Amerikan Kalp Derneği'nin yayımladığı yeni bilimsel rapora göre, günde beş fincana kadar içilen filtre kahve felç, şeker hastalığı ve kalp yetmezliği riskini azaltabiliyor.
Ancak uzmanlar, pişirme yönteminin ve tüketilen ürünün türünün bu olumlu etkide belirleyici olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.
Kafein ve Kalp Sağlığı İlişkisi Nedir?
Yıllardır süregelen çelişkili tavsiyelerin ardından yayımlanan kapsamlı inceleme, kafein ve kalp sağlığı arasındaki ilişkiye açıklık getirdi.
Amerikan Kalp Derneği, uzmanların ve doktorların yıllardır kalp hastalarına uyarıcı maddelerden kaçınmaları yönünde verdiği tavsiyeleri yeniden değerlendirdi.
Elde edilen güncel veriler, düzenli ve ölçülü kahve tüketiminin kalp ritim bozukluğu tedavisi görmüş hastalarda bile hastalığın nüksetme riskini belirgin şekilde düşürdüğünü gösteriyor.
Aynı zamanda düzenli kahve alışkanlığının, tip iki diyabet gelişme riskini de hissedilir oranda azalttığı tespit edildi.
Bu bulgular, kahvenin kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini daha da güçlendiriyor.
Kahvenin Pişirme Yöntemi Neden Önemli?
Kahvenin sunduğu bu olumlu etkiler, çekirdeğin hazırlanış biçimine doğrudan bağlıdır.
Araştırmacılar, kalp sağlığını destekleyen bu bağın yalnızca kağıt filtre kullanılarak demlenen ya da hazır kahveler için geçerli olduğunu vurguluyor.
Fransız presi, espresso ve Türk kahvesi gibi süzülmemiş yöntemler, çekirdeğin içinde doğal olarak bulunan kafestol adlı maddeyi koruyor.
Bu madde ise zamanla damarları tıkayabilen kötü kolesterol seviyesini yükseltiyor.
Bu nedenle kahvenin hazırlanış biçimi, fayda ile zarar arasındaki çizgiyi belirliyor.
Kahve severlerin, hangi yöntemle kahve tüketeceklerine dikkat etmeleri önem taşımaktadır.
Enerji İçecekleri ve Kafein Tüketimi Hakkında Ne Bilinmeli?
Doğal kahve çekirdeğinin sağladığı bu faydalar, yapay ve yüksek oranda yoğunlaştırılmış kafein içeren ürünleri kapsamıyor.
Enerji içecekleri, kafein hapları ve shot ürünler, tamamen sağlıklı bireylerde bile ani tansiyon yükselmelerine ve ritim bozukluklarına yol açabiliyor.
Uzmanlar, yüksek miktarda tüketilen enerji içeceklerinin hayati tehlike oluşturan ritim bozukluklarına hatta kalp durmasına neden olabileceği konusunda hayati bir uyarıda bulunuyor.
Kahve tüketiminin kişiden kişiye değişen etkileri, bireylerin kafein toleranslarının farklı olmasından kaynaklanıyor.
Karaciğerdeki genetik enzim çeşitliliği, kafeinin vücutta ne kadar hızlı işlendiğini doğrudan belirliyor.
Bazı insanlar günde beş fincana denk gelen kafein miktarını sorunsuzca sindirebilirken, bazılarında ise çok daha küçük porsiyonlar bile uyku bozukluklarına ve tansiyon dalgalanmalarına yol açabiliyor.
Kalp hastalığı veya kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin, günlük kafein tüketim miktarını mutlaka doktorlarına danışarak belirlemeleri gerekmektedir.