Hareket korkusu, tıbbi literatürde 'kinezyofobi' olarak adlandırılan bir durumdur ve bel, boyun ile kas-iskelet sistemi ağrıları yaşayan bireyler arasında yaygın bir şekilde görülmektedir.
Bu durum, ağrının geçmesi durumunda bile bireylerin yeniden incinme korkusuyla hareket etmekten kaçınmalarına yol açmaktadır.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.
Dr.
Emine Işıl Üstün, kinezyofobi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
Kinezyofobi Nedir ve Neden Oluşur?
Doç.
Dr. Üstün, özellikle kronik ağrı hastalarının yaşam kalitesinin önemli ölçüde düştüğünü belirtmektedir.
Ağrının yeniden başlayacağı endişesi, hastaların hareket etme isteğini körelten en büyük engellerden biri haline gelebilmektedir.
Uzun süreli ağrı çeken bireylerde, bu korkunun zamanla geliştiği ve hareket etmeye karşı aşırı bir korkuya dönüşebildiği gözlemlenmektedir.
Uzman, ağrının vücudun doğal bir uyarısı olduğunu ifade ederek, uzun süreli ağrı çeken bireylerin bu durumun etkisiyle günlük yaşam aktivitelerinden bile kaçınabildiğini vurgulamaktadır.
Bu durum, bireylerin ağrıları azalmış olsa bile eğilmek, kalkmak veya diğer basit hareketlerden kaçınmalarına neden olmaktadır.
Kronik Ağrısı Olanlar İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Hareket korkusunun, özellikle uzun süreli bel ve boyun ağrısı yaşayanlar, fibromiyalji hastaları ve ortopedik ameliyat geçiren bireylerde daha sık görüldüğü ifade edilmektedir.
Doç.
Dr. Üstün, ameliyat bölgesine zarar verme veya yeniden incinme endişesinin hastaları gereğinden fazla hareketsiz bırakabileceğini belirtmektedir.
Bu durum, ağrının artmasına ve artan ağrının da korkuyu beslemesine yol açarak bir kısır döngü oluşturabilmektedir.
Bireylerin bu süreçte hareket etmemesi, uzun vadede daha ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Dolayısıyla, bu durumun üstesinden gelmek için doğru yaklaşımlar geliştirilmesi gerekmektedir.
Hareket Korkusunun Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Doç.
Dr. Üstün, hareket korkusunun doğru yaklaşımla tedavi edilebileceğini vurgulamaktadır.
Hastaların hareketten tamamen kaçınmaları yerine, kendilerine özel planlanan egzersiz programlarıyla kademeli olarak günlük yaşama dönmeleri gerektiği ifade edilmektedir.
Bu süreçte bazı hastalar için psikolojik destek de tedavinin önemli bir parçası olabilmektedir.
Kronik ağrıda en önemli yaklaşım, kişiye özel planlanan rehabilitasyon programları ile hastaların güvenli bir şekilde hareket etmeye teşvik edilmesidir.
Bu tür bir tedavi, bireylerin hem fiziksel hem de psikolojik açıdan iyileşmelerine katkı sağlamaktadır.