Tartı her şeyi göstermiyor : Bel çevresindeki yağlanmaya dikkat!

Kilo vermek isteyenlerin büyük bölümü değişimi tartı üzerinden takip ediyor. Tartıdaki rakam birkaç kilo düştüğünde yüzler gülerken, sayı uzun süre aynı kaldığında verilen emeklerin karşılıksız kaldığı düşünülebiliyor. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ise sağlıklı yaş alma sürecinde yalnızca tartıdaki kiloya bakmanın yeterli olmadığını belirterek bel çevresi, kas miktarı ve günlük yaşamda kullanılan fiziksel gücün de dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Müftüoğlu'nun aktardığı araştırmalar, vücut ağırlığından bağımsız olarak bel çevresindeki yağlanmanın sağlık açısından önemli göstergelerden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Milliyet'in haberine göre aynı kiloya sahip iki kişinin vücudundaki yağ dağılımının birbirinden oldukça farklı olabileceğine dikkat çekilirken, özellikle karın bölgesinde ve iç organların çevresinde toplanan visseral yağ öne çıkıyor.

Tartıdaki rakam vücudun tamamını anlatmıyorTartıya çıktığınızda karşılaştığınız rakam, vücudunuzdaki kas, yağ, kemik ve suyun toplam ağırlığını gösteriyor.

Bu nedenle yalnızca kilo üzerinden değerlendirme yapmak, vücut kompozisyonunun tamamı hakkında yeterli bilgi vermiyor.

Müftüoğlu da bu durumu oldukça akılda kalıcı bir ifadeyle anlatıyor.

Tartı kaç kilo olduğunuzu söylüyor ancak o kilonun nerede toplandığını söylemiyor.

Sağlık açısından kritik nokta da burada ortaya çıkıyor.

Kalça ve bacak çevresinde bulunan deri altı yağ dokusu ile karın boşluğunda, organların etrafında biriken visseral yağ aynı özellikleri taşımıyor.

Metabolik açıdan daha aktif olan visseral yağ dokusunun fazla olması; insülin direnci, tip 2 diyabet, yağlı karaciğer, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıklarıyla ilişkilendiriliyor.

Bu nedenle pantolonun bel kısmının giderek sıkmaya başlaması yalnızca dış görünüşle ilgili bir durum olmayabilir.

Bel çevresindeki artış erken ölüm riskiyle ilişkiliMüftüoğlu'nun aktardığı ve yaklaşık 650 bin yetişkinin değerlendirildiği geniş kapsamlı araştırmada, bel çevresi büyüdükçe erken ölüm riskinin de arttığı görüldü.

Araştırmada bel çevresindeki her 5 santimetrelik artışın erkeklerde yaklaşık yüzde 7, kadınlarda ise yaklaşık yüzde 9 daha yüksek ölüm riskiyle ilişkili olduğu belirlendi.Çalışmanın dikkat çeken noktalarından biri ise söz konusu ilişkinin farklı vücut kitle indeksi gruplarında da görülmesi oldu.

Başka bir ifadeyle, tartıda normal aralıkta görünmek, bel çevresindeki yağlanmanın sağlık açısından önemini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Bel çevresini değerlendirmek için kullanılabilecek pratik yöntemlerden biri de bel çevresinin boya oranına bakmak.

Bu yaklaşımda bel çevresinin, boyun yarısından daha küçük tutulması hedefleniyor. Örneğin 170 santimetre boyundaki bir kişinin bel çevresinin 85 santimetrenin altında olması hedefleniyor.

Boyu 180 santimetre olanlarda ise bu sınır yaklaşık 90 santimetre olarak değerlendiriliyor.

Bel ölçümü yapılırken karnı içeri çekmemek ve nefesi tutmamak gerekiyor.

Mezura bu noktada tartıdan biraz daha az nazik davranıyor çünkü kemerin gerçekten sıkmaya başlayıp başlamadığını gizlemek pek mümkün olmuyor.

Kasları korumak için protein gün içine yayılmalıMüftüoğlu'nun dikkat çektiği bir diğer nokta ise proteinin gün içerisindeki öğünlere dengeli şekilde dağıtılması.

Kahvaltı ve öğle yemeklerinde çok az protein tüketip günlük proteinin büyük bölümünü akşam öğününe bırakmak yerine, öğünlerin daha dengeli hazırlanmasının kasların korunmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Yumurta, yoğurt, kefir, balık, tavuk, et, peynir ve kuru baklagiller günlük beslenmede değerlendirilebilecek protein kaynakları arasında yer alıyor.

Bel çevresini küçültmek için tek başına etkili olacak mucizevi bir yiyecek bulunmuyor.

Bu noktada günlük beslenmenin tamamı önem taşıyor.

Müftüoğlu özellikle şekerli içeceklerin, fazla alkolün ve ultra işlenmiş gıdaların azaltılmasına dikkat çekiyor.

Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, yeterli protein ve sağlıklı yağların ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeninin uzun vadede daha sürdürülebilir olduğu belirtiliyor.

Baldır kasları da günlük hareketin önemli parçasıMüftüoğlu'nun üzerinde durduğu konulardan biri de baldır kasları.

Yürüyüş sırasında baldır kaslarının düzenli olarak kasılıp gevşemesi, bacaklardaki toplardamar kanının yerçekimine karşı yeniden kalbe doğru taşınmasına yardımcı olan kas pompasının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Bu nedenle gün içerisinde uzun süre hiç hareket etmeden oturmak yerine düzenli aralıklarla ayağa kalkmak, yürümek ve baldır kaslarını çalıştırmak önem taşıyor.

Düzenli beslenme ve hareket alışkanlığı birkaç ay sürdürüldükten sonra tartıya çıkmak elbette mümkün.

Ancak Müftüoğlu'nun yaklaşımında sağlıklı değişimi değerlendirmek için yalnızca kilo rakamına bakılmaması gerekiyor.

Bu süreçte bel çevresinin küçülüp küçülmediği, sandalyeden daha rahat kalkılıp kalkılmadığı, merdivenlerin daha kolay çıkılıp çıkılmadığı ve kişinin kendisini eskisine göre daha güçlü hissedip hissetmediği de dikkate alınması gereken göstergeler arasında bulunuyor.

İLGİLİ HABERLER