Bu eşleşmenin hürmetli bir tarihi var. İki şahsın bir biçimde kesişen hayat hikâyelerini birlikte anlatan ikili-biyografi türüne uygun bir konu.
Benim için de anlamlı bir karşılaşma; zira çocukluğumdan, 1990’ların başlarına kadar babadan Galatasaraylı idim, sonra üç dört yıl Galatasaray ve Gençlerbirliği’ni tuttum, ardından sadece-Gençlerbirlikli oldum. Tam olarak 24 Nisan 1994 günü, Gençlerbirliği’nin Galatasaray’ı 2-1 yendiği maçta kalbimi yokladığımda… Bu ihtida hikâyemi anlattığım “Nasıl Gençlerli oldum?” yazısı, Takımdan Ayrı Düz Koşu adlı derlemede 2001’de yayımlanmıştı. Bu en büyük şevkle yazdığım futbol yazısının 25. yıl dönümündeyiz – benim için anlamlı bir jübile!
“Galatasaray hüviyetinde”
Kırmızı-siyah ile sarı-kırmızının ikili-biyografisine şuradan başlamalı: Gençlerbirliği, Cumhuriyet’in ilk on yıllarında, futbol kamuoyunda Ankara’nın Galatasaray’a benzetilen kulübüydü. Benzerliğin temeli, Galatasaray gibi Gençler’in de “mektepten çıkma” olmasıydı. Kulüp 1923’te, sonraki ve bugünkü adıyla Ankara Atatürk Lisesi olan Ankara Sultanisi’nin öğrencilerince kurulmuştu. Delikanlılar okul takımı seçiminde adaletsizlik yaptığına inandıkları öğretmenlerine isyan ederek kurmuşlardı takımı; sonra öğretmenler ellerini öpüp projeye dahil olmuşlardı. Gençlerbirliği, 1960’lara kadar, oyuncu kadrosunu esasen Ankara’nın lise ve fakültelerinden devşirerek “mektepli” kimliğini korudu ve öncelikle bu nedenle Galatasaray’la benzeştirildi. Mektepliliğe bağlı olarak, rakipleri bir derece “snobluk” da görüyorlardı Kırmızı-Siyahlılarda. Tabii bu karakter hattı da Gençlerbirliği’nin dönemin basınında Ankara’nın “Galatasaray hüviyetindeki kulübü” lâkabıyla anılmasında bir etkendi.
1960’lardan itibaren artık unutulan bir benzetmedir bu.
İki “namus” maçı
Profesyonel 1. Lig’in kurulması öncesinde düzenlenen Millî Küme’nin 1950 sezonunda, son haftada oynanan kavgalı maç, ikili-biyografinin “manidar” olaylarındandır. Ankara’daki o maçta Galatasaray’ın şampiyon olması için Gençlerbirliği’ni yenmesi gerekiyordu. Hukuk öğrenimi nedeniyle Ankara’da bulundukları yıllarda Gençlerbirliği forması giyen iki Galatasaraylı as futbolcu, Şahap Turgan ve Korhan Tugay, bu maça çıkmayı reddettiler. Başta kaleci Necip Türegün, bazı Gençlerli futbolcular da Galatasaray’a sempatileriyle biliniyorlardı. Yani kolay maç gibi görünüyordu. Fakat eksik gedik Gençlerbirliği direndi, maç 0-0 bitti, Galatasaray şampiyon olamadı – ve kavga çıktı. Galatasaraylı Bülent Eken sahaya dalan bir taraftara vurdu, bunun üzerine seyirciler sahaya dalıp Galatasaraylılara saldırdı, Gençlerli futbolcular meslektaşlarını zorlukla kaçırdılar.
Bundan neredeyse yarım yüzyıl sonra, 1993’te yine kritik bir son hafta maçında Gençlerbirliği bu kez Galatasaray’a “tuzak kurduğu” kuşkusunu savuşturmak durumunda kalacaktı. Beşiktaş’la Galatasaray son haftaya eşit puanla giriyordu, şampiyonu averaj belirleyecekti. Beşiktaş İstanbul’da Gençlerbirliği’yle oynayacaktı – ve o da ne! Önceki hafta, Gençlerbirliği’nde kaleci Goran manasız bir kırmızı kart gördü, arkasından kulüp başkanı İlhan Cavcav ikinci kaleci Kâzım’ı, golcü Hayrettin’i ve takımın bel kemiği Kemalettin’i disiplinsizlik nedeniyle kadro dışı bıraktı! Eksik takımın kalesi, o sezon sadece üç maç oynayan üçüncü kaleci Levent Zorluer’e emanetti. Futbol medyası ayağa kalktı. “Cavcav minareye kılıf mı arıyor?” diye yazıldı; Fotospor, Beşiktaş kaptanı Rıza Çalımbay’ın ağzından, “On çekmek şimdi daha kolay” manşetini attı. Lakin öyle olmadı, Gençlerbirliği 1-0 öne geçtiği maçta Beşiktaş’a “ancak” 3-1 yenildi. (Galatasaray, Ankara’da Ankaragücü’nü 8-0 yenip şampiyon oldu.)
İlhan Cavcav’ın, amcası Tayyar Cavcav’ın 1950’lerin ortalarında Galatasaray’da oynamış olmasının etkisiyle, sarı kırmızılılara biraz sempati duyduğu bilinirdi… Fakat rahmetlinin böyle hisleri asla “sahaya yansıtmadığı” da bilinirdi.
Bütün “öteki” takım taraftarları gibi Gençlerlileri de en fazla illet eden zihniyet: Üç İstanbulluların, her “Anadolu takımının” neticede Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan birine ya da ötekine memur ve “müzahir” olması gerektiğine inanmasıdır.
Skor
İkilinin en yüksek rütbeli karşılaşması, 1986/1987 Cumhurbaşkanlığı Kupası finaliydi. Galatasaray uzatmada 3-2 kazandı. O maçtan sonra da hafif tertip gerginlik çıkmıştı.
Üç İstanbullu arasında Gençler’in en fazla diş geçirdiği, Galatasaray’dır. Üst lig tarihinde Beşiktaş’ı 10 kere yenmişler, Fenerbahçe’yi 17 kere, Galatasaray’ı ise 22 kere. Dün akşam 23’üncüsünün gerçekleşmemesi, bir beceriksizlik eseriydi. Galatasaray’ın lig tarihinde en fazla yenilgi aldığı takım da – Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor’u ayrı tutarsak – Gençlerbirliği’dir (Bursaspor’la beraber).
Türkiye Kupası tarihindeki üç eşleşmeyi de Gençlerbirliği’nin kazanmış olması, kayda değerdir. Geçen sezon çeyrek finalde, 2007/08’de yarı finalde, 1996/97’de 6. turda penaltılarla 18-17 biten meşhur fazla mesaili maçta, Galatasaray’ı elemişlerdi.
Alış veriş
Gençlerbirliği için, altyapıdan çıkardığı veya yetiştiricisi olduğu futbolcuları Üç İstanbulluya pazarlamanın bir gelenek ve bir ekonomik beka stratejisi olduğu, malûm. Bu işte Fenerbahçe ve Beşiktaş hem toplam sayıda hem oyuncuların mertebesi bakımından öndedir. Bununla beraber, Galatasaray’ın Gençlerbirliği’nden “edindiği” önemli oyuncular da olmuştur. Sayalım: 1960’ların sonunda millî savunma oyuncusu Ekrem Günalp, 1970’lerde kaleci Eser Özaltındere… (1990’larda da, Galatasaray’da ebedî yedek kaleci olacak olan Nezih Ali Boloğlu.) Sonra, üç savunmacı-kanat oyuncusu: 1980’lerde İsmail Demiriz, 1990’larda Osman Coşkun ama ondan önce, Ergün Penbe. Herhalde 2001’de transfer olan Ümit Karan’la beraber, Galatasaray’a giden en önemli iki Gençlerbirliği futbolcusudur Ergün. Sonrasında. Engin Baytar (Trabzonspor durağından geçerek), Taylan Antalyalı, Yasin Öztekin (Trabzonspor ve Kayseri Erciyes duraklarından geçerek) ve rahmetli Ahmet Çalık var.
Tersi istikamette, Gençlerbirliği’nin Galatasaray geçmişli futbolcuları arasında, çok kısa oynamış ve iz bırakmamış birkaç kişiyi saymazsak, 1983’te üst lige dönüşte büyük katkısı olan Enver Ürekli’yi, sonra Bogdan Stancu’yu anabiliriz. Halihazır Gençlerbirliği kadrosunda ise, kiralık stoper Metehan Baltacı bulunuyor.


