Mizahla mücadelede kutsallara saygı ve etkili iletişim ön planda!

Ellerinde çok güçlü bir silah tutuyorlar: Mizah. Onlar için ne demektir mizah? “Her türlü kancıklığı yapabilirim,” demektir. O hâlde sormamız gereken soru şudur: Bir kancıkla nasıl mücadele edilir?

Karşımızdaki bir yiğit değil.

Yiğitle nasıl mücadele edileceği bellidir.

Yiğit, sana bazı şeyleri yapmaz; bir namusu vardır.

Mizahı yapanlar namuslu adamlarsa mizahın da bir namusu olur.

Mesela Ata Demirer’i hatırlayın, “Dinin mizahı olmaz, çünkü mizahın yıkıcı bir gücü vardır.

Birçok insanın en zor anlarında tutunup sarıldığı dini örselemek büyük bir vebal,” diyor.

Bunu söyleyen kişi, namuslu demektir.

Bu, muazzam bir terbiye ve eskiden kalma bir şey.

Zira Ata Demirer, bile eski artık. Örneğin Zeki Müren’in ramazan geldiğinde, “Ramazan münasebetiyle bir ay boyunca gazinolarda herhangi bir faaliyetimiz olmayacaktır,” diye ilan verdiği anlatılır.

Adam, ramazan geldiğinde gazinoya çıkmıyor. İster o inanca mensup ol, ister olma!

Bu duruş, sana öyle bir karizma kazandırıyor ki... Çünkü kutsala saygı duyuyorsun.

Bu, insana saygı duyduğunun bir işareti.

Diğer yanda bakıyorsun, “Senin için kutsal olana ben saygı duymuyorum,” diyen de var. İslam’ın Hristiyanlığa ve diğer din mensuplarına yaklaşımına dikkat edin.

Bugün bir Müslüman’a, “Hristiyanlık niçin yanlıştır?” diye sorduğunuzda aklına ilk gelen cevap, “Çünkü İncil muharreftir, yani değiştirilmiştir,” olur.

Oysa Kur’an-ı Kerim'de, İncil’in veya Tevrat’ın muharref oluşuna dair açık ve yalın bir şekilde kurulmuş cümle bulamazsınız. “Onlar, kelimeleri tahrif ediyorlar; yerlerinden değiştiriyorlar,” gibi ifadeler vardır.

Fakat bunlar, “Denmek isteneni çığırından çıkarıyorlar,” babından da söylenmiş olabilir.

Aksine Kur’an-ı Kerim; İncil ve Tevrat lehine, “Onları tasdik edici olarak geldik,” der.Şimdi sen bir Müslüman olarak Kur’an-ı Kerim ortadayken yerleşik sağduyunla onun yaklaşımını temsil edebiliyor musun?

Edemiyorsun.

Onlarla tartışman gereken tek bir şey var: Hazreti İsa (a.s.), Tanrı’nın oğlu değildir.

Bu kadar.

Niçin çer çöp meseleleri tartışıyoruz?

Ruhbanlığı niye tartışacaksın?

Kur’an-ı Kerim, aslında bize sadede gelmeyi ne güzel öğretiyor.

Bırak İncil’in tahrif olup olmadığını.

Mesela biri, “Hocam, Kur’an-ı Kerim günümüze orijinal hâliyle gelmemiş olabilir mi?” diye soruyor.

Diyorum ki isterse gelmesin.

Ne değişir?

Hiçbir şey değişmez. “ Kur’an-ı Kerim ya değiştirilmişse?” sorusu boş bir sorudur.

Ben sana, “Kur’an-ı Kerim değiştirilmediği için İslam’a inanmalısın!” dedim mi?

Ben şunu söylüyorum: Tarihte Hazreti Muhammed (s.a.v.) diye bir vakıa var.

Bu zat gelmiş, peygamberliğini ilan etmiş ve ispat etmiş.

Kur’an-ı Kerim’den bugüne yalnızca arkeolojik birtakım, ufak tefek kalıntılar ulaşmış olsaydı da aynı şeyi söyleyecektim.

Ben tarihî bir vakıadan bahsediyorum. “Elimizdeki doküman yüzünden Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) inanmalısın!” demiyorum.

Bunu da diyebilirim ama demek zorunda değilim.

Ben İslam’ı buna binaen kurmuyorum.

Bu bakımdan mizah meselesine dönersek, öncelikle karşındaki insanın ne olduğunu bilmen ve bunu bilerek doğru yerden yaklaşman gerekir.

Bakın, bu adam bir kancık; namuslu ve yiğit bir adam değil.

O hâlde yapılacak en güzel şey, onun yapısökümünü gerçekleştirmek.

Onunla bu şekilde mücadele edebilirsin, ona cevap vererek değil. Çünkü o adam, “Mizah denilen yıkıcı silahı elime aldım ve onu kullanırken hiçbir kanun tanımam, hoyratça kullanırım. Ölü hakkında da mizah yaparım, Filistinli çocuklar hakkında da peygamber hakkında da Tanrı hakkında da...

Her şeyi yaparım.” diyor.

O zaman karşımızda, eline silah alıp bunu herkese karşı kullanabileceğini ilan eden bir kancık var. İşte buna karşı nasıl mücadele edebileceğini sormalısın.“Ben herkesle dalga geçerim, kendimle de dalga geçerim,” diyorlar; yemezler! Öyleyse İzmir’de bir gösteri düzenle ve Mustafa Kemal'le alay et!

Ondan sonra seni çıkışta lime lime ettiklerinde git, karakola şikâyet et!

Cem Yılmaz’ın sahne aldığı, sadece biletlilerin izleyebildiği bir gösteri vardı. İzleyicilerden biri, telefonuyla kayıt almıştı. 10 Kasım’da şiir okuyan bir çocuğu konu ediniyordu gösteride.

O videonun altındaki yorumlara bakın. İzlediğinizde göreceksiniz.

Orada konu, Atatürk’ün şahsı değil.

Okul töreninde zor durumda bırakılan çocuğun uğradığı zulüm anlatılıyor.

Fakat en belirgin örnekler de mecburen burada ortaya çıkıyor.

Biz, okulda İsmet Paşa hakkında tören mi düzenliyoruz?

Adam, orada ister istemez dolaylı olarak Atatürk meselesine girmek zorunda kalıyor.

Fakat gösteri, kamuoyuna açık şekilde yayımlanamıyor.

Cem Yılmaz, diğer gösterileri gibi onu açıktan yayımlamıyor.

Neden acaba?

Kimse kendi kutsalıyla alay ettirmiyor.

Sen, “Ben, her şeyin mizahını yaparım,” diyorsun, yapamazsın.

Adam sana yaptırmıyor işte.

O hâlde bizim için soru, kesinlikle şu olmalı: Bir kancıkla nasıl mücadele edersin?

Mücadele yöntemi, kesinlikle üst dil kurmayı başarmaktan geçer.

Senin söylem üstünlüğünü elde etmen gerekiyor. Çünkü karşıdaki adam, “Mizah denilen yıkıcı gücü elime aldım ve bu silah bende,” diyor.

Sen, buna aynı silahla mukabele edemezsin.

Zira konu, mizah konusu değil; bir trajedi konusu...

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

İLGİLİ HABERLER