Sıfır Atık ve Verimlilik Konuşuldu
Sıfır Atık Forumu bünyesinde gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısı, Türkiye’nin yeşil enerji ve sürdürülebilirlik vizyonunu bir kez daha küresel gündemin merkezine taşıdı.
Jeopolitik ve Ekonomik Krizlere Dikkat Çekildi
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, dünya genelinde yaşanan jeopolitik ve ekonomik krizlere dikkat çekerek, geleceğin anahtarının "verimlilik" olduğunu vurguladı ve Türkiye’nin stratejik yatırım hedeflerini paylaştı.
Küresel Krizlerin Panzehri: Sıfır Atık ve Verimlilik
Dünyanın son yıllarda üst üste çok büyük sınavlardan geçtiğini belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar; COVID-19 pandemisi, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, ticaret savaşları, doğal afetler, Ukrayna'daki savaş ve İran eksenli son gelişmelerin petrol ve doğal gaz piyasalarında tarihin en büyük arz şoklarına yol açtığını ifade etti.
Tasarruf Edilen Her Kilovatsaat En Ucuz Kaynaktır
Bakan Bayraktar, böylesi öngörülemez ve karmaşık bir küresel atmosferde "Sıfır Atık" ile "enerji verimliliği" kavramlarının artık bir tercihten ziyade zorunluluk haline geldiğini belirterek şu dikkat çekici ifadeleri kullandı:“Her ikisi de değeri en üst düzeye çıkarır.
Her ikisi de çevreyi korur.
Her ikisi de ekonomik dayanıklılığımızı güçlendirir.
Ve her şeyden önemlisi, her ikisi de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yansıtır.”
2030 Hedeflerine Doğru: 20 Milyar Dolarlık Dev Bütçe
Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını somut adımlarla gösterdiğini ifade eden Bakan Bayraktar, 2024 yılında yürürlüğe giren 2030 Enerji Verimliliği Stratejisi ve İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın detaylarını aktardı.
İklim Diplomasisinde Yeni Dönem ve Uluslararası İş Birliği Çağrısı
Dünya COP31'e doğru emin adımlarla ilerlerken, enerji verimliliği konusunun küresel iklim ve kalkınma masalarında artık başköşede yer alması gerektiğinin altını çizen Bakan Bayraktar, verimliliğin sadece çevresel bir faktör olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomide bir "rekabetçilik ve güvenlik" unsuru haline geldiğini belirtti.