fiyatların yükselmesinin çiftçilerin hangi ürünü ekeceğini etkileyeceğine" dikkati çekiyor. DW'ye konuşan Glauber, "Çiftçiler, yüksek girdi maliyetlerinden kaçınmak için azot yoğun gübre gerektiren ürünler yerine daha az gübre isteyen ürünlere yönelebilir" görüşünü dile getiriyor.

Gübre Tedarik Zinciri ve Üretim Potansiyeli

Araştırmacı, özellikle yoksul ülkelerde çiftçilerin genel gübre kullanımını azaltabileceğini bunun da tarımsal üretime zarar vereceğini de belirtiyor.

Trump ve İran Arasındaki Gerginlik

ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın akıbetine ilişkin çelişkili açıklamaları ve İran'ın Çarşamba günü Hürmüz Boğazı'nda üç gemiye ateş açtığının bildirilmesi; Tahran'ın boğazı fiilen kapalı tutma konusunda kararlı olduğuna işaret ediyor.

Gübre Tedarik Zinciri ve Küresel Etkiler

Emtia analistlerine göre Hürmüz Boğazı ticari gemilere ne kadar uzun süre kapalı kalırsa, küresel gübre tedarik zincirleri de o ölçüde tıkanmaya başlayacak.

ING Bankası ve Gübre İthalatı

Hollanda bankası ING, bu ayın başında yayımladığı bir araştırmada gemi trafiğindeki uzun süreli bir aksamanın, özellikle Brezilya, Hindistan, Güney Asya ve Avrupa Birliği'nin bazı bölgeleri gibi gübre ithalatına yüksek derecede bağımlı bölgelerde gübre arzını ciddi şekilde sıkıntıya sokacağına dikkat çekti.

Üreticiler ve Gübre Stoğu

Rusya, Çin, ABD ve Fas gibi diğer büyük üreticiler ise sınırlı yedek kapasiteye sahip. Bu nedenle bu ülkelerin oluşacak açığı kapatmak için üretimi hızla artırmaları zor görünüyor. Çin halihazırda fosfat ve azotlu gübre ihracatına kısıtlamalar uygulasa da mevcut durum Pekin üzerinde bu kısıtlamaları gevşetmesi yönünde baskı yaratabilir.

Gıda Üretimi ve Enerji Bağımlılığı

Daha önce ABD Tarım Bakanlığı'nın baş ekonomisti olarak görev yapmış olan Glauber, "Azotlu gübrenin doğal gaz veya kömür bulunan hemen her yerde üretilebileceği için potas veya fosfat gibi belirli maden yataklarına bağımlı olmadığını" belirterek ekliyor: "Ancak asıl sorun doğal gazın yüksek maliyeti; ki bu da üretimi artırmayı ekonomik açıdan zorlaştırabilir."

Petrol ve Gıda Fiyatları

Gübre konusunda yaşanabilecek sıkıntıların da ötesinde petrolün gıda fiyatları üzerindeki belirleyici etkisi önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Tarım makinelerinden hasadı taşıyan kamyonlara ürünleri gıdaya dönüştüren işleme tesislerinden soğutma sistemlerine kadar her şey petrole bağımlı. Bu nedenle gıda üretiminin her aşaması yükselen enerji fiyatlarına maruz kalıyor.

Asya Ekonomileri ve Yakıt Fiyatları

ABD ve Avrupa'nın yanı sıra Körfez petrolüne büyük ölçüde bağımlı olan Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ekonomilerinde de yakıt fiyatları hızla yükseliyor. Hindistan hükümeti tüketicileri ve ticari taşımacılığı artan maliyetlerden korumak için dizel ve benzin fiyatlarını dondurma sözü verdi.

Yoksul Ülkeler ve Gübre Kıtlığı

İran savaşının küresel etkilerini en fazla yoksul ve ithalata bağımlı olan ülkelerin hissetmesi bekleniyor.

Hindistan ve Gübre Riski

Azotlu gübre ithalatanın üçte ikisini Körfez ülkelerinden karşılayan Hindistan bu tablo karşısında en kırılgan ülkelerden biri. Gübrede yaşanacak olası kıtlık, yaklaşan ekim sezonunu riske atabilir ve 1 milyar 45 milyonluk nüfusun temel gıdası olan pirinç, buğday ve diğer ürünlerin üretim maliyetlerini hızla yükseltebilir.

Brezilya ve Gübre Tedariki

Dünyanın en büyük tarım ihracatçıları arasında olan Brezilya da azot ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını Körfez ülkelerinden gelen üreyle karşılıyor. Tedarikte yaşanacak kalıcı bir aksama, küresel arzın halihazırda sıkışık olduğu bir dönemde soya ve mısır verimini tehdit edebilir.

Sahra Altı Afrika ve Gübre Kullanımı

Sahra Altı Afrika ise en yüksek riskle karşı karşıya olan bölge konumunda. Bu coğrafyadaki pek çok ülkede gübre kullanımı verimli bir üretim için gereken seviyenin halihazırda oldukça altında. Bu nedenle fiyatlarda küçük artışlar bile küçük çapta üretim yapan çiftçilerin gübre kullanımını daha da azaltmasına yol açabilir. Bu da hasatların düşmesine ve kronik açlığın derinleşmesine neden olabilir.

İLGİLİ HABERLER