ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi'nin ardından ülkeden ayrılırken olası bir güvenlik tehdidi nedeniyle uçak değiştirdiğini doğruladı.
Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gizli Servis ve orduya göre hareket ediyorum.
Farklı bir uçuşa, farklı bir uçağa binmemi istediler.
Ben de onların söylediklerini yapmak zorundayım” dedi.
Trump'ın açıklaması, 8 Temmuz'da televizyon kameralarının önünde Air Force One'a bindiğinin görülmesinin ardından ortaya çıkan iddiaları da doğrulamış oldu.
Haberlere göre Trump, daha sonra uçağın diğer tarafındaki bir ikram aracına gizlice geçirilerek askeri bir uçağa götürüldü.
ABD'li yetkililer, CBS News'e yaptıkları açıklamada, İran tarafından uçağa füze fırlatılabileceğine yönelik güvenilir bir tehdit tespit edildiğini belirtti.
New York Times ise ABD istihbaratının NATO Zirvesi'nin yakınlarında omuzdan ateşlenen füze taşıdığı görülen bir kişi hakkında bilgi sahibi olduğunu aktardı.
Uçakta bulunan gazeteciler ve bazı Beyaz Saray çalışanları ise olası İran tehdidine karşı hazırlanan plan kapsamında Trump'ın gizlice uçaktan çıkarıldığından habersizdi.
Trump, daha önce Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında İran'ın “bir numaralı hedefi” olduğunu söylemişti.
Salı günü Ohio'da düzenlenen bir etkinlik için Air Force One'a bindiği sırada konuşan Trump, “Sanırım dışarıda bir tehdit vardı.
Bunun hakkında çok fazla soru sormadım. Çok fazla tehdit alıyorum” dedi.
Trump, “Sizin bilmediğiniz çok fazla tehditle karşı karşıyayım” ifadelerini de kullandı.
Gizli uçak değişikliği, Washington ile Tahran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarını yeniden başlatmasından bir gün sonra gerçekleşti.
Trump, Türkiye'ye Katar tarafından bağışlanan yeni Boeing 747-8 ile gelmişti.
Ancak dönüşte “eski günlerin hatırına” eski Air Force One'ı kullanacağını açıklamıştı.8 Temmuz'da Ankara Havalimanı'nda Trump'ın başkanlık uçağına bindiğini gösteren görüntüler kamuoyuna yansıdı.
Ancak Washington Post'un haberine göre Trump, Air Force One'a bindiği tarafın karşısında bulunan ve uçak seviyesine kadar yükseltilen bir ikram aracına gizlice geçti.
Ardından daha küçük bir C-32A askeri uçağına götürüldü.
Modifiye edilmiş Boeing 757 tipi bu uçak, başta başkan yardımcısı olmak üzere üst düzey ABD yetkililerinin ulaşımında kullanılıyor.
Habere göre Savunma Bakanı Pete Hegseth de uçuşun normal olduğu izlenimini vermek amacıyla C-32A'ya ayrı bir şekilde ve dış merdivenleri kullanarak bindi.
Gazeteciler ve bazı Beyaz Saray çalışanları ise Air Force One'a yerleşti.
Kendilerinden uçuş sırasında pencere perdelerini kapalı tutmaları istendi.
Trump'ın artık uçakta olmadığını bilmeyen gazeteciler, başkanın hâlâ uçakta olduğunu düşünüyordu.
Teknik olarak “Air Force One”, ABD başkanını taşıyan herhangi bir uçağın kullandığı çağrı işareti olarak biliniyor.
Ancak bu olayda Trump'ı taşıyan C-32A, “Reach 18” çağrı işaretini kullandı.
Gazetecileri taşıyan uçak ise planın devam ettiğini gizlemek amacıyla “AF1” çağrı işaretini kullanmayı sürdürdü.
New York Times'a göre Trump'ın kabinesinden bazı isimler ise orijinal uçakta kaldı.
Gazete, iki isimsiz yetkiliye dayandırdığı haberinde Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Hazine Bakanı Scott Bessent'ın Air Force One'da bulunduğunu bildirdi.
Trump daha sonra İngiltere'ye uçtu ve buradan ABD'ye dönmek üzere eski Air Force One'a yeniden bindi.
RAF Mildenhall'a inişinin ardından uçaktan inerken görüntülendi.
Trump'ın C-32A'dan eski Air Force One'a nasıl geçtiği ise henüz açıklanmadı.
Başkan, daha sonra Katar tarafından bağışlanan yeni Air Force One'a geçti ve Washington'a bu uçakla döndü.
Trump, dönüş uçuşunda gazetecilere İran'ın oluşturduğu tehditlerden söz etti ancak Türkiye'den ayrılırken gerçekleştirilen gizli uçak değişikliğinden bahsetmedi.
Gazeteciler, Türkiye'den ayrılırken neden uçaktaki perdeleri indirmelerinin istendiğini sorduğunda Trump, “Çünkü muhtemelen uğraşmak zorunda olduğumuz alçaklar nedeniyle tehlikeli bir uçuş yapıyorsunuz” yanıtını vermişti.
Trump ayrıca hayatına yönelik sürekli tehdit bulunduğunu ve İran'ın “listesinde” bir numarada olduğunu söylemişti.