Rize Haber Yemek Tarifleri
29 Haziran 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Ekonomi Karal: Türkiye Ekonomisi İçin Güven, Öngörülebilirlik ve Adalet Öncelikli Olmalıdır

Karal: Türkiye Ekonomisi İçin Güven, Öngörülebilirlik ve Adalet Öncelikli Olmalıdır

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı kişi başına gelir verilerine ilişkin yaptığı açıklamada, açıklanan rakamların toplumun geniş kesimlerinin yaşamına yansımadığını belirtti.

2 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

DEVA Parti'li Karal,TÜİK  tarafından açıklanan 2025 yılı kişi başına gelir verilerine ilişkin değerlendirme yaptı. TÜİK verilerine göre kişi başına gelirin 18 bin 40 dolar, Türk lirası bazında ise 712 bin 200 lira olarak hesaplandığını hatırlatan Karal, söz konusu rakamların sahadaki ekonomik tabloyla örtüşmediğini ifade etti.

Karal, “TÜİK’e soruyoruz: Kişi başı gelir 712 bin 200 lira ama işçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin bundan neden haberi yok? Rakamlara göre ortalama yükseliyor olabilir ama gelir adaletsizliği büyüyorsa, o büyüme milletin büyümesi değil; ayrıcalıklı bir azınlığın büyümesidir” dedi.

Açıklanan verilerin toplumun geniş kesimlerinin yaşam koşullarına yansımadığını belirten Karal, sabit ve dar gelirli kesimlerin yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında zorlandığını kaydetti.

Kişi başına düşen gelirin tek başına refah göstergesi sayılamayacağını ifade eden Karal, asıl meselenin gelirin dağılımı olduğunu belirterek, “Bu gelir artışından işçinin neden haberi yok? Asgari ücretli neden hâlâ ay sonunu getiremiyor? Emekli neden temel ihtiyaç hesabı yapıyor? Memur neden alım gücünün eridiğini hissediyor? Çiftçi neden üretirken borçlanıyor? Eğer kişi başına gelir bu seviyeye ulaşmışsa, vatandaş neden bunu hayatında göremiyor? Bir ülkede ortalama gelir artabilir ancak bu artış toplumun geniş kesimlerine yayılmıyorsa, belli bir kesimde yoğunlaşıyorsa o tablo adil değildir. Vatandaşın hissetmediği bir büyüme, yalnızca istatistik başarısıdır” ifadelerini kullandı.

Gıda fiyatları, kira bedelleri ve temel tüketim harcamalarındaki artışa dikkat çeken Karal, refah söyleminin ancak günlük hayatta hissedildiğinde anlam taşıyacağını belirtti.

Ekonomik büyümenin kapsayıcı olması gerektiğini dile getiren Karal, “Gerçek kalkınma; üretimin arttığı, emeğin karşılığının alındığı, gelirin adil paylaşıldığı bir düzende mümkündür. İşçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin yüzü gülmüyorsa orada toplumsal refahtan söz edemeyiz. Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren, öngörülebilir ve adaleti merkeze alan bir ekonomi yönetimidir” değerlendirmesini aktardı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *