Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr.
Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, Türkiye'nin 2025 yılında orman yangınları açısından tarihinin en ağır dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.
Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre yıl içinde 3 bin 224 yangın kaydedildi.
Bu yangınlarda 81 bin 473 hektar orman alanı kül oldu.
Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, 1988-2025 döneminde yanan alan bakımından 2021'den sonraki en ağır yılın 2025 olduğunu kaydetti.
Geçen yıl yaşanan 3 bin 797 yangında yaklaşık 27 bin 500 hektar alan yanmıştı. 2025'te yangın sayısı yaklaşık yüzde 15 azalmasına karşın yanan alan neredeyse 3 katına çıktı.
Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, bu durumun birkaç büyük yangının toplam kaybı ne kadar ciddi biçimde artırabildiğini gösterdiğini ifade etti.
Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, büyük yangınların Ege ve Akdeniz kuşağında yoğunlaşmasının tesadüf olmadığını belirtti.
Akdeniz ikliminin sıcak ve kurak yazları, düşük nem oranları, kuruyan bitkisel materyal ve zaman zaman etkili olan kuvvetli rüzgarlarıyla yangının yayılması için elverişli koşullar oluşturduğunu aktardı.İklim değişikliğinin bu temel koşulları daha da ağırlaştırdığını vurgulayan Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, "Yangının ne kadar büyüyeceği; hava sıcaklığı, bağıl nem, rüzgar, kuraklık, arazi eğimi, bitki örtüsü, yanıcı madde miktarı ve müdahale imkanları gibi çok sayıda faktörün ortak sonucu" dedi.2025 verilerinin büyük alan kayıplarının yalnızca Ege ve Akdeniz kıyılarıyla sınırlı olmadığını gösterdiğini kaydeden Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, farklı iklim ve coğrafya özelliklerine sahip bölgelerde de geniş alan kayıpları yaşanabildiğini söyledi.
Orman Genel Müdürlüğü'nün 2025 yılı verilerine göre çıkış nedeni belirlenebilen her 10 yangından yaklaşık 9'unun insan kaynaklı olduğunu dile getiren Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, "Bu yangınların büyük bölümü kasıt değil; ihmal ve kazalar tarafından oluşuyor" dedi.
Kontrolsüz ateş kullanımı, anız ve bitki artıklarının yakılması, söndürülmeden bırakılan ateşler, sigara izmaritleri, enerji hatları ve makinelerden çıkan kıvılcımların özellikle yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar koşullarında geniş alanlara yayılan yangınlara dönüştüğünü aktardı.
Toplumun ormanların gerçek değerini bilmediğine dikkati çeken Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, "Orman yalnızca ağaçların bulunduğu bir alan değil, toprağı, suyu, bitkileri, hayvanları, mikroorganizmaları ve atmosferle sürekli etkileşim halinde olan yaşayan bir ekosistem.
Orman, doğanın sessiz çalışan yaşam destek sistemi. İklimi, suyu, toprağı ve yaşamı destekleyen çok sayıda işlevi her gün yerine getirirler.
Bu nedenle bir ormanın gerçek değerini yalnızca ağaç sayısıyla ve kapladığı alanla ölçemeyiz" ifadelerini kullandı.
Ormanların iklimi düzenlemeden suyu yönetmeye, toprağı korumadan yaşamı desteklemeye kadar dört temel ekosistem hizmeti sunduğunu belirten Prof.
Dr.
Kayıkçıoğlu, "Orman yangınlarında sadece ağaçlar değil, koca bir ekosistem yok oluyor.
Orman insanlar için çalışan bir ekosistem, iklimi düzenlemekten suyu ve toprağı korumaya kadar pek çok hizmeti bize karşılıksız sunuyor.
Bize düşen, bu doğal sermayeyi korumak ve bilimsel bir anlayışla sürdürülebilir biçimde yönetmektir" diye konuştu.