Fransa’da bütçe açığı, yükselen kamu borcu ve siyasi belirsizliklerin tetiklediği tahvil satışları, Euro Bölgesi‘nde yeni bir borç krizi yaşanabileceğine ilişkin endişeleri artırdı. Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi 24 yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, Almanya ile faiz farkı 2011’den bu yana en yüksek düzeye çıktı. Piyasalar, Moody’s’in cuma günü açıklayacağı Fransa kredi notu değerlendirmesine odaklandı.
Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili faizi perşembe günü yüzde 5,142’ye yükselerek 2002’den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Cuma günü ise 3,5 baz puan gerileyerek yüzde 5,040 seviyesine indi.
Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,330’a gerilerken, iki ülkenin tahvil getirileri arasındaki fark 170 baz puan seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu fark perşembe günü 177 baz puana çıkarak 2011’den bu yana en yüksek düzeye ulaşmıştı.
ABD tahvillerine güvenli liman talebi
Fransa’daki mali sorunlar ve yüksek petrol fiyatlarının ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğine yönelik endişeler, yatırımcıları ABD Hazine tahvillerine yöneltti.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi perşembe günü 19,3 baz puan düşerek Mart 2023’ten bu yana en sert günlük gerilemesini kaydetti ve bir ay sonra ilk kez yüzde 5’in altına indi.
Faiz, cuma günü Avrupa işlemlerinde 3,3 baz puan yükselerek yüzde 4,985’e çıktı.
Domini Impact Investments Finansal Araştırmalar Direktörü Maria Llerena, piyasalarda Fransa’nın mali durumuna ilişkin ciddi endişeler bulunduğunu belirtti.
Fransa ekonomisinde daralma sinyali
Fransa’da ekim ayına ilişkin öncü bileşik satın alma yöneticileri endeksi (PMI), eylüldeki 51,1 seviyesinden 48,4’e geriledi. Analistlerin beklentisi 50,8 seviyesindeydi.
Veri, Fransa’da özel sektör ekonomik faaliyetlerinin yeniden daralmaya başladığını gösterdi.
Pantheon Macroeconomics Euro Bölgesi Başekonomisti Claus Vistesen, şirketlerin ekonomik görünüme ilişkin beklentilerinin yaklaşık iki yıl sonra ilk kez kötümser bölgeye geçtiğini ve Nisan 2020’den bu yana en düşük seviyeye gerilediğini belirtti.
Vistesen, katılımcıların gelecek yıl yapılacak seçimleri ve kamu maliyesine ilişkin endişeleri özellikle vurguladığını ifade etti.
Fransa hükümeti daha önce 2026 yılı ekonomik büyüme tahminini yüzde 0,5’e düşürmüştü.
Moody’s’in kredi notu kararı bekleniyor
Moody’s Ratings’in cuma günü Fransa’nın kredi notunu gözden geçirmesi bekleniyor. Kuruluş, ülkeyi negatif görünümle Aa3 seviyesinde derecelendiriyor.
Danske Bank Sabit Getirili Menkul Kıymetler ve Döviz Araştırmaları Direktörü Jens Naervig Pedersen, kredi notunun düşürülmesi ihtimalinin önemli ölçüde yükseldiğini belirtti.
Pedersen, olası not indiriminin büyük ölçüde piyasa fiyatlarına yansıdığını ve bu nedenle önemli bir etki yaratmayabileceğini ifade etti.
Analiste göre Moody’s’in Fransa’nın kredi notu görünümünü durağana çevirmesi halinde kredi notuna yönelik piyasa odağı azalabilir.
Fransa’nın borcu milli gelirin yüzde 119’una ulaştı
Fransa’nın kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı, 2026 yılının ikinci çeyreği sonunda yüzde 119 seviyesine ulaştı.
Forvis Mazars Başekonomisti George Lagarias, bu oranın Yunanistan‘ın 2009 sonundaki yüzde 128’lik borç oranına yaklaştığını belirterek Fransa’nın halihazırda bir borç krizi yaşadığını değerlendirdi.
ING Küresel Makro Araştırmalar Başkanı Carsten Brzeski de Fransa’nın ciddi bir kriz döneminden geçtiğini söyledi.
Brzeski, Fransız hükümeti açısından yakın vadede likidite sorunu bulunmadığını ancak tahvil piyasalarındaki güven kaybının Paris yönetimi için acil önlem ihtiyacını artırdığını belirtti.
Euro Bölgesi’ne yayılma riski tartışılıyor
Fransa tahvillerindeki satışlar, 2010’lu yılların başındaki Euro Bölgesi borç krizine benzer bir yayılma yaşanabileceği tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Yatırımcıların en önemli endişelerinden biri, aynı para birimini kullanan ülkelerin borçlanma maliyetlerinin belirgin biçimde ayrışması ve mali baskının diğer ülkelere yayılması.
Ninety One Çoklu Varlık Gelir Bölümü Başkanı John Stopford, Fransa ile Almanya arasındaki tahvil faiz farkının 200 baz puanın üzerine çıkmasının, piyasalarda durumun daha geniş çaplı bir kriz olarak değerlendirilmesi açısından önemli olabileceğini belirtti.
Stopford, mevcut faiz farklarının geçmişte İspanya, İtalya, Yunanistan ve İrlanda’da görülen aşırı seviyelerin altında olduğunu da vurguladı.
BlackRock: Bugünkü koşullar 2011-2012 krizinden farklı
BlackRock stratejistleri, mevcut piyasa koşullarının 2011-2012 dönemindeki Euro Bölgesi borç krizinden önemli ölçüde farklı olduğunu belirtti.
Banka, Avrupa’nın finansal stresle mücadele konusunda geçmişe göre daha hazırlıklı olduğunu ancak ilave dalgalanmaların ve diğer ülkelere yayılma riskinin sürdüğünü değerlendirdi.
Aberdeen Investments Yatırım Direktörü Alex Everett de mevcut gelişmelerin Euro Bölgesi genelinde sistemik bir riskten çok Fransa’ya özgü bir risk olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Everett, Avrupa bankalarının daha güçlü olması, ekonomik entegrasyonun artması ve kamu borcu piyasalarındaki ayrışmayı sınırlamaya yönelik araçların bulunmasının yayılma riskini azalttığını belirtti.
Forvis Mazars’tan Lagarias ise Fransa kaynaklı mali sorunların Euro Bölgesi geneline yayılması ihtimalini yüzde 10-20 aralığında değerlendirdi. Böyle bir senaryoda İtalya ve İspanya’nın borçlanma maliyetlerinin de artabileceğini söyledi.
ECB’nin 29 Ekim kararı da izleniyor
Fransa, Almanya ve Euro Bölgesi’nde beklentilerin altında kalan ekim ayı öncü PMI verilerinin ardından Avrupa devlet tahvillerinin getirileri geriledi.
Veriler, 29 Ekim’de açıklanacak Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararı öncesinde önem taşıyor.
ECB’nin söz konusu toplantıda politika faizlerini değiştirmemesi beklenirken, Fransa’nın mali görünümü, tahvil piyasalarındaki dalgalanmalar ve enerji fiyatlarının ekonomik faaliyet üzerindeki etkileri yatırımcıların gündemindeki yerini koruyor.



