Ignaz Semmelweis kimdir ve el yıkamanın tıp tarihindeki önemi nedir?

Tıp tarihinde önemli bir yere sahip olan Ignaz Semmelweis, el hijyeninin önemini keşfederek pek çok anneyi ölümden kurtarmıştır. Semmelweis'in bu buluşu, tıp alanında devrim niteliğinde bir adım olmuş ve hastane enfeksiyonlarını önlemede büyük ilerlemeler sağlamıştır.

Ignaz Semmelweis, lohusa hummasının görünmeyen taşıyıcısını fark ederek el hijyenini zorunlu hâle getirdi.

Binlerce annenin hayatını kurtaran bu buluş, kendi çağında reddedildi.

Ellerini yıkayın dedi, deli ilan edildiIgnaz Semmelweis ve görünmeyen katillere karşı verilen savaş, tıp tarihinde bazı keşiflerin yeni bir ilacın bulunmasıyla yapıldığını gösteriyor.

Ancak bazıları yalnızca bir insanın, herkesin doğru kabul ettiği bir düşünceye karşı çıkacak cesareti göstermesiyle doğar.

Bu hikâye, binlerce annenin hayatını kurtaran; ancak kendi çağında anlaşılamayan bir doktorun hikâyesidir.

Avusturya İmparatorluğu’nun başkenti Viyana, dönemin en saygın tıp merkezlerinden biri olan Viyana Genel Hastanesi’ne ev sahipliği yapıyordu.

Avrupa’nın dört bir yanından gelen hekimlerin eğitim aldığı bu büyük kurumda, doğum kliniğinde sessiz bir felaket yaşanıyordu.

Yeni doğum yapan kadınlar, bebeklerini kucaklarına aldıktan birkaç gün sonra yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı ve hızla ilerleyen enfeksiyon nedeniyle yaşamını yitiriyordu.

Lohusa humması neden bu kadar yaygındı?

Halk bu hastalığa lohusa humması diyordu. Ölüm o kadar yaygındı ki bazı kadınlar hastanede doğum yapmak yerine evde doğurmayı tercih ediyor, hatta hastaneye gitmekten korkuyordu. Çünkü o yıllarda bir doğum kliniğine girmek, kimi zaman ölüme yürümek anlamına geliyordu.

Kimse bunun nedenini bilmiyordu.

Kimi kötü havayı suçluyordu, kimi doğum sancılarını, kimi ise kaderi.

Genç Macar hekim Ignaz Semmelweis, bütün bu açıklamaların arasında tek bir soruya takılmıştı: Neden aynı hastanenin iki doğum kliniğinde ölüm oranları birbirinden bu kadar farklıydı?

Birinci klinikte lohusa hummasına bağlı ölümler bazı dönemlerde korkutucu seviyelere ulaşıyordu. İkinci klinikte ise bu oran belirgin biçimde daha düşüktü.

Semmelweis'in gözlemleri ve bulgularıİki klinik aynı binadaydı, aynı şehirdeydi ve aynı havayı soluyordu.

Semmelweis günlerce gözlem yaptı, hastane kayıtlarını inceledi, doktorlarla konuştu ve doğumları izledi.

Ancak aradığı cevap bir türlü ortaya çıkmıyordu.

Ta ki yakın arkadaşı, adli tıp profesörü Jakob Kolletschka, otopsi sırasında parmağını neşterle yaralayana kadar.

Kolletschka birkaç gün içinde yüksek ateş, yaygın enfeksiyon ve organ yetmezliği nedeniyle yaşamını kaybetti.

Semmelweis, arkadaşının otopsi raporunu okuduğunda sarsıldı.

Kolletschka’nın ölümündeki bulgular, lohusa hummasından ölen kadınların bulgularıyla neredeyse birebir aynıydı. İşte o anda zihninde tıp tarihini değiştirecek bir soru doğdu: Ya hastalık havadan değil, ellerden bulaşıyorsa?

O yıllarda bakteriler henüz bilinmiyordu ve mikroorganizmaların hastalıklara yol açtığı kabul edilmemişti.

Semmelweis’in elinde mikroskobik kanıtlar yoktu, fakat çok güçlü bir gözlemi vardı.

Birinci klinikte çalışan doktorlar ve tıp öğrencileri, sabahları otopsi yaptıktan sonra doğrudan doğumhaneye geçiyordu.

Semmelweis’e göre ellerinde gözle görülmeyen ölümcül parçacıklar taşıyor olabilirlerdi.

Bu düşünce, dönemi için sarsıcıydı.

Semmelweis, radikal bir karar alarak doğumhaneye girmeden önce herkesin klorlu kireç çözeltisiyle ellerini yıkamasını zorunlu hâle getirdi.

El yıkama uygulamasının başlamasının ardından lohusa hummasına bağlı ölüm oranları kısa sürede dramatik biçimde düştü ve yüzde 1’in altına kadar indi.

Binlerce annenin hayatı kurtuluyordu.

Semmelweis doğruyu bulduğunu düşünüyordu ve artık meslektaşlarının da bu gerçeği kabul edeceğine inanıyordu.

Ancak birçok hekim, hastalarını kendi elleriyle ölüme taşımış olabilecekleri fikrini kabul etmek istemedi. “Doktorların elleri ölüm taşıyor” düşüncesi, dönemin tıp anlayışına ve mesleki gururuna ağır geliyordu.

Semmelweis alaya alındı, eleştirildi, dışlandı ve görevinden uzaklaştırıldı.

Veriler ortadaydı; ölümler azalmıştı.

Fakat önyargılar, kanıtlardan daha güçlüydü.

Yıllar geçtikçe Semmelweis yalnızlaştı ve ruhsal sağlığı bozuldu. 1865 yılında ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırıldı.

Burada kaldığı sırada oluşan bir el yarasının enfekte olduğu ve gelişen sepsis nedeniyle yaşamını kaybettiği genel olarak kabul edilmektedir.

Semmelweis öldüğünde fikirleri hâlâ geniş kabul görmemişti.

Ancak birkaç yıl sonra Louis Pasteur, mikroorganizmaların hastalıklara neden olabileceğini ortaya koydu.

Ardından Joseph Lister, antiseptik cerrahi uygulamalarını geliştirerek enfeksiyon kontrolünde yeni bir dönemin kapısını açtı.

Pasteur’ün mikrop teorisi ve Lister’ın antiseptik cerrahisi, Semmelweis’in yıllar önce sezgi, gözlem ve veriyle ulaştığı sonucun bilimsel temelini oluşturdu.

Bilim, sonunda onu haklı çıkarmıştı.

Bugün el hijyeni, enfeksiyon kontrolünün en temel uygulamalarından biri kabul ediliyor.

Ameliyathanelerden yoğun bakımlara, doğumhanelerden aile sağlığı merkezlerine kadar milyonlarca sağlık çalışanı, her gün Semmelweis’in yaklaşık iki asır önce savunduğu ilkeyi uyguluyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün el hijyeni konusundaki küresel önerileri de, Semmelweis’in öncülük ettiği yaklaşımın modern sağlık sistemindeki güçlü yansımasıdır.

Bugün Ignaz Semmelweis, tarihçiler tarafından “Annelerin Kurtarıcısı” olarak anılıyor ve modern enfeksiyon kontrolünün öncülerinden biri kabul ediliyor.

Bu hikâye, bilim bazen yalnızca yeni bir keşif yapmak değildir. İnsanların inanmak istemediği bir gerçeği söyleyebilme cesaretidir.

Yeni fikirler çoğu zaman önce reddedilir, sonra alaya alınır, ardından yalnız bırakılır.

Ancak gerçek, er ya da geç kendine bir yol bulur.

Ignaz Semmelweis yalnızca doktorlara ellerini yıkamayı öğretmedi; o, görünmeyen düşmanlara karşı verilen savaşın ilk öncülerinden biri oldu.

İLGİLİ HABERLER