İslam düşüncesine önemli katkılarda bulunan Nurettin Topçu'yu nasıl anmalıyız?

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Nurettin Topçu'yu vefatının 51'inci yılında anarak, onun düşünce dünyasına dair önemli detayları paylaştı.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türk düşünce dünyasının önemli isimlerinden Nurettin Topçu'yu vefatının 51'inci yılında rahmetle anmasının ardından, A Haber ekranlarında yayımlanan Portre programında Topçu'nun hayatı, fikir dünyası ve geride bıraktığı miras geniş kapsamlı şekilde ele alındı.

Nurettin Topçu'nun Hayatı ve Eğitim Süreci Nasıldı?

Programda, filozof, sosyolog, yazar ve eğitimci kimliğiyle tanınan Nurettin Topçu'nun çocukluk yıllarından Sorbonne Üniversitesi'ndeki akademik başarısına, sürgünlerle geçen öğretmenlik hayatından Anadolu merkezli fikir dünyasına kadar pek çok yönü izleyiciye aktarıldı.1909 yılında Erzurumlu bir baba ile Erzincanlı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Nurettin Topçu'nun, genç yaşta devlet bursuyla Fransa'ya gönderildiği hatırlatıldı.

Programda, Topçu'nun Sorbonne Üniversitesi'nde doktora unvanı alan ilk Türk olduğuna dikkat çekildi.

Akademik Kariyerini Neden Tercih Etmedi?

Doktora çalışmasının büyük ilgi görmesine rağmen Fransa'da kalmayı reddeden Topçu'nun, akademik kariyer yerine ülkesine dönmeyi tercih ettiği anlatıldı.

Türkiye'ye dönüşünün ardından üniversitelerde görev alamayan Nurettin Topçu'nun öğretmenliği seçmek zorunda kaldığı aktarıldı.

Galatasaray Lisesi'nde görev yapan Topçu'nun, öğrencilerine ders aralarında tasavvuf anlattığı ve ilerleyen yıllarda Nakşibendi şeyhi Abdülaziz Bekkine Efendi ile tanışmasının fikir dünyasında önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edildi.

Nurettin Topçu'nun Fikir Dünyası ve Etkileri Nasıldı?

Programda, Nurettin Topçu'nun tek bir kalıba sığdırılamayacak bir fikir insanı olduğuna vurgu yapıldı. İslam düşünürü kimliğinin yanı sıra milliyetçi yönünün de bulunduğu, kendisini zaman zaman "sosyalist" olarak tanımladığı, Anadolu insanını merkeze alan fikirleri nedeniyle döneminin siyasi kutuplaşmalarında yoğun eleştirilerle karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Topçu, din ile ilmin karşı karşıya getirilmesini eleştirerek, "İlime bakmayın, din bunu söylemiyor diyenler de; bütün hakikatleri sadece dinde arayın, ilimler yanıltır diyenler de yanlış görüştedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bu yaklaşım, Topçu'nun hem dini hem de bilimi birlikte değerlendiren düşünce sisteminin temel taşlarından biri olarak vurgulandı.

Sürgün Yılları ve Etkileri Nelerdi?

Programda, fikirleri nedeniyle Galatasaray Lisesi'nden İzmir'e, ardından Denizli'ye gönderilen Nurettin Topçu'nun sürgün yıllarına da geniş yer ayrıldı.

Denizli'de Bediüzzaman Said Nursi ile tanıştığı belirtilirken, Topçu'nun şu sözleri de ekrana getirildi: "Üç kişiye el uzatın; hastaya, garibe ve muhitinde anlaşılmayan, bu yüzden kalabalığın arasında yalnızlığa mahkûm bedbahta."Fransa yıllarında hareket felsefesinin kurucusu Maurice Blondel'den etkilenen Topçu'nun, bu düşünceyi Anadolu'nun kültürel ve manevi birikimiyle yeniden yorumladığı anlatıldı.

Batı düşüncesini yakından tanımasına rağmen Anadolu'ya sırtını dönmediği, "Anadoluculuk" düşüncesini hayatı boyunca savunduğu vurgulandı.

Başkan Erdoğan'ın Anma Törenindeki Hatıraları Nelerdi?

Programın sonunda, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2017 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri törenindeki konuşmasına da yer verildi.

Erdoğan, Sorbonne Üniversitesi'nde doktora tezini yılın en başarılı çalışması seçilen Nurettin Topçu'ya ödül olarak altın saat veya yurt dışı seyahati teklif edildiğini anlatarak, Topçu'nun şu isteğiyle salonda büyük takdir topladığını hatırlattı: "Sorbonne Üniversitesi'nin giriş ve çıkış kulelerinde 24 saat boyunca Türk bayrağının dalgalanmasını istiyorum."Başkan Erdoğan, Topçu'nun bu tavrını "vatanseverlik şuurunun en güçlü örneklerinden biri" olarak değerlendirdi.

Nurettin Topçu'nun, 10 Temmuz 1975'te hayatını kaybettiği hatırlatılan programda; geride deneme, roman, inceleme, çeviri ve eğitim alanında çok sayıda eser bıraktığı ifade edildi.

Programda ayrıca, Topçu'nun 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında Vefa Ödülü ile anıldığı da hatırlatıldı.

Portre programı, Nurettin Topçu'nun Yarının Türkiyesi adlı eserindeki ifadelerle sona erdi: "Yarının Türkiye'sinin kurucuları; yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz çalışan ruh cephesinin maden işçileri olacaklardır.

Bu ruh amelesinin ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir."

İLGİLİ HABERLER