Ekrem Abi Site matbahis giriş
27 Ağustos 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Biyografi Hasan Piker kimdir?

Hasan Piker kimdir?

Hasan Piker, Twitch yayınlarıyla ABD solunun en görünür dijital seslerinden biri haline geldi. Piker'in etkisi üzerine detaylı bir inceleme yapıldı.

10 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

ABD'de son yıllarda siyasal etkisi en çok tartışılan dijital yayıncılardan biri Türk-Amerikalı Hasan Piker. "HasanAbi" kullanıcı adıyla bilinen Piker, günde 7-8 saate varan Twitch yayınlarıyla 3 milyonu aşkın takipçiye ulaşıyor.

Solcu siyasi yorumcu ve yayıncı Piker, Filistin yanlısı ve Siyonizm karşıtı görüşleriyle de biliniyor.

Hasan Piker'in Hayat Hikayesi Nasıldır?

YouTube, Instagram ve X'te milyonlarca takipçisi bulunan Piker'in ABD siyasetinin en çok izlenen solcu seslerinden birine uzanan hikâyesi, Los Angeles'taki yayın odasından önce Türkiye'de başladı. 1991'de New Jersey'de doğan ancak ailesiyle kısa süre sonra Türkiye'ye dönen Piker'in hayatı, 18 yaşına kadar iki ülke arasında geçti.

TED Ankara Kolejinde eğitim görürken yazlarını New Jersey'de geçirdi.

Bir ayağı Amerikan popüler kültüründe, diğeri Türkiye'nin sertleşen siyasi iklimindeydi.

Siyasete ilgisi de bu ikili hayatın içinde filizlendi.

Türkiye'deki siyasi mizah dergileriyle görüşleri şekillenirken Recep Tayyip Erdoğan'ın yükselişine tanıklık etti ve Amerikan savaşlarının bölgedeki yankılarını izledi.

Jon Stewart'ın mizahla siyaseti buluşturan üslubu ise ona ağır meselelerin genç bir kitleye başka bir dille anlatılabileceğini gösterdi.

Piker'in Eğitim ve Kariyer Süreci Nasıldı?

Piker, 18 yaşında üniversite eğitimi için ABD'ye döndü. Önce Miami Üniversitesine girdi, ardından Rutgers Üniversitesine geçti; 2013'te siyaset bilimi ve iletişim alanlarında lisans eğitimini tamamladı.

Rutgers'taki son yılında, dayısı Cenk Uygur'un kurucuları arasında bulunduğu The Young Turks (TYT) YouTube kanalında stajyer olarak çalışmaya başladı.

Reklam satışında görev aldıktan sonra kamera karşısına geçti; 2016'da TYT bünyesindeki "The Breakdown" programını sunmaya başladı.

The Young Turks'ten kişisel Twitch yayınlarına uzanan yolculuğu, Piker'i bugün milyonlarca kişinin haberleri ve siyaseti takip ettiği Türk-Amerikalı bir siyasi yorumcuya dönüştürdü.

Piker'in Twitch'e geçişi yalnızca bir mecra değişikliği değil, bilinçli bir siyasi iletişim tercihiydi.

Piker'in Siyasi Yorumculuğu ve Tartışmalı İfadeleri Neler?

Business Insider'a verdiği 2021 tarihli röportajda, TYT'deki yayınların önceden hazırlanmış metinlere dayandığını ve doğaçlama konuşmakta zorlandığını anlatan Piker, 2018'de yöneldiği Twitch'te daha serbest ve gündelik bir dil kurdu. 2020'de TYT'den ayrılarak yayınlarına tam zamanlı devam etmeye başladı.

Hedefinde, çevrim içi sağın güçlü olduğu oyun dünyasındaki gençler, özellikle de genç erkekler vardı.

Amacı, sol siyasetin internette çizilen karikatürden ibaret olmadığını göstermekti.

Bu nedenle yayınları klasik bir siyasi programdan çok bir arkadaşla saatler süren sohbete benziyor.

Haber analizleri; internet mizahı, oyun kültürü, kahkaha ve sert çıkışlarla iç içe geçiyor.

Twitch'i "Z kuşağı için geleneksel radyonun dijital karşılığı" olarak tanımlayan Piker, kendisini bir medya markasından ziyade "eğlenmeyi ve laf atmayı seven sıradan bir adam" olarak sunuyor.

Piker'in siyasi yorumculuğu, yalnızca milyonlara ulaşan yayınlarıyla değil, sınırları zorlayan ve zaman zaman kendisini yıllarca takip eden sözleriyle de şekillendi.

Bunların en bilineni, henüz TYT'de çalıştığı dönemde kendi Twitch yayınında 11 Eylül saldırıları hakkında kullandığı ifadeydi.

Piker, 20 Ağustos 2019'daki Twitch yayınında Cumhuriyetçi Kongre üyesi ve eski asker Dan Crenshaw'ın ABD'nin yurt dışındaki askeri müdahalelerine verdiği desteği eleştiriyordu.11 Eylül Tartışması ve Sonuçları Neler Oldu?

Görev sırasında bir gözünü kaybeden Crenshaw hakkında küfürlü ve alaycı ifadeler kullanan Piker, konuşmanın devamında, "Amerika 11 Eylül'ü hak etti," dedi.

Piker'in anlatmak istediği, saldırıda yaşamını yitiren sivillerin bunu hak ettiği değil, ABD'nin Orta Doğu'daki müdahalelerinin ülkeye yönelik saldırıları doğuran bir "geri tepme" yarattığıydı.

Ancak seçtiği ifade bu ayrımı ortadan kaldırdı ve sözleri kısa sürede yaygın tepki çekti.

Twitch, Piker'in hesabını bir haftalığına askıya aldı.

Piker, 22 Ağustos 2019'da TYT'nin "The Conversation" programında Cenk Uygur'un karşısına çıkarak sözlerini açıkladı.

Kullandığı dilin "uygunsuz" olduğunu kabul eden Piker, daha kesin ve dikkatli ifadeler seçmesi gerektiğini söyledi. "Amerikalıların 11 Eylül'ü hak ettiğini söylemedim; Amerika'nın hak ettiğini söyledim," diyerek siviller ile devletin dış politikası arasında ayrım yapmaya çalıştı.

Piker'in Etkisi ve Eleştiriler Neler?

Uygur ise bu ayrımın sözleri doğru hâle getirmediğini belirterek, "Ama bu hâlâ yanlış," karşılığını verdi.

Piker böylece ifadenin biçiminden geri adım attı ancak ABD dış politikasının saldırıya zemin hazırladığı yönündeki görüşünü korudu.

Tartışma, Piker'in seçim kampanyalarında daha görünür hâle gelmesiyle 2026'da yeniden gündeme taşındı.

Piker, Reuters'a 17 Ağustos 2026'da gönderdiği açıklamada, 2019'da "hak etti" sözcüğünü kullanarak yanlış ve kesinlikten uzak bir dil kurduğunu, bunun için özür diledi."Hiç kimse bir terör saldırısının mağduru olmayı hak etmez," diyen Piker, sözlerinin yıllar içinde bağlamından koparılarak siyasi bir silaha dönüştürüldüğünü savundu.

Bu açıklamadan dört gün sonra tartışma, ABD Başkanı Donald Trump'ın kampanya kürsüsüne taşındı.

Trump, 21 Ağustos 2026'da Güney Carolina eyaletinin Myrtle Beach kentinde düzenlenen mitingde Piker'in adını anmadı ancak Abdul El-Sayed'in "Amerika'nın 11 Eylül'ü hak ettiğini söyleyen komünist bir fanatikle" kampanya yürüttüğünü söyledi.

Birleşik Krallık'taki Seyahat Engeli Nedir?

Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, Haziran 2026'da Hasan Piker ile dayısı Cenk Uygur'un ülkeye vizesiz seyahat etmelerini sağlayan Elektronik Seyahat İzinlerini (ETA) iptal etti.

Piker ve Uygur'un Londra'daki South by Southwest (SXSW) festivalinde ve Oxford Üniversitesinin münazara topluluğu Oxford Union'da konuşmaları planlanıyordu.

Karar, planlanan ziyaretleri fiilen engellese de ikiliye kalıcı bir giriş yasağı getirildiği açıklanmadı.İçişleri Bakanlığı, isterlerse ayrıca vize başvurusunda bulunabileceklerini bildirdi.

Bakanlık, izinlerin iki ismin ülkedeki varlığının "kamu yararına uygun olmayabileceği" gerekçesiyle iptal edildiğini ve kararın Birleşik Krallık toplumu açısından oluşturabilecekleri muhtemel riskin değerlendirilmesine dayandığını açıkladı. İfade özgürlüğü savunucuları kararı, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına ilişkin muhalif görüşlerin bastırılması olarak eleştirdi.

Piker ise ifade özgürlüğü ve hukuki güvencelerin İsrail'in çıkarları doğrultusunda aşındığını savunarak, "Bu gerçek bir demokrasi krizidir," dedi.

Hasan Piker'in Sol Siyasetteki Rolü Nedir?

Hasan Piker, ABD'de son dönemde New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve Michigan'daki Demokrat Parti Senato ön seçimini kazanan Abdul El-Sayed gibi sol siyasetin önde gelen isimlerinin kampanyalarına destek verdi.

Bu görünürlüğün siyasi etkisi ilk kez 2020 başkanlık seçimi öncesinde açık biçimde ortaya çıktı.

Piker'in Demokrat Temsilciler Meclisi üyeleri Alexandria Ocasio-Cortez ve Ilhan Omar'la birlikte katıldığı "Among Us" yayını, farklı kanallarda toplam yaklaşık 700 bin eş zamanlı izleyiciye ulaştı.

Bir bilgisayar oyunu üzerinden düzenlenen yayın, aynı zamanda gençleri oy kullanmaya çağıran bir seçim etkinliğiydi.

Ancak milyonlarca takipçiye sahip olmak, sandıkta milyonlarca oyu yönlendirebilmek anlamına geliyor mu?

Piker'in etkisi doğrudan seçmen davranışını değiştirebilecek bir siyasi güce mi dönüşüyor, yoksa Amerikan solunun dilini ve gündemini etkileyen kültürel alanla mı sınırlı kalıyor Piker'in yükselişini anlamak, yalnızca bir yayıncının internet şöhretini değil, genç Amerikalıların siyasetle kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini de anlamayı gerektiriyor.

Dijital Topluluk Siyasi Güce Dönüşebilir Mi?

Piker'in ABD siyasetindeki etkisinin önündeki temel sınır, çevrim içi ilgiyi kalıcı bir örgütlenmeye dönüştürmenin zorluğu.

Khatami, Piker'in izleyicilerini sendikalara destek vermeye, protestolara katılmaya, kampanyalara bağış yapmaya ve oy kullanmaya çağırmasını çalışmalarının en değerli yönlerinden biri olarak görüyor. "Gerçek bir siyasi değişimin yaşanabilmesi için günün sonunda gerçek dünyadaki pratik siyasi eylemin öncelik kazanması gerekiyor," diyen Khatami'ye göre bir canlı yayın topluluğunun siyasi gücü, izleyicilerin ekran kapandıktan sonra ne yaptığıyla ölçülebilir.

Ancak burada Piker'in yayın modeliyle savunduğu hedef arasında bir gerilim bulunuyor.

Khatami, "Bir bakıma Piker'in sürekli çevrimiçi olmaya ve yayın yapmaya dayanan kendi modeli, ortaya koyduğu bu hedef için kusursuz biçimde elverişli değil," değerlendirmesinde bulunuyor.

Bununla birlikte Piker'in zaman zaman yayın odasından çıkarak protestolara ve örgütlenme çalışmalarına katıldığını da hatırlatıyor.

Piker'in Etkisi ve Geleceği Nasıldır?

Khatami'nin değerlendirmesi, Piker'in çevresinde oluşan kitlenin tek başına bir siyasi örgüt sayılamayacağını ancak sendikal faaliyetlere, seçim kampanyalarına ve toplumsal hareketlere yöneldiği ölçüde siyasi güce dönüşebileceğine işaret ediyor.

Piker'in etkisinin en fazla hissedilebileceği gruplardan birini, siyasete yabancılaşmış genç erkekler oluşturuyor.

ABD'de özellikle genç erkeklere seslenen; erkeklik, cinsiyet ilişkileri ve erkeklerin yaşadığı sorunlar etrafında şekillenen çevrim içi ekosistem, "manosphere" olarak adlandırılıyor.

Bu alanın önemli bir bölümünde sağcı ve aşırı sağcı yorumcular uzun süredir güçlü bir konuma sahip.

Khatami; Nick Fuentes, Andrew Tate ve Jake Lang gibi sağcı görüşlere karşı Piker'in bu çevreye karşı soldan yükselen bir alternatif olarak değerlendiriyor.

Buna karşın Khatami, Piker'i takip etmenin tek başına gençlerin siyasi sorunları derinlemesine kavraması için yeterli olmadığı görüşünde.

Piker'in Siyasi Yorumculuğu ve Eğlence Anlayışı Nasıldır?

Piker kendisini "her şeyden önce bir eğlence insanı" olarak tanımlasa da birçok izleyici onun yayınlarını haber ve siyasi analiz kaynağı olarak kullanıyor.

Khatami'ye göre siyaset, eğlence ve provokasyonun iç içe geçmesi yalnızca Piker'e özgü değil.

Hem sosyal medyadaki hem de geleneksel medyadaki yorumcular, izleyicilerini ellerinde tutmak için benzer yöntemlere başvuruyor.

Piker'i farklılaştıran ise bu yöntemin yoğunluğu.

Günde yedi-sekiz saat süren yayınlarında çoğu zaman hazırlıksız konuşan Piker; mizahı, öfkeyi ve internet kültürünü siyasi yorumculuğun parçası hâline getiriyor.

Bu format izleyiciyle daha yakın bir ilişki kurulmasını sağlarken siyasi analizin derinliği konusunda soru işaretleri de yaratıyor.

Khatami bu noktada Piker'e açık bir eleştiri yöneltiyor: "Birkaç kitap daha okuması ve daha derin, ince ayrımları daha fazla gözeten siyasi analizler geliştirmeye zaman ayırması muhtemelen kendisine fayda sağlar." Khatami'ye göre Piker, rahat ettiği kişiliğe uygun bir mecra ve yöntem seçmiş durumda.

Piker'in Siyasi Düşüncelerinin Geçmişi Nedir?

Başka bir ifadeyle doğaçlama, mizah ve provokasyon onun geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor ancak aynı özellikler, karmaşık siyasi meselelerin zaman zaman yeterli ayrıntıyla ele alınmasını engelleyebiliyor.

Piker'in kullandığı dil ve milyonlara ulaşan yayınları yeni görünse de savunduğu düşünceler Amerikan solu açısından yeni değil.

Khatami, Piker'in sosyalist, emek merkezli ve anti-emperyalist gelenekleri dijital kültürün araçlarıyla aktardığı görüşünde.

Piker'in Amerikan solu içinde yeni bir damarı temsil ettiğini düşünmüyorum.

Yaptığı işin yeniliği daha çok faaliyet gösterdiği mecradan kaynaklanıyor, diyen Khatami, solun uzun bir geçmişe sahip ilkelerinin siyasi söylem ve örgütlenme içinde sürekli yeniden şekillendiğini belirtiyor.

Bu açıdan Piker'in yeniliği, yeni bir ideoloji ortaya koymasından değil, eski siyasi tartışmaları Twitch yayınlarının, internet mizahının ve dijital toplulukların diline tercüme etmesinden kaynaklanıyor.

Piker'in Türkiye Deneyimi ve Etkisi Nasıldır?

Khatami'ye göre Piker gibi isimler solun söylemini tek başlarına belirlemiyor.

Ancak bu söylemin bazı biçimlerine ses vererek onların sivil toplumda ve katılımcı siyasette karşılık bulmasına katkı sağlıyor.

Böylece parti siyasetinin doğrudan dışında duran Piker, ilerici adaylarla genç seçmenler arasında bir iletişim kanalı işlevi görebiliyor.

Piker'in Amerikan siyasetini yorumlama biçiminde Türkiye'de geçirdiği yılların da belirleyici bir yeri bulunuyor.

Khatami, British Columbia Üniversitesindeki söyleşide Piker'e Türkiye deneyiminin kendisine, düşünür Edward Said'in emperyalizm ve otoriterliği eleştirmeyi mümkün kılan "çifte bakış" kavramına benzer bir perspektif kazandırıp kazandırmadığını sorduğunu aktarıyor.

Khatami'nin anlatımına göre Piker, ABD'deki sağlık sisteminin kusurları ve kapitalizmin işleyişiyle karşılaşmasının, eşitsizliği daha küresel bir çerçevede değerlendirmesine imkân verdiğini düşünüyor.

Türkiye'de büyümek ise Amerikan dış politikasının ve ABD hegemonyasının dünyanın diğer bölgelerindeki etkilerini yakından görmesini sağladı.

Khatami, bu deneyimin Piker açısından kültürel bir önem de taşıdığı görüşünde.

Piker'in Türkiye'de başlayan hikâyesi, bugün ABD solunun dijital diline uzanıyor.

Bu hikâyenin seçim sonuçlarını değiştiren kalıcı bir siyasi güce dönüşüp dönüşmeyeceğini ise takipçi sayıları değil, ekranın ötesine taşınan katılım ve örgütlenme belirleyecek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *