Ekrem Abi Site matbahis giriş
14 Eylül 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem Hayatının büyük bölümünü kemoterapiyle geçirdi! 13 yıl sonra kanser olmadığı ortaya çıktı

Hayatının büyük bölümünü kemoterapiyle geçirdi! 13 yıl sonra kanser olmadığı ortaya çıktı

İngiltere'de 21 yaşındayken beyin kanseri teşhisi konulan ve 11 yıl boyunca ağır kemoterapi gören Becky Jones, yapılan bağımsız inceleme sonucu aslında hiç kanser olmadığını öğrendi. Yanlış teşhis mağduru Jones ile birlikte 40'tan fazla hasta hukuki mücadele başlattı.

4 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Becky Jones'un hayatı 2012 yılında, henüz 21 yaşındayken tamamen değişti.

O dönemde Coventry City Stadı'nda güvenlik kamerası operatörü olarak çalışan Jones, gelecekte polis olarak çalışmanın hayalini kuruyordu.

Ancak kısa süre sonra şiddetli migren ağrıları yaşamaya başladı ve bunun üzerine doktora başvurdu. Özel bir beyin cerrahı tarafından Jones'a beyin biyopsisi yapıldı.

Jones'un avukatı Fiona Tinsley'nin aktardığına göre, Coventry'deki University Hospital'da görev yapan kanser uzmanı Prof.

Ian Brown, biyopsi sonuçları henüz çıkmadan Jones'a 4. derece glioblastoma teşhisi koydu.

Glioblastoma, en agresif beyin kanseri türlerinden biri olarak biliniyor.

Jones'a kısa süre içinde hayatının geri kalanında kemoterapi görmesi gerektiği söylendi.

Tedavide temozolomid (TMZ) adlı kemoterapi ilacı kullanıldı.

Oysa tedavi kılavuzları, altı ay boyunca altı kür uygulanmasını öneriyordu.

Jones, sonraki yıllarda kemoterapi tedavisini sürdürdü. İlaç nedeniyle sürekli mide bulantısı, mide ağrıları, ağız yaraları ve yoğun yorgunluk yaşadığını anlattı.

Enfeksiyon kapma korkusu nedeniyle sosyal hayatı da ciddi şekilde kısıtlandı.

Aile buluşmalarına ve sosyal etkinliklere katılamadı.

Daha önce düzenli olarak spor yapan ve koşan Jones, günlük yaşamındaki pek çok alışkanlığından vazgeçmek zorunda kaldı.

Jones, yıllar boyunca yapılan çok sayıda beyin taramasında tümör olduğuna dair açık bir bulgu göremediğini fark etti.

Bu durumu Prof.

Brown'a sorduğunda ise kendisine tümörün "çıplak gözle görülemeyeceği" söylendiğini belirtti.

Buna rağmen kemoterapi tedavisi devam etti.

Jones, yıllarca süren tedavinin hayatının büyük bölümünü etkilediğini söyledi. "Defalarca, kemoterapi olmazsa öleceğim söylendi" dedi.

Jones'un kemoterapi tedavisi 2024 yılına kadar devam etti.

Ancak o yıl bir doktor kendisini telefonla arayarak kemoterapinin durdurulacağını söyledi.

Jones, tedavinin neden sonlandırıldığına ilişkin kendisine herhangi bir açıklama yapılmadığını belirtti.

Telefonda yalnızca Prof.

Ian Brown'ın emekli olduğunu öğrendi. "Ne yapacağımı, nereye başvuracağımı, kiminle konuşacağımı bilmiyordum.

O dönemde hastaneden hiçbir destek alamadım" diye konuştu.

Jones'un hayatındaki en büyük dönüm noktası Mayıs 2025'te geldi.

Avukatlarının talebi üzerine beyin cerrahları ve radyologlar tarafından yapılan bağımsız değerlendirmede Jones'un aslında hiç beyin kanseri olmadığı ortaya çıktı.

Jones'un yıllardır kanser sanılan rahatsızlığının, tümör benzeri demiyelinizasyon (tumefactive demyelination) adı verilen bir beyin iltihabı olduğu belirlendi.

Bu rahatsızlığın genellikle nörologlar tarafından güçlü steroid ilaçlarla tedavi edilebildiği ifade edildi.

Jones gerçeği, avukatları ve uzmanlarla yaptığı görüntülü görüşme sırasında öğrendi."Hiçbir zaman beyin tümörüm olmadı.

Yanlış teşhis konuldu ve yetişkinlik hayatımın büyük bölümünü hiçbir neden olmadan tüm bu tedavileri geçirerek yaşadım.

Hayatımı mahvetti" dedi.

Jones'un yaşadığı olayın ardından, Prof.

Brown ile bağlantılı diğer kanser vakaları da incelemeye alındı.

Brown'ın çok sayıda hastasının yıllarca kemoterapi kullandığı ve tedavinin bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ortaya çıktı.

Bir hasta ilacın kendisini kısır bıraktığına inandığını söylerken, başka bir hastanın gereksiz yere 100 kür kemoterapi aldıktan sonra lösemi geliştirdiği belirtildi.

Royal College of Physicians'ın (RCP) ön incelemesinde, hastanedeki bazı hastalara TMZ'nin rutin olarak uzun süreler boyunca verildiği ve bu tedavinin "fayda sağladığına dair çok az kanıt veya hiç kanıt" bulunduğu tespit edildi. İncelenen 20 vakadan 15'i genel olarak "yetersiz" bulundu.

Raporda, ilacın kullanımının risklerinin anlaşılması ve belgelenmesi konusunda ciddi eksiklikler olduğu belirtildi.

Jones, uzun süreli veya gereksiz kanser tedavisi uygulandığı iddiasıyla University Hospitals Coventry and Warwickshire (UHCW) NHS Trust'a karşı hukuki süreç başlatan 40'tan fazla hastadan biri oldu.

UHCW ise bireysel vakalar hakkında yorum yapmayacağını açıkladı.

Hastaneden yapılan açıklamada, etkilenen tüm hastaların kıdemli klinisyenler tarafından yeniden değerlendirildiği ve uygun tedavi planlarının oluşturulduğu belirtildi.

Trust ayrıca ilacın reçetelendirilmesi ve kullanımının daha sıkı denetlenmesi için "daha güçlü gözetim mekanizmalarının" hayata geçirildiğini bildirdi.

UHCW, RCP'nin nihai raporunun yayımlanmasının ardından gerekli adımların atılacağını belirterek hasta güvenliği, deneyimi ve refahının öncelikleri olduğunu vurguladı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *