Nevra Serezli, uzun yıllara dayanan sanat kariyerinde şöhretin kendisine sağladığı faydaları sorguladı.
LETA Dergisi'ne verdiği samimi röportajda, tiyatro tutkusundan, Metin Serezli ile olan ilişkisine kadar birçok konuya değindi. Özellikle şöhretle ilgili düşünceleri dikkat çekti.
Tiyatro mu Sinema mı?
Hangi Alan Daha Özgürlük Tanıyor?
Serezli, hangi alanda kendisini daha iyi ifade ettiğini sorduğunda, tiyatronun tek cevabı olduğunu belirtti.
Tiyatro ile başladığı için ve 60 yıla yakın bir süredir sahnede bulunduğu için bu alanın kendisi için özel bir önemi olduğunu ifade etti.
Sinema ve televizyon gibi diğer alanlarda da çalıştığını, ancak asıl mesleğinin tiyatro olduğunu vurguladı.
Tiyatroda sahneye çıkmanın getirdiği sorumlulukları da dile getiren Serezli, sahnede yalnızca kendisinin olduğunu ve her şeyin onun omuzlarında olduğunu belirtti.
Bu durumun, sahne üzerindeki deneyimlerini daha da derinleştirdiğini söyledi.Şöhretin Getirdiği Sorumluluklar Neler?
Serezli, şöhreti asla umursamadığını ve bu konuda bir hedef belirlemediğini ifade etti.
Oğlu Murat Serezli'nin de aynı düşünceleri paylaştığını belirten sanatçı, işini iyi yapmanın kendisi için daha önemli olduğunu vurguladı.
Sokakta tanınmanın kendisine nasıl hissettirdiğini de dile getiren Serezli, bu durumun bazen hoş bir duygu, bazen de rahatsız edici olabileceğini belirtti.Şöhretin getirdiği dikkatli davranma zorunluluğunun hayatını nasıl etkilediğini anlatan Serezli, normal insani hislerini bile yaşamanın zorlaştığını ifade etti.
Trafikte bile dikkatli olmak zorunda kaldığını ve bu durumun kendisini kısıtladığını söyledi.
Tiyatroya Olan Tutkusu Nasıl Başladı?
Nevra Serezli, tiyatroya olan tutkusunun çocukluk yıllarına dayandığını belirtti.
Küçük yaşlardan itibaren sahne hayalleri kurduğunu ve oyunlar oynadığını ifade etti.
Kendi çocukluğuna dair anılarını paylaşan Serezli, evdeki oyunlarının ve taklitlerinin onun sanat hayatına olan ilgisini beslediğini söyledi.
Okul yıllarında tiyatroya daha ciddi bir şekilde yöneldiğini ve birçok klasik tiyatro oyununu okuduğunu belirten Serezli, bu tutkunun içten geldiğini vurguladı.
Tiyatrocu olma kararı almasının ardında başka bir meslek düşüncesinin olmadığını ifade etti.
Günümüz Dünyasında Mizah ve SıcaklıkSerezli, günümüzde mizahın giderek azaldığını ve insanların yaşadığı olumsuzlukların bu durumu etkilediğini belirtti.
Savaşlar ve olumsuz algıların, insanların gülme isteğini azalttığını ifade etti.
Ancak, yaptığı işte mizahı doğru bir şekilde sunabilmenin insanlara mutluluk verebileceğini de sözlerine ekledi.
Son olarak, tiyatroda hem güldüren hem de düşündüren eserlerin önemine değinen Serezli, Ağaçlar Ayakta Ölür adlı oyunun bu iki unsuru harmanladığını belirtti.
Seyircinin empati kurarak oyundan mutlu bir şekilde ayrıldığını düşündüğünü ifade etti.
Serezli, iyi oyuncunun tanımının zamanla değişmediğini ve bunun seyirci tarafından belirlendiğini belirtti.