Dünyanın ilk kalıcı nükleer atık deposu olan Onkalo tesisi, Finlandiya'nın güneybatısındaki Eurajoki kasabasında, yerin tam 433 metre altında faaliyete geçmeye hazırlanıyor.
Nükleer santrallerin kurulmaya başlandığı 1950'li yıllardan bu yana küresel ölçekte çözümsüz kalan radyoaktif atık sorununa karşı atılan bu tarihi adım, tehlikeli maddeleri tam 100 bin yıl boyunca insanlıktan ve yaşam alanlarından tamamen izole etmeyi hedefliyor.
Nükleer enerjiden yararlanan ülkeler, onlarca yıldır üretilen zararlı radyoaktif atıkları güvenli biçimde saklamanın yollarını arıyordu.
Geçmişte geçici su havuzlarında soğutulan, bazı ülkelerce okyanuslara dökülen ya da dağların içine gömülmek istenip vazgeçilen atıklar için nihai çözüm Finlandiya'dan geldi. 2004 yılından bu yana sürdürülen ve yaklaşık 1 milyar euro bütçeyle yürütülen kazı çalışmaları sonucunda devasa bir yeraltı tünel ağı oluşturuldu.
Olkiluoto Nükleer Santrali’nin su havuzlarında tutulan kullanılmış uranyum yakıtları, yüksek güvenlikli özel kapsüllerle koruma altına alınacak.
Aşama aşama yürütülecek süreçte radyoaktif malzemeler önce demirden yapılmış dayanıklı bir çekirdeğe yerleştirilecek, ardından korozyona karşı direnç sağlamak amacıyla saf bakırla kaplanacak.
Bu kaplama yöntemi, dış etkenlere ve zamanın yıpratıcı gücüne karşı maksimum koruma sağlayacak şekilde tasarlandı.
Hazırlanan bakır kapsüller, Dünya üzerindeki en eski kayaç oluşumlarından biri kabul edilen 1,9 milyar yıllık Fenoskandiya Kalkanı'nın içine açılan özel deliklere indirilecek.
Kapsüllerin etrafı ise özel bir volkanik kil türü olan bentonit ile sıkıca doldurulacak.
Toplamda 6 bin 500 ton uranyum yakıtının Onkalo’nun 300 metrelik tünel ağına kademeli olarak yerleştirilmesi öngörülüyor.
Radyoaktif malzemelerin yeraltındaki tünellere nakil ve yerleştirme işlemlerinin yaklaşık 100 yıl sürmesi planlanıyor.
Sürecin tamamlanmasının ardından tesisin giriş kapıları bir daha asla açılmamak üzere çelik ve beton tıpalarla tamamen kapatılacak.
En az 100 bin yıllık dayanıklılık hedefiyle inşa edilen bu nükleer mezarlık, sızıntı riskini en aza indirmeyi amaçlıyor.
Proje genel kabul görse de bilim dünyasında muhtemel risklere dair farklı görüşler bulunuyor.
Yeraltı sularındaki sülfür maddesinin bakır kapsüllerde korozyona yol açarak zamanla sızıntı üretebileceği ihtimali en önemli çekinceler arasında yer alıyor.
Geçmişte radyoaktif atıklarını Rusya’ya nakleden Finlandiya ise bu devasa yatırımla kendi atıklarının sorumluluğunu tamamen üstlenmeyi hedefliyor.