ABD'nin Japonya'ya düzenlediği nükleer saldırıların üstünden neredeyse 81 yıl geçse de "nükleer meselesi" dünyanın gündemi olmaya devam ediyor.
Dünya kamuoyu, nükleer silahların yıkıcı gücüyle İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda yüzleşti.
ABD, 1945 yılında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine iki atom bombası attı.İlk saldırıda patlama gücü yaklaşık 13 kilotonluk "Küçük Çocuk" (Little Boy) isimli bomba, 6 Ağustos sabahı 08.15'te Hiroşima'ya bırakıldı. Şehrin neredeyse yüzde 70'ini yok eden bomba nedeniyle 1945 sonuna kadar 140 bine yakın insan hayatını kaybetti.İkinci bomba "Şişman Adam" (Fat Man), 9 Ağustos'ta Nagazaki'ye atıldı.
Yaklaşık 74 bin kişinin ölümüne yol açan bu saldırıyla Japonya, İmparator Hirohito'nun ilanıyla 15 Ağustos 1945'te koşulsuz teslim oldu ve İkinci Dünya Savaşı sona erdi.
Japon yetkililere göre, iki saldırı sonucunda doğrudan ve dolaylı etkilerle yaklaşık yarım milyon insan yaşamını yitirdi.
Radyasyonun etkisiyle kanser, deformasyon, sakatlık ve psikolojik çöküntüler yıllarca sürdü.
Böylece ABD, dünyada ilk kez atom bombası kullanan ülke olarak tarihteki kayıtlara geçti.- NÜKLEER SİLAH KULLANIMINI KISITLAMA ÇABALARI1945'ten, tüm nükleer denemeleri hem sivil hem de askeri amaçlar için her ortamda yasaklayan çok taraflı Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması'nın (CTBT) kabul edildiği 1996'ya kadar geçen sürede dünya çapında 2 binden fazla nükleer deneme yapıldı.
ABD, 1945 yılından 1996'ya kadar 1032, dönemin SSCB'si 1949 ila 1990 yıllarında 715, İngiltere 1952'den 1991'e kadar 45, Fransa 1960 ila 1996'da 210 ve Çin 1964'ten 1996'ya kadar 45 nükleer deneme yaptı.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsüne (SIPRI) göre, halihazırda nükleer silaha sahip olduğu değerlendirilen 9 ülke ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail olarak sıralanıyor.İsrail ayrıca, Orta Doğu'da nükleer silahlara sahip tek ülke olarak öne çıkıyor.- NÜKLEER SİLAHLARDA GÜNCEL DURUMSIPRI 2026 verilerine göre, nükleer silaha sahip dokuz ülke, 2025'te nükleer cephaneliklerinin modernizasyon ve güçlendirme programlarını sürdürdü.
Bu ülkelerin çoğu, yıl içinde nükleer silah taşıyan veya nükleer silah taşıma kapasitesine sahip yeni silah sistemlerini konuşlandırırken Ocak 2026 verilerine göre, toplam küresel envanterde tahminen 12 bin 187 nükleer savaş başlığı bulunuyor.
Bunların yaklaşık 9 bin 745'i potansiyel kullanım amacıyla askeri stoklarda tutulurken stoklanan savaş başlıklarının tahminen 4 bin 12'si, Ocak 2026 itibarıyla füzelere ve uçaklara konuşlandırılmış durumda, geri kalanlar ise merkezi depolarda tutuluyor.
Bunun 2025 Ocak tahminine kıyasla konuşlandırılmış savaş başlığı sayısında yaklaşık 100 adetlik bir artış anlamına geldiği ifade ediliyor.
SIPRI, konuşlandırılmış savaş başlıklarının 2 bin 100 ile 2 bin 200 kadarının, balistik füzeler üzerinde yüksek operasyonel alarm durumunda tutulduğunu tahmin ederken bu yüksek alarm durumundaki savaş başlıklarının neredeyse tamamının Rusya ve ABD'ye ait olduğunu bildiriyor.
Dünyadaki nükleer savaş başlığı sayısı "azalmaya" devam ederken bunun nedeninin Rusya ve ABD'nin "emekliye ayrılmış" savaş başlıklarını sökmesi olarak gösteriliyor.
Buna rağmen "kullanılabilir ve konuşlandırılmış" savaş başlığı sayısı yükseliyor.
SIPRI verilerine göre, ABD ile Rusya'nın, küresel askeri stoklarda potansiyel kullanıma hazır nükleer savaş başlıklarının yaklaşık yüzde 83'üne ve dünyadaki bütün nükleer savaş başlıklarının yaklaşık yüzde 86'sına sahip olduğu öngörülüyor.
Hem ABD hem de Rusya'nın savaş başlıkları, taşıma sistemleri ve bunlarla bağlantılı üretim tesisleri dahil kendi nükleer cephaneliklerinin neredeyse bütün unsurlarını modernize etmek ve yenilemek amacıyla kapsamlı programlar yürüttüğü aktarılıyor.- ABD İLE İRAN ARASINDAKİ NÜKLEER ÇIKMAZABD ile İran arasındaki çatışmalarda da Tahran'ın nükleer silahlara sahip olma olasılığı önemli yer tutuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer kapasitesinin görüşülmesi gerektiğini savunurken Tahran'ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olamayacağı söylemini yineliyor.
ABD yönetimi, "İran'ın nükleer tehdidi" olduğunu iddia ederken İran ise, nükleer silah üretme hedefi olmadığını belirtiyor.