Yutma güçlüğü nedir ? Neden olur ? Yutma güçlüğü neden ciddiye alınmalı ?

Yutma güçlüğü, genellikle hafife alınan bir rahatsızlık olsa da, altta yatan ciddi hastalıkların belirtisi olabilir.

Yutma güçlüğü, çoğu zaman geçici bir şikayet olarak değerlendirilmektedir.

Ancak bu durum, özellikle giderek artıyorsa veya tekrarlıyorsa, özofagus hastalıklarının önemli bir işareti olabilir.

Genel Cerrahi Uzmanı Prof.

Dr.

Hasan Bektaş, yutma güçlüğünün her zaman ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.

Giderek artan ve tekrarlayan şikayetlerin basit bir yakınma olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

Prof.

Dr.

Bektaş, yutma güçlüğünün özofagusta darlık, reflüye bağlı hasar, hareket bozuklukları ve bazı durumlarda özofagus kanseri gibi hastalıkların belirtisi olabileceğini ifade etti. Özellikle katı gıdaların takılması, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı, göğüs ağrısı, kusma veya kanama gibi belirtilerle karşılaşıldığında, vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.

Yutma Güçlüğü ve Reflü İlişkisi Nedir?

Uzun süreli reflünün, mide asidinin özofagusa tekrarlayan teması sonucu kronik iltihaplanmaya ve hücresel değişikliklere yol açabileceğini belirten Prof.

Dr.

Bektaş, bazı hastalarda bu sürecin Barrett özofagusu adı verilen özel bir değişime dönüşebileceğine dikkat çekti.

Barrett özofagusu, kanser değildir, ancak özofagus adenokanseri gelişme riskini artıran önemli bir öncü durumdur.

Bu nedenle uzun süredir reflüsü olan, özellikle yutma güçlüğü, kilo kaybı veya tedaviye rağmen devam eden yakınmaları bulunan kişilerin endoskopik değerlendirme yaptırmaları önemlidir.

Prof.

Dr.

Bektaş, reflüyü yalnızca mide yanması olarak görmemek gerektiğini, gerekli hastalarda düzenli takip yapılması gerektiğini ifade etti.Özofagus Kanserinin Belirtileri Nelerdir?Özofagus kanserinin erken dönemde hiç belirti vermeyebileceğini veya belirtilerin çok hafif olabileceğini ifade eden Prof.

Dr.

Bektaş, hastaların başlangıçta lokmaların zor geçtiğini, yemek yerken takılma hissini ya da göğüs arkasındaki rahatsızlığı çoğu zaman reflü, gastrit veya yaşlanmaya bağlayabildiğini söyledi. Özellikle giderek artan yutma güçlüğü, istemsiz kilo kaybı, yutarken ağrı, geçmeyen göğüs arkası rahatsızlık ve ses kısıklığı gibi durumların mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Erken tanının tedavi başarısını belirgin şekilde artırdığını ifade eden Prof.

Dr.

Bektaş, ilerleyici yutma güçlüğünün asla ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Cerrahi Tedavi Seçenekleri Nelerdir?Özofagus kanserinde uygulanacak tedavi, hastalığın evresine göre belirlenmektedir.

Erken evre özofagus kanserinde (T1a) endoskopik tedavi yapılabilirken, daha ileri evrelerde cerrahi tedavi, hastalığın uzak organlara, lenf bezlerine yayılmamış ve ameliyatla tamamen çıkarılabilecek (T1b-T2) hastalarda en önemli seçeneklerden biridir.

Hastalığın daha da ileri evresine göre ameliyat öncesinde kemoterapi veya kemoradyoterapi uygulanması gerekebilir.

Günümüzde minimal invaziv torakoskopik, laparoskopik ve robotik cerrahinin, daha küçük kesilerle ve yüksek hassasiyetle ameliyat yapılmasına olanak sağladığını belirten Prof.

Dr.

Bektaş, uygun hastalarda daha az kan kaybı, daha az ameliyat sonrası ağrı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabileceğini ifade etti.

Amaç, yalnızca tümörü çıkarmak değil, onkolojik prensiplerden ödün vermeden hastanın iyileşme sürecini de kolaylaştırmaktır.

İLGİLİ HABERLER