Yüzyıllar içinde altın ticaretinin merkezi hâline gelen Kapalıçarşı, geçmişten taşıdığı gelenekleri bugün de yaşatmaya çalışıyor.
Bir dönem sokağın başından sonuna ulaşana kadar altın fiyatlarının değişebildiği canlı bir piyasaya sahip olan çarşı, günümüzde de altın alım satımının önemli adreslerinden biri olmayı sürdürüyor.
Bu tarihî birikimin oluşturduğu güven nedeniyle altın almak isteyenlerin ilk baktığı yerlerden biri hâlâ Kapalıçarşı.
Peki güvenli bir alışveriş için nelere dikkat edilmeli? İTO Meclis Başkanı Dr.
Erhan Erken’e sorduk.
Kapalıçarşı’nın temellerinin Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulan Cevahir Bedesteni’yle atıldığını anlatan Dr.
Erhan Erken, bedestenin yalnızca değerli kumaşların satıldığı bir alan olmadığını söyledi.
Kıymetli madenlerin alınıp satıldığı ve güvenle saklandığı bu yapı, zamanla çevresinde açılan dükkânlarla altın ticaretinin merkezine dönüştü.
Ardından Sandal Bedesteni’nin yapılmasıyla büyüyen çarşı, yüzyıllar boyunca kuyumcuların ve farklı meslek gruplarının bir arada faaliyet gösterdiği büyük bir ticaret alanı hâline geldi.
Dijital ekranların bulunmadığı yıllarda altın fiyatları, Kapalıçarşı’daki kuyumcuların ayaküstü gerçekleştirdiği alım satımlarla şekilleniyordu.
Kuyumcular, belirli bir tarihte teslim edilmek üzere altın alıp satıyor; yapılan bu işlemler piyasanın yönünü belirliyordu.
Büyük altın tüccarlarının dahi Kapalıçarşı’daki hareketliliği temsilcileri aracılığıyla takip ettiğini belirten Erken, kuyumcuların bir gözünün dünyadaki gelişmelerde, diğerinin ise çarşıdaki “ayaklı borsada” olduğunu söyledi.
Kapalıçarşı’daki piyasanın oldukça canlı olduğunu anlatan Erken, talepteki küçük bir artışın dahi fiyatları kısa sürede değiştirebildiğini belirtti. Çok sayıda kişinin aynı anda yüksek miktarda altın sorması hâlinde, sokağın başında verilen fiyatla sonunda verilen fiyat arasında fark oluşabiliyordu.
Erken, “Kapalıçarşı’da saniyelik gelişmeler yaşanırdı.
Borsa dediğimiz şey çok canlıdır; fiyat sürekli yükselir, düşer” ifadelerini kullandı.
Kapalıçarşı’nın kuyumculuktaki merkezî konumu, 1980’lerden sonra İstanbul’un değişen yapısıyla birlikte zayıflamaya başladı. Şehrin farklı ilçelerinde kuyumcu dükkânlarının açılmasıyla altın ticareti Kapalıçarşı’nın dışına yayıldı.İmalatçıların taşınmasında ise çalışma koşulları belirleyici oldu.
Kapalıçarşı çevresindeki küçük han odaları, modern makineler için yetersiz kaldı.
Altın üretiminde kullanılan asitler ve arıtma sistemleri de daha gelişmiş bir teknik altyapıyı zorunlu hâle getirdi.
Bu nedenle imalathaneler önce Çemberlitaş çevresine, ardından daha geniş üretim alanlarına ve modern altyapıya sahip Kuyumcukent’e taşındı.
Dr.
Erken, buna rağmen Kapalıçarşı’nın altın ticaretindeki işlevinin tamamen ortadan kalkmadığını söyledi.
Erken, geçmişte bazı üreticilerin altındaki safiyet oranını düşürerek ayar hilesine başvurduğunu anlattı.
Bir kilogram 22 ayar altında yaklaşık 916 gram saf altın bulunması gerekirken, bu miktarın bazı üreticiler tarafından 905 veya 910 grama kadar indirilebildiğini söyledi.
Vatandaşların parlak ve düzgün görünen bir üründeki bu farkı anlamasının zor olduğunu belirten Erken, ayarı düşük ürün satan kişilerin esnaf arasında bilindiğini ve diğer kuyumcuların bu kişilere mesafe koyduğunu ifade etti.1980’lerden sonra mühürleme uygulamalarının ve devlet denetimlerinin artmasıyla ayar konusundaki usulsüzlüklerin büyük ölçüde kontrol altına alındığını vurgulayarak günümüzde altın ayarlarının geçmişe göre çok daha güvenli biçimde denetlendiğini söyledi.İlk bakışta altının sahte olup olmadığını anlamak çok zor.
Altının saflığının kuyumcular tarafından mihenk taşı ve asit yardımıyla kontrol edilebildiğini anlatan Erken, daha kapsamlı incelemelerde üründen alınan bir parçanın eritilerek analiz edildiğini belirtti.
Tecrübeli bir kuyumcunun sahte çeyrek altını görünüşünden veya eline aldığında hissedebileceğini söyleyen Erken, sıradan bir vatandaşın ise bunu fark etmesinin kolay olmadığını ifade etti. Özellikle düğünlerde gerçeğine oldukça benzeyen sahte çeyrek altınlarla karşılaşılabildiğine dikkat çekti.
Altın almak için mutlaka Kapalıçarşı’ya gitmenin daha güvenli olduğu düşüncesine katılmadığını belirten Erken, bugün alışveriş yapılan mekândan çok kuyumcunun güvenilirliğinin önemli olduğunu söyledi.