Çin'in Nükleer Kapasitesindeki Hızlı Artış
Çin, uzun yıllar boyunca nükleer kapasitesini düşük seviyelerde tutmayı tercih ederken, son beş yılda operasyonel nükleer başlık sayısını inanılmaz bir hızda artırdı ve 600 barajını aştı. Bu durum, küresel güvenlik denkleminde büyük bir değişime neden oldu.
New START Antlaşması'nın Sonlanması
New START Antlaşması, nükleer felaketi önlemede önemli bir rol oynarken, 5 Şubat 2026 itibarıyla resmen sona erdi. ABD'nin, Çin'i de kapsayan yeni bir denetim mekanizması oluşturmadan anlaşmayı yenilememe kararı, nükleer şeffaflık dönemini noktaladı.
Üçlü Nükleer Denklem
Çin'in nükleer kapasitesindeki bu hızlı artış, Soğuk Savaş sonrası geleneksel iki kutuplu nükleer denklemi değiştirerek üçlü bir yapıya dönüştürdü. Bu durum, denetimin zorlaşmasına ve küresel güvenliğin kırılgan bir zemine oturmasına neden oldu.
Karşılıklı Modernizasyon Yarışı
ABD, Rusya ve Çin arasında yaşanan hukuki denetimin ortadan kalkmasıyla birlikte karşılıklı modernizasyon yarışı hız kazandı. Üçlü rekabetin yarattığı belirsizlik, küresel bir felakete yol açabilecek riskleri artırdı.
Şeffaflık Sorunu
SIPRI 2025 raporu, Çin'in nükleer başlık sayısındaki artışın şeffaf olmayan bir şekilde devam ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, uluslararası anlaşmaların yerini belirsiz stratejik hamlelerin aldığı bir döneme işaret ediyor.