Sanayi metalleri, geçtiğimiz hafta sergilediği güçlü rallinin ardından yönünü aşağı çevirdi.
Fed buluşması öncesinde, başta bakır olmak üzere nikel ve çinko cephesinde satış baskısı ağırlık kazanırken, enerji fiyatlarındaki tırmanış da metal piyasalarında çift yönlü bir riski beraberinde getiriyor.
Piyasada en çok dikkat çeken hareket bakırda yaşandı.
Londra Metal Borsası (LME) ekranlarında geçtiğimiz hafta 14 bin 779 dolar ile tüm zamanların rekorunu kıran üç aylık bakır kontratı, son işlemlerde 14 bin 24,5 dolara kadar çekildi.
Bu durum, bakırın sadece birkaç işlem gününde tarihi zirvesinden yüzde 5 oranında gerilemesine yol açtı.
Bakır cephesindeki kâr satışları Asya seansında çok daha keskin hissedildi.
LME kontratı gece işlemlerinde yüzde bir virgül 42 değer kaybederken, Şanghay'da en yoğun işlem gören bakır kontratında bu kayıp yüzde üç virgül 29'u buldu.
Açık pozisyon miktarındaki erime, yukarı yönlü beklentiyle alım yapan yatırımcıların piyasadan çekilmeye başladığını gösteriyor.
Bakırın henüz birkaç gün önce rekor kırmış olması da yaşanan kâr satışlarının ivmesini hızlandıran bir etken.
Hatırlanacağı üzere, bakır fiyatları 8 Eylül tarihinde 14 bin 779 dolara ulaşarak zirveyi test etmişti. Şu an gelinen 14 bin dolar civarındaki seviyeler, oldukça kısa bir zaman diliminde 750 dolarlık bir geri çekilmeyi ifade ediyor.
Sanayi metallerindeki bu geri çekilmenin arkasında yatan en kritik gelişmelerden biri, Fed'in 15-16 Eylül tarihlerinde yapacağı toplantı oldu.
ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin gün içerisinde yüzde 5 sınırını aşması ve dolar endeksinin güç kazanması, dolar bazlı fiyatlanan metallere yönelik iştahı zayıflatıyor.
Tahvil getirilerindeki bu artış yatırımcıları riskli varlıklardan uzaklaştırırken; değerlenen dolar, ABD dışındaki alıcılar için bakır, nikel ve benzeri metallerin maliyetini yükseltiyor.
Tüm bu nedenlerle Fed'in piyasaya vereceği sinyaller, sanayi metallerinin kısa vadeli rotasını belirlemede hayati öneme sahip.
Enerji fiyatlarındaki tırmanış ise mevcut durumu çok daha girift bir yapıya büründürüyor.
Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde tutunması metal üreticileri için enerji giderlerini katlarken; diğer yandan enflasyonist baskıları destekleyerek faizlerin daha uzun bir süre yüksek seviyelerde kalacağı yönündeki endişeleri besliyor.
Bakırda gözlemlenen bu zayıflık, diğer sanayi metallerini de etkisi altına aldı.
Nikel cephesinde en çok işlem gören Şanghay kontratı günün ilk yarısında yüzde 0,77 oranında geri çekilirken, rafine nikel fiyatlarında da aşağı yönlü bir seyir izlendi.Çinkoya bakıldığında, Londra kontratı yüzde bir virgül 53 değer kaybederek ton başına üç bin 804,5 dolara indi.
Gün içinde çinko fiyatlarının üç bin 766,5 dolara kadar gevşemesi, güçlü dolar kaynaklı baskının sadece bakırı değil tüm baz metalleri vurduğunu kanıtladı.
Nikelde yüksek stok miktarları ve zayıf talep beklentisi satışları hızlandırıyor.
Ancak üretim maliyetlerinin yüksek seyretmesi, fiyatların daha da derin bir düşüş yaşamasını engelleyen önemli bir bariyer görevi görüyor.
Alüminyum piyasası ise rakiplerinden daha farklı bir senaryo çizdi. Şanghay vadeli işlemlerinde bir miktar zayıflık göze çarpsa da, düşen fiyatların alıcıları yeniden piyasaya döndürmesiyle spot fiyatlarda bir toparlanma yaşandı.
A00 alüminyum fiyatı 15 Eylül tarihinde ton başına 24 bin 140 yuana çıkarak, bir önceki işlem gününe kıyasla 60 yuanlık bir artış kaydetti.
Bu hareketle alüminyum; bakır, nikel ve çinkoda izlenen sert geri çekilmelere karşı görece dirençli bir duruş sergiledi.Önümüzdeki dönemde sanayi metallerinin izleyeceği rota sadece Fed kararlarına bağlı olmayacak.
Küresel bakır madeni arzındaki sıkışıklık ile birlikte elektrik şebekeleri, veri merkezleri ve elektrikli otomobillerden kaynaklanan uzun vadeli talep beklentisi fiyatlara destek sağlarken; kısa vadeli dolar ve faiz dalgalanmaları piyasayı aşağı yöne itmeye devam ediyor.
Bu dalgalanmalar Türkiye pazarı açısından da kritik bir anlam taşıyor.
Bakır, alüminyum, nikel ve çinko fiyatlarındaki her değişim; kablo, otomotiv, beyaz eşya, makine, inşaat ve metal işleme gibi dev sektörlerin doğrudan girdi maliyetlerine etki ediyor.
Bu sebeple, sanayi metallerinde yaşanan bu son fiyat dalgası, Türkiye'deki üretici maliyetleri bağlamında oldukça yakından takip ediliyor.