Piyasalar coştu: Petrol çakıldı, borsa rekora koştu

Küresel piyasalarda son günlerde dikkatler Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere çevrilmiş durumda.

Özellikle ABD ile İran arasında diplomatik temasların yeniden canlanabileceğine yönelik beklentiler, yatırımcıların risk iştahını artırırken, enerji piyasalarında da önemli fiyat hareketlerine neden oldu.

İran’daki çatışma ve gerilim ortamının sona erdirilebileceğine ilişkin umutların güçlenmesiyle birlikte petrol fiyatlarında belirgin bir geri çekilme yaşanırken, dünya genelindeki hisse senedi piyasalarında ise yükseliş eğilimi öne çıktı.

Diplomasi Umudu Küresel Piyasalara Nefes Aldırdı: Petrol Gerilerken Hisse Senetleri Yükselişe Geçti

Piyasaların olumlu seyretmesinde yalnızca jeopolitik gelişmeler değil, aynı zamanda şirketler cephesinden gelen güçlü haber akışı da etkili oldu. Özellikle Elon Musk’ın uzay taşımacılığı ve teknoloji şirketi SpaceX’in halka arz sürecinde elde ettiği güçlü performans yatırımcıların ilgisini çekti. Şirket hisseleri, rekor seviyelerde gerçekleşen halka arzın ardından yüzde 19 oranında değer kazanarak teknoloji ve büyüme hisselerine yönelik iştahın yeniden canlanmasına katkıda bulundu.

ABD borsalarında işlem gören geniş kapsamlı S&P 500 endeksi günü yüzde 0,50 yükselişle tamamlarken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq 100 endeksi ise yüzde 0,6 oranında değer kazandı. Böylece Wall Street’te son dönemde gözlenen iyimser hava yeni haftanın ilk işlem gününe de taşındı. Yatırımcılar hem diplomatik gelişmeleri hem de merkez bankalarından gelecek mesajları yakından takip etmeye devam ediyor.

ABD-İran Anlaşması Beklentisi Piyasaları Hareketlendirdi

Küresel piyasalarda fiyatlamaların yönünü belirleyen en önemli gelişmelerden biri, ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik girişimlere ilişkin haberler oldu. Piyasalara yansıyan bilgilere göre iki ülke arasında yaklaşık 60 gün sürecek kapsamlı müzakerelerin önünü açabilecek bir uzlaşma zemini üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.

Yatırımcılar, bölgede uzun süredir devam eden jeopolitik risklerin azalabileceği beklentisiyle daha fazla risk almaya yöneldi. Özellikle enerji piyasalarında bu beklentinin etkileri oldukça net şekilde hissedildi. Küresel petrol arzında önemli paya sahip olan İran’ın yeniden uluslararası enerji sistemine daha güçlü biçimde entegre olabileceği düşüncesi, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yarattı.

Brent petrol fiyatı, geçtiğimiz hafta son üç ayın en düşük kapanış seviyelerinden birini gördükten sonra yeni haftaya da düşüşle başladı. Varil fiyatı yüzde 4’ün üzerinde gerileyerek 83 dolar seviyesine doğru çekildi. Analistler, olası bir diplomatik çözümün enerji arzına ilişkin endişeleri azaltabileceğini ve bunun da petrol fiyatlarını aşağı yönlü etkileyebileceğini belirtiyor.

Enerji maliyetlerinin gerilemesi ise küresel enflasyon görünümü açısından olumlu değerlendiriliyor. Bu nedenle petrol fiyatlarındaki düşüş yalnızca enerji sektörünü değil, aynı zamanda hisse senedi piyasalarını da destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor.

Dolar Gerilerken Küresel Endekslerde Güçlü Yükseliş

ABD ile İran arasında diplomatik ilerleme sağlanabileceğine yönelik beklentiler yalnızca petrol piyasasında değil, döviz ve hisse senedi piyasalarında da etkisini gösterdi. ABD hisse senedi vadeli kontratları yükseliş kaydederken, dolar endeksi gelişmiş ülke para birimlerinden oluşan G-10 sepetine karşı değer kaybetti. Avrupa ve ABD borsa vadeli işlemlerinde yüzde 1,2’yi aşan yükselişler görülmesi yatırımcıların riskli varlıklara yöneldiğini ortaya koydu.

eToro’nun Asya Pasifik ve Orta Doğu Bölgesi Baş Analisti Josh Gilbert, piyasalarda oluşan olumlu havayı değerlendirirken, mevcut gelişmelerin kesin bir anlaşma anlamına gelmediğini ancak önemli bir iyimserlik yarattığını ifade etti. Gilbert’e göre müzakerelerin başarıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı henüz net değil.

Bu nedenle yatırımcıların tamamen rahatlaması için henüz erken olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bölgede tansiyonun kalıcı olarak düşmesi ve tarafların somut adımlar atması durumunda küresel piyasalarda daha güçlü bir rahatlama görülebileceğini vurguluyor.

Asya Borsalarında Güçlü Ralli

Olumlu küresel görünüm Asya piyasalarına da yansıdı. MSCI Asya Pasifik Hisse Senetleri Endeksi yaklaşık yüzde 3 yükselerek dikkat çekici bir performans sergiledi. Özellikle Japonya piyasalarında güçlü alımlar görüldü. Nikkei 225 endeksi tarihi zirvelerine yaklaşırken, yatırımcıların hem şirket kârlılıklarına hem de ekonomik büyüme beklentilerine ilişkin iyimserliği dikkat çekti. Kripto para piyasaları da risk iştahındaki artıştan payını aldı. Bitcoin yaklaşık iki haftanın en yüksek seviyesine ulaşarak yatırımcıların alternatif varlıklara yöneldiğini gösterdi.

Değerli metaller tarafında ise dikkat çekici yükselişler yaşandı. Altın fiyatları yaklaşık yüzde 3 artış kaydederken, gümüş fiyatlarında yüzde 4’e yakın yükseliş görüldü. Jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmamış olması ve merkez bankalarının politikalarına ilişkin belirsizlikler, yatırımcıların güvenli liman talebini canlı tutuyor.

Sanayi metallerinde de yükseliş gözlendi. Londra Metal Borsası’nda işlem gören bakır fiyatları yüzde 1’in üzerinde değer kazandı. Bu durum, küresel ekonomik aktivitenin güçlenebileceğine yönelik beklentilerle ilişkilendiriliyor. Türkiye piyasalarında ise dolar/TL kuru sabah saatlerinde 46,27 seviyelerinde işlem gördü.

Merkez Bankalarının Kritik Haftası Başlıyor

Küresel piyasalar açısından bu hafta yalnızca jeopolitik gelişmeler değil, merkez bankalarının faiz kararları da büyük önem taşıyor. Dünya ekonomisinin önemli bölümünü temsil eden 20’den fazla ülkenin merkez bankasının bu hafta para politikası kararlarını açıklaması bekleniyor.

Uzmanlara göre İran kaynaklı gelişmeler, merkez bankalarının önündeki temel soruyu daha da karmaşık hale getiriyor. Politika yapıcılar açısından en önemli konu, mevcut ortamda enflasyon riskinin mi yoksa ekonomik büyümedeki yavaşlamanın mı daha büyük tehdit oluşturduğu.

Avrupa Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta 2023 yılından bu yana ilk kez faiz artırımı gerçekleştirmesi, gelişmiş ekonomiler arasında para politikalarında ayrışmanın daha belirgin hale geldiğini gösterdi. Bu hafta yatırımcıların odağında özellikle ABD Merkez Bankası (Fed), İngiltere Merkez Bankası (BOE) ve Japonya Merkez Bankası (BOJ) bulunuyor. Piyasa beklentileri Fed ve BOE’nin faiz oranlarında değişikliğe gitmeyeceği yönünde şekilleniyor. Buna karşılık Japonya Merkez Bankası’nın para politikasında ilave sıkılaştırma adımları atabileceği öngörülüyor.

Küresel Faiz Görünümünde Ayrışma Derinleşiyor

Dünya genelinde merkez bankalarının izlediği para politikaları arasındaki farklılıklar giderek belirginleşiyor. Norveç ve Avustralya merkez bankaları son dönemde faiz artırımı gerçekleştirmiş olsa da yakın vadede yeni bir artış için acele etmeyecekleri değerlendiriliyor.

İsviçre Merkez Bankası ise farklı bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor. Küresel belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman olarak gördüğü İsviçre frangına yönelik talep nedeniyle banka üzerinde farklı baskılar oluşuyor. Bu nedenle politika faizinin sıfır seviyesinde tutulması bekleniyor.

Gelişmekte olan ülkelerde ise daha farklı dinamikler öne çıkıyor. Brezilya ve Rusya merkez bankalarının ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla faiz indirimlerine yönelebileceği konuşuluyor. Çek Cumhuriyeti’nde ise enflasyon görünümüne bağlı olarak yeni bir faiz artışı ihtimali değerlendiriliyor.

Fed’in Yeni Başkanı Kevin Warsh İlk Sınavını Verecek

Bu haftanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri de Fed’in yeni başkanı Kevin Warsh liderliğinde gerçekleştirilecek ilk toplantı olacak. Piyasa katılımcıları Warsh’ın para politikası konusundaki yaklaşımını anlamaya çalışıyor. Özellikle enflasyonla mücadele konusunda nasıl bir tutum sergileyeceği ve Fed’in bağımsızlığına ilişkin vereceği mesajlar yakından izlenecek.

Ekonomistler, Warsh’ın enflasyonla mücadele konusunda kararlı bir duruş sergilemesinin piyasalar açısından güven verici olacağını düşünüyor. Buna karşılık siyasi baskılar altında hareket ettiği yönünde oluşabilecek bir algının Fed’in kredibilitesine zarar verebileceği belirtiliyor.

Andersen Enstitüsü ekonomistlerinden ve Fed’in eski para politikası yöneticilerinden James Clouse, yeni başkanın son derece zorlu bir süreçten geçtiğini ifade ediyor. Clouse’a göre hem enflasyon hem de büyüme risklerinin aynı anda gündemde olduğu bir dönemde politika oluşturmak kolay değil. Columbia Threadneedle portföy yöneticisi Ed Al-Hussainy ise Warsh’ın uzun süredir para politikası konusunda kapsamlı açıklamalarda bulunmadığını belirterek yatırımcıların şu anda onun yaklaşımını anlamaya çalıştığını söylüyor.

Cato Enstitüsü uzmanlarından Norbert Michel de Warsh’ın siyasi talepler doğrultusunda hareket edeceği yönündeki yorumların abartılı olduğunu düşünüyor. Michel’e göre yeni Fed Başkanı, merkez bankacılığının temel prensiplerini bilen ve kurumun bağımsızlığının öneminin farkında olan bir isim olarak değerlendiriliyor.

Önümüzdeki günlerde açıklanacak kararlar ve verilecek mesajlar, yalnızca ABD piyasalarının değil, küresel finans sisteminin genel yönü üzerinde de belirleyici görev alacak. Bu nedenle yatırımcılar hem jeopolitik gelişmeleri hem de merkez bankalarının politika sinyallerini dikkatle izlemeyi sürdürüyor.

İLGİLİ HABERLER