20 Ekim 2026, Salı
Canlı Piyasa Güncelleme
Magazin

Güllü’nün ölümüne damga vuran ses! Tuğyan’ın avukatına Tuğberk’den yanıt gecikmedi: ‘Gerçekleri gizliyorsun’

Geçtiğimiz sene 6. kattaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden Güllü'nün şüpheli ölümüyle ilgili görülen 2. duruşma Tuğyan Ülkem Gülter, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tuğyan'ın avukatı POSTA'ya verdiği röportajda düşme olayından önce duyulan 'Hadi görüşürüz' sözü hakkında konuştu. Avukat Merve Uçanok'un sözlerine karşılık veren Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter "

‘Güllü’ olarak tanınan şarkıcı Gül Tut, 26 Eylül 2025’te Yalova’nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi’nde 6 katlı binadaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Sanatçının tutuklanan kızı Tuğyan Ülkem Gülter, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.POSTA‘dan Alev Gürsoy Cimin’e konuşan Tuğyan Ülkem Gülter’in avukatı Merve Uçanok, Tuğyan’ın masum olduğuna kalpten inanıyorum. Sultan’ın beyanları benim açımdan şaibeli. Sultan’ın ifadesi olmasa Tuğyan dışarıdaydı. Tuğberk çok çaresiz. ‘Tuğyan’ı sevmiyorum, sevmeyeceğim de ama annemi öldürmediğine eminim. Onu öldürmediğini biliyorum’ diyor açıklamasında bulunmuştu.Merve Uçonak, olay gecesine ait ses kayıtları hakkında çarpıcı açıklamalar da yapınca Tuğberk Yağız Gülter’den cevap gecikmedi.  Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 ay sonra soruşturma tamamlanırken, iddianamede hakkında ‘Tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen şarkıcının kızı Tuğyan Ülkem Gülter ile ‘Yalan tanıklık’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istenen arkadaşı Sultan Nur Ulu’nun yargılanmasına Yalova 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1 Ekim’de başlandı. Ağlayarak savunma yapan Tuğyan Ülkem Gülter, olay günü yaşananları anlattı. Sabah Sultan Nur Ulu ile birlikte markete gittiklerini, daha sonra birlikte bakıcı görüşmesi için bir AVM’ye gittiklerini belirten Gülter, bakıcıyla anlaşamadıklarını söyledi. Eve döndükten sonra annesiyle sohbet ettiklerini anlatan Gülter, daha sonra sofra hazırlayıp film izlediklerini ve annesinin alkol aldığını belirterek şöyle konuştu:“Ben bir iki kere odama gidip, erkek arkadaşım K.E. ile konuştum. Daha sonra salonda dans ettik, şarkılar söyledik. Hiçbir şeyimiz yoktu. Sonra Sultan’la odama geçtik. Sultan trafik kazası geçirdiği için takıntı yapmıştı, alnındaki izlere bakıyordu. Saçlarına bakıyordu. Annem salondaydı. Biz Sultan’la oynuyorduk. Sonra annem de geldi. Oynadı o da. Sultan aynaya dönüktü, ben önündeydim. Sonra bir ses geldi. Arkamı döndüğümde annem yoktu. Sonra Sultan’a ‘Koş’ diye bağırdım. Birlikte aşağı indik.” Hakkındaki suçlamaları reddeden ve olay sırasında annesine herhangi bir temasının olmadığını iddia eden Gülter, “Benim arkam dönüktü. Annem düştüğünde bir şey temas ettiğini görmedim. Annem alkol almıştı. Odamın zemininde herhangi bir ıslaklık yoktu, fark etmedim. Olay sırasında Sultan aynaya bakıyordu. Yüksek bir ses duyduğumda kal geldi. Telefonu alıp, hemen aşağı indim. Zaten görmüş olsaydım tutmaya çalışırdım. Düştüğü pozisyonu hatırlamıyorum” diye konuştu. İddianamede olaydan hemen önce duyulduğu belirtilen ‘Hadi görüşürüz’ sözlerine ilişkin de savunma yapan Gülter, “Olay anında ‘Hadi görüşürüz’ diye bir ses duymadım. Bu ses anneme ait. K.E.’nin bana evlilik teklifi konusunu konuşuyorduk Sultan’la. Bir de bu konuşmamız oldu o sırada. Annemle birbirimizi mıncıklardık. ‘Bırak’ gibi konuşma bu sırada geçmiş olabilir. Dans ettiğimiz sırada küfretti annem” dedi. POSTA’dan Alev Gürsoy Cimin’e konuşan Tuğyan Ülkem Gülter’in avukatı Merve Uçonak, ses kaydıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Uçonak açıklamasında ses kaydı için şunları söyledi: Benim için ‘Hadi görüşürüz’ ifadesinin geçtiği ses kaydı çok önemliydi. Tuğyan’ın avukatı olarak dosyaya ilk atandığım dönemde, Çiğdem Emir’in evinde bir araya geldiğimizde bana ses kaydının son altı buçuk dakikası dinletildi. Kaydın sonuna doğru bir “Hadi görüşürüz” sesi vardı. Ben de bu sesin kime ait olduğunu sordum. Çiğdem Hanım, bunun Güllü’nün sesi olduğunu söyledi. Hatta Güllü’nün sesini kendisinden daha iyi kimsenin tanıyamayacağını ifade etti. Daha sonra Tuğyan, Çiğdem Hanım ve ben Güllü’nün aranjörü Mustafa Arapoğlu’nun stüdyosuna gittik. Ses kaydını dinledik. Aranjör de o tarihte sesin Güllü’ye ait olduğunu söyledi. Ancak daha sonraki süreçte farklı bir değerlendirme ortaya çıktı. Benim itirazım, bu tür teknik incelemelerde kesinlik taşımayan sonuçların nasıl yorumlandığıyla ilgili. Sesin kime ait olduğunun kesin biçimde belirlenemediği bir durumda, değerlendirmelerin sınırlarının aşılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyu duruşmada da ayrıntılı biçimde anlattım. Benim açımdan dosyadaki delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve duruşmada doğru biçimde tartışılması çok önemli. Savunmamın merkezinde de bu konular var. Özellikle bilirkişi değerlendirmelerinin sınırları, tanık beyanları ve dosyadaki delillerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Mahkemenin bazı taleplerimizi değerlendirmeden karar verdiğini düşünüyorum. Dinlenmesi gerektiğini düşündüğümüz tanıklar ve incelenmesi gereken hususlar vardı. Bu nedenle kararın üst mahkemede yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ben bir hukukçu olarak sosyal medyanın etkisini sorguluyorum. Bu dosya boyunca Tuğyan hakkında çok ağır yorumlar yapıldı. Adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin zarar gördüğünü düşünüyorum. Masumiyet karinesi, ceza hukukunun en temel ilkelerinden biridir. Bir insanın suçlu olduğuna ilişkin kanaat, yargılama tamamlanmadan kesin bir hükme dönüşmemeli. Çünkü bir kişinin iftiraya uğramış olma ihtimali de vardır. Benim görevim, bu ihtimalleri hukukun sınırları içinde değerlendirmek. Avukat Merve Uçonak’ın sözlerine Güllü’nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter’den karşılık geldi. Annesinin acısını yaşayamadığını söyleyen Gülter, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:Ben 26 Eylül 2025’te annemi kaybettim. O günden bu yana yaşadıklarımın, hakkımda söylenenlerin, maruz kaldığım iddiaların ve sürecin karmaşasının içinde annemin yokluğuyla gerektiği gibi yüzleşemedim. Artık ihtiyacım olan şey, başkalarının benim hakkımda ne düşündüğünü açıklamaya çalışmak değil; annemin acısını yaşayabilmek, yasımı tutabilmek ve kabullenmem gerekenlerle kendi içimde yüzleşebilmektir. Hukuki süreçte değerli avukatım Rahmi Çelik ile birlikte üzerimize düşeni yapmaya devam ediyoruz. Anneme herhangi kim ya da kimler zarar verdiyse, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve hak ettikleri cezaları almaları için gereken her türlü çabayı göstermeyi sürdüreceğiz. İstinaf ve gerektiğinde Yargıtay aşamalarında da hukuki haklarımızı kullanarak süreci takip edeceğiz. Tek isteğim, gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkması ve sorumluların hukuk çerçevesinde hesap vermesidir! ‘Hadi görüşürüz’ sözünü kimin söylediğine ve Mustafa Arapoğlu olayına dair kamuoyuna gerçek dışı şekilde beyanlarda bulunuyorsunuz. Gerçek şu şekildedir: ‘Hadi görüşürüz’ sözü olaydan 2 saniye önce söylenmiş olup bir irade göstermektedir. Kimin söylediği çok önemlidir. İlk duruşmada avukatımın tanık olarak dinlenmesini talep ettiği ve davada tanık olarak dinlenen Çiğdem ablaya tarafınızdan bu sözü kimin sesi olabileceğine dair aranjör Mustafa Arapoğlu’nun ne söylediği sorulunca tanık Çiğdem, Mustafa Arapoğlu’nun teknik inceleme yapılmadan ilk dinlediğinde Güllü‘nün sesine benziyor olabilir ama kesin görüş belirtmediğini, ancak teknik inceleme ile belli olabileceğini söylemiştir. Bu konuşmanın bir kısmı duruşma tutanağına da geçmiştir. Merve abla kamuoyundan gerçekleri gizliyorsun. Şöyle ki, duruşmadan hemen 4 gün sonra Mustafa Arapoğlu’nun kendi telefonundan aramadın mı? Kendisinden ‘Hadi görüşürüz’ sesinin anneme, Gül Tut’a ait olduğunu belirtir şekilde rapor yazmasını istemedin mi? Bu nasıl adalet, bu nasıl adalet bulma yoludur? Bunları inkar edersen bu kayıtlar Mustafa Arapoğlu’nda mevcuttur. Sizin, ‘Mustafa Arapoğlu‘nun 3 şarkının telif hakları konusunda talebini yerine getirmediğinden dolayı yalan söylemektedir. Bu nedenle bu şekilde rapor vermiştir’ iddiası tamamen gerçek dışıdır. Avukat Merve abla, mahkemede aynen ‘Burası er meydanıdır, gerçekler burada konuşulur’ demiştin. Avukatlarım ve ben Mustafa Arapoğlu’nun mahkemede hazır bulunması için talepte bulunduk. Mustafa Arapoğlu mahkemeye gelmiştir. Dışarıda beklemiştir. Avukatım, mahkeme huzurunda avukat Merve Uçanok’a gelin maddi gerçeği bulalım tanığı dinletelim deyince Avukat Merve abla, duruşmada kendisini toparlayamamış ve iddiaların arkasında duracak hukuki cesareti gösterememiştir Mustafa Arapoğlu’nun dinlenmesine muvafakat etmemiştir. Gerçeklerden kaçmıştır. Belirlediği strateji yıkılmış savunması çökmüş olup savunması güvenilirliğini yitirmiştir. 18.10.2026 tarihli Medya Blok YouTube Sosyal platformunda Sayın Fırat Bey, Avukat Merve Uçanok’a aynen şunu söylemiştir: ‘Avukat Rahmi Çelik Bey duruşma günü Mustafa Arapoğlu‘nu tanık olarak, uzman olarak dışarıda hazır şekilde bekletti, dinletmek istedi. Madem ki söyledikleriniz doğru neden dinletmediniz? Bizzat ona sorardınız, gerçek ortaya çıkardı. Zaten ben Mustafa Arapoğlu ile de görüştüm’ deyince avukat Merve Uçanok yayında da görüleceği üzere soruya hazırlıksız şekilde yakalandığı için soruyu duymazlığa gelir gibi yapmış, sorudan kaçmış, cevap vermemiştir. Avukat Merve ablanın sosyal medya platformlarında ‘avukatımın beni etkilediği ve yönlendirdiği’ şeklindeki iddialar gerçek dışı olup kabul etmiyorum. Bunu algı yapmak kendilerine yarar sağlamak avukatımla aramı bozmak için özellikle bilerek yapmaktadırlar. Ben kararlarını özgür iradesiyle alan bir insanım. Avukatım benim vekilliğimi avukatlığımı kendisi bırakmadığı sürece ben asla kendisini bırakmayacağımı, kimi medya profillerinin ucuz ayak oyunlarının tutmayacağını bildiririm.