İstanbul’un Üsküdar ilçesindeki Zeynep Kamil Hastanesi, bugün binlerce insanın dünyaya geldiği sağlık kurumlarından biri.
Ancak hastanenin hikâyesi, onu yaptıran ve isimlerini bu kuruma veren Zeynep Hanım ile Kamil Paşa’nın hayatlarına uzanıyor.
Zeynep Hanım ve Kamil Paşa'nın hikâyesiZeynep Hanım, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın kızıydı.
Kamil Paşa ise Osmanlı Devleti’nde çeşitli önemli görevler üstlenmiş bir devlet adamıydı.
Birbirlerini sevip evlenen çift, hayatları boyunca uzun ayrılıklar yaşadı.
Sürgün dönemlerinin ardından İstanbul’da yeniden buluştular.Çiftin yaşadığı ayrılıklarla dolu hayat, zamanla Ferhat ile Şirin’in hikâyesine benzetilerek anlatılır hale geldi.
Ancak Zeynep Hanım ile Kamil Paşa’nın evliliğinde çocuk sahibi olmak hiç mümkün olmadı.Çocukları olmayan çift, sahip oldukları imkânları yalnızca kendi hayatları için kullanmak yerine başka insanların yararlanabileceği bir eser bırakmayı tercih etti. Üsküdar’da satın aldıkları arazi üzerine yoksul ve kimsesiz insanların tedavi olabileceği bir hastane yaptırdılar.
Hastane, zamanla kurucularının isimleriyle anılmaya başladı ve Zeynep Kamil adıyla tanındı.
Zeynep Hanım ve Kamil Paşa’nın vefatından sonra da yapı sağlık hizmeti vermeyi sürdürdü.
Zeynep Kamil Hastanesi, farklı dönemlerde farklı işlevler üstlendi.
Savaş yıllarında askeri hastane olarak kullanılan kurum, daha sonraki süreçte modern tıp ve cerrahi uygulamalarının yapıldığı önemli merkezlerden biri haline geldi.
Bir dönem psikiyatri hastalarına da hizmet verdi.İlerleyen yıllarda ise kadın ve çocuk hastalıkları alanında uzmanlaşarak bugün bilinen kimliğine kavuştu.
Böylece İstanbul’un sağlık tarihinde uzun yıllara yayılan bir kurum olarak varlığını sürdürdü.
Bugün İstanbul’da pek çok insanın dünyaya geldiği Zeynep Kamil Hastanesi, çocuk sahibi olamayan bir çiftin geride bıraktığı en önemli miraslardan biri olarak yaşamaya devam ediyor.
Zeynep Hanım ve Kamil Paşa, yaptırdıkları hastanenin bahçesindeki türbede yan yana yatıyor.
Hastanenin girişinde ise kuruluşundan kalan şu ayet yer alıyor: “Fîhi şifâun li’n-nâs.” Türkçesiyle: “İnsanlar için onda şifa vardır.”