Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar
14 Haziran 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem Erzurum'da yüzyıllardır kayıp olan bir nâbî divanı keşfedildi.

Erzurum'da yüzyıllardır kayıp olan bir nâbî divanı keşfedildi.

Erzurum'da bulunan bir sahaf dükkânında 19. yüzyıla ait olan Nâbî Divanı keşfedildi. Bu eski ve değerli edebiyat eseri, sahaf raflarında unutulmuş bir hazine olarak gün ışığına çıktı. Nâbî Divanı, edebiyat tarihine ışık tutacak önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor.

2 Dakika
OKUNMA SÜRESİ
Haberleri

Erzurum'un bir sahafında, uzun yıllardır gözlerden uzak kalmış bir eser, yapılan incelemelerin ardından 19. yüzyıla ait kıymetli bir Nâbî Divanı nüshası olarak kimlik kazandı.

Bu keşif, Türk edebiyatı tarihinin önemli eserlerinden birinin yeniden gün yüzüne çıkması anlamına geliyor.

Taner Özdemir, Vakanüvist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, sahaf raflarında rastladığı bu Osmanlıca eserin ilk sayfalarını detaylı bir şekilde incelediğinde, dikkat çekici ayrıntılar tespit etti.

Sayfadaki başlıklar, beyitler ve baskı düzeni, eserin sıradan bir kitap olmadığını gösteriyordu.

Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, eserde yer alan beyitlerin Nâbî Divanı’nın açılışındaki Tevhid bölümüne ait olduğu belirlendi. Özellikle "Gülşen-i tevhîde kıl rûh u revân" ve "Evvel ü âhirdir o şehinşâh-ı kadîm" mısralarının Nâbî Divanı'nın mevcut nüshalarıyla birebir örtüşmesi, eserin kimliğini kesinleştiren önemli bir bulgu oldu.

Eserin bir diğer çarpıcı yönü de sayfa düzeniydi.

Ana metnin çevresindeki not olarak görünen derkenar yazıları, o dönemin taş baskı geleneğini yansıtan özgün bir mizanpaj örneğiydi.

Bu yöntem, Osmanlı matbaacılığında sıkça kullanılarak aynı sayfada birden fazla metin sunulmasını mümkün kılıyordu.

Uzmanların değerlendirmelerine göre eser, Hicrî 1200'lerin sonu ile 1300'lerin başında basılmış bir taş baskı nüsha olma özelliği taşımaktadır.

Bu durum, eserin değerini sadece edebiyat açısından değil, aynı zamanda Osmanlı yayıncılık tarihi açısından da artırmaktadır.

Taner Özdemir, bu tür kıymetli eserlerin kültürel hafızanın canlı tanıkları olduğunu vurgulayarak, sahaflarda hâlâ keşfedilmeyi bekleyen birçok tarihî eserin var olduğuna dikkat çekti. "Her eski kitap, sadece geçmişte kalmış bir eşya değil; aynı zamanda içindeki düşünce dünyası ve kültürel birikimin günümüze taşınmasını sağlayan bir zaman kapsülü" ifadelerini kullandı.

Erzurum’da ortaya çıkan bu asırlık Nâbî Divanı, klasik Türk edebiyatının büyük ustalarından birinin sesini yeniden duyurmakta ve sahaf raflarının bazen tarih kitaplarının yazamadığı hikâyeleri saklayabildiğini göstermektedir.

Uzun zaman sessiz kalan bu eser, edebiyat araştırmacıları ve kültür tarihine ilgi duyanlar için önemli bir keşif olarak değerlendirilmektedir.

VAKANÜVİST DERGİSİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ TANER ÖZDEMİR'İN İNCELEMELERİ SONUCUNDA, ERZURUM'DAKİ BİR SAHAFTA BULUNAN ESERİN 19.

YÜZYILA AİT KIYMETLİ BİR NÂBÎ DİVANI NÜSHASI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *