Rize Haber Yemek Tarifleri
07 Temmuz 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem F-35 gelişmesi Ankara'nın savunma planlarını değiştirebilir

F-35 gelişmesi Ankara'nın savunma planlarını değiştirebilir

Son yıllarda Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savunma ilişkileri, NATO müttefikliği çerçevesinde sürdürülmesine rağmen önemli görüş...

6 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Son yıllarda Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savunma ilişkileri, NATO müttefikliği çerçevesinde sürdürülmesine rağmen önemli görüş ayrılıklarına sahne oldu. Özellikle F-35 savaş uçağı programı, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerinin satın alınması ve Türkiye'nin geliştirdiği milli muharip uçak KAAN projesi, iki ülke arasındaki askeri ve siyasi gündemin en dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Bugün gelinen noktada ise taraflar, güvenlik ihtiyaçları ile stratejik çıkarlar arasında yeni bir denge kurmaya çalışıyor.

Türkiye'nin F-35 Programındaki Görevi

Türkiye, F-35 Lightning II savaş uçağı programına ilk katılan ortak ülkelerden biri olarak uzun yıllar boyunca projede aktif rol üstlendi. Türk savunma sanayii şirketleri, uçağın çeşitli parçalarının üretiminde görev alırken, Türk Hava Kuvvetleri için de yaklaşık 100 adet F-35A savaş uçağı tedarik edilmesi planlanıyordu.

Program yalnızca yeni nesil savaş uçaklarının satın alınmasını değil, aynı zamanda yüksek teknoloji üretimi, bakım altyapısı ve küresel tedarik zincirinde önemli bir konum elde edilmesini de içeriyordu. Bu nedenle Türkiye açısından F-35 projesi, hem askeri kapasitenin artırılması hem de savunma sanayiinin gelişimi açısından stratejik önem taşıyordu.

S-400 Kararı ve Yaşanan Kriz

Türkiye'nin 2017 yılında Rusya ile S-400 hava savunma sistemi anlaşması imzalaması, Ankara ile Washington arasında ciddi bir anlaşmazlığın başlangıcı oldu. Türkiye, uzun yıllar boyunca ihtiyaç duyduğu uzun menzilli hava savunma sistemini müttefiklerinden temin edemediğini savunurken, ABD ise Rus yapımı sistemlerin NATO altyapısıyla uyumlu olmadığını ve özellikle F-35 teknolojisinin güvenliği açısından risk oluşturabileceğini dile getirdi.

Bu gelişmenin ardından ABD yönetimi, 2019 yılında Türkiye'yi F-35 programından çıkardı. Aynı süreçte Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye'nin Savunma Sanayii Başkanlığına yönelik yaptırımlar uygulandı.

Böylece hem uçak teslimatları durduruldu hem de Türk şirketlerinin programdaki üretim faaliyetleri zaman içerisinde sona erdirildi. Yaşanan gelişmeler iki ülke arasındaki savunma iş birliğinde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin Savunma Sanayiinde Yeni Yol Haritası

F-35 programından çıkarılmasının ardından Türkiye, dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik projelere daha fazla ağırlık vermeye başladı. Bu süreçte milli savaş uçağı KAAN projesi, savunma sanayiinin en önemli hedeflerinden biri haline geldi. KAAN, beşinci nesil savaş uçağı özelliklerine sahip olacak şekilde geliştiriliyor. Düşük radar görünürlüğü, gelişmiş sensör sistemleri, yüksek manevra kabiliyeti ve modern elektronik harp yetenekleriyle Türk Hava Kuvvetleri'nin gelecekteki ihtiyaçlarını karşılaması amaçlanıyor.

Proje kapsamında ilk prototip uçuşları gerçekleştirilirken, seri üretim öncesinde test faaliyetleri de devam ediyor. Uzmanlar, bu projenin yalnızca yeni bir savaş uçağı geliştirme girişimi olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin havacılık teknolojilerinde bağımsızlık hedefinin önemli bir parçası olduğunu ifade ediyor.

Motor Teknolojisi Kritik Öneme Sahip

KAAN projesinin önündeki en önemli teknik başlıklardan biri motor teknolojisi olarak öne çıkıyor. İlk üretim bloklarında ABD üretimi General Electric F110 motorlarının kullanılması planlanırken, uzun vadede tamamen yerli motor geliştirilmesi hedefleniyor.

Motor geliştirme süreci yüksek teknoloji, uzun test aşamaları ve ciddi mühendislik altyapısı gerektirdiğinden birçok ülke bu alanda dış tedarik yöntemini tercih ediyor. Türkiye de yerli motor çalışmalarını sürdürürken mevcut üretim takvimini aksatmamak amacıyla geçiş döneminde yabancı motorlardan yararlanmayı planlıyor.

Türkiye-ABD İlişkilerinde Yeni Sayfa Açılabilir mi?

Son dönemde Ankara ile Washington arasında diplomatik temasların yeniden yoğunlaşması, savunma alanında yeni bir dönemin başlayabileceği yönündeki değerlendirmeleri artırdı. İki ülke, NATO kapsamında Karadeniz güvenliği, terörle mücadele, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar gibi birçok ortak başlıkta iş birliğini sürdürüyor.

Savunma alanındaki görüş ayrılıklarına rağmen taraflar, ilişkilerin tamamen kopmasının her iki ülkenin de çıkarına olmayacağı görüşünü paylaşıyor. Bu nedenle özellikle savaş uçakları, modernizasyon paketleri ve savunma sanayi iş birlikleri yeniden gündeme geliyor. F-16 Blok 70 satış süreci ve mevcut F-16 filosunun modernizasyonu bu kapsamda önemli gelişmeler arasında gösteriliyor.

F-35 Tartışmaları Neden Yeniden Gündemde?

Son dönemde uluslararası basında yer alan haberlerde, ABD yönetiminin Türkiye'nin F-35 programına dönüş ihtimalini değerlendirebileceği yönünde çeşitli iddialar öne sürülüyor. Resmî düzeyde kesinleşmiş bir karar bulunmamakla birlikte, bu iddialar savunma çevrelerinde dikkatle takip ediliyor.

Böyle bir ihtimalin gerçekleşebilmesi için yalnızca siyasi iradenin yeterli olmayacağı belirtiliyor. ABD Kongresi'nin yaklaşımı, yürürlükte bulunan yaptırımlar, CAATSA hükümleri ve S-400 sistemlerinin geleceğine ilişkin olası çözümler sürecin en önemli belirleyicileri arasında bulunuyor. Dolayısıyla olası bir politika değişikliği gerçekleşse bile bunun kısa sürede tamamlanabilecek teknik ve hukuki bir süreç olmayacağı değerlendiriliyor.

Bölgesel Dengeler ve NATO Boyutu

Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip ülkelerden biri olarak ittifak içerisinde kritik görevler üstlenmeye devam ediyor. Karadeniz'in güvenliği, Orta Doğu'daki gelişmeler, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve Avrupa'nın savunma mimarisi gibi birçok konuda Türkiye'nin jeopolitik konumu önemini koruyor. Bu nedenle Ankara ile Washington arasındaki savunma ilişkileri yalnızca iki ülkeyi değil, NATO'nun genel caydırıcılık kapasitesini de doğrudan etkiliyor.

Öte yandan bölgedeki diğer aktörler de bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Doğu Akdeniz'deki askeri denge, hava kuvvetlerinin modernizasyonu ve yeni nesil savaş uçaklarının dağılımı, bölgesel güvenlik hesaplamalarında önemli görev alıyor.

KAAN'ın Uzun Vadeli Etkisi

Uzmanlara göre KAAN projesinin başarıyla tamamlanması, Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığını önemli ölçüde azaltabilir. Bunun yanında insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, radar teknolojileri ve yerli mühimmat projeleriyle birlikte değerlendirildiğinde Türkiye'nin hava gücünde kapsamlı bir dönüşüm yaşanması bekleniyor.

Ancak beşinci nesil savaş uçağı geliştirmek, dünyanın en karmaşık savunma projeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle uzun yıllar sürecek test faaliyetleri, motor geliştirme çalışmaları, yazılım entegrasyonları ve uluslararası sertifikasyon süreçleri büyük önem taşıyor.

Türkiye ile ABD arasındaki savunma ilişkileri son yıllarda önemli sınamalardan geçti. S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma kararı ve ardından hız kazanan KAAN projesi, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin yeni bir boyut kazanmasına neden oldu.

Bugün gelinen aşamada hem Türkiye'nin milli savunma sanayiini geliştirme hedefi hem de ABD ile sürdürülen müttefiklik ilişkisi eş zamanlı olarak devam ediyor. Önümüzdeki dönemde F-35 programına ilişkin olası gelişmeler, CAATSA yaptırımlarının geleceği, F-16 modernizasyonu ve KAAN'ın üretim süreci, Türkiye-ABD savunma ilişkilerinin yönünü belirleyen temel başlıklar olmaya devam edecek. Tarafların güvenlik kaygıları ile ortak stratejik çıkarları arasında kurulacak denge, yalnızca ikili ilişkileri değil, NATO'nun gelecekteki savunma mimarisini de etkileyebilecek önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *