Ekrem Abi Site matbahis giriş
23 Eylül 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem Manchester by the Sea ve Hiroshima mon amour’da geçmiş

Manchester by the Sea ve Hiroshima mon amour’da geçmiş

Bazı insanlar geçmişi geride bırakır, bazıları ise geçmişin içinde yaşamaya devam eder. Aradan yıllar geçse, şehirler değişse, hayat yeni insanlarla dolsa bile bazı anılar insanın peşini bırakmaz; zira unutulması gereken şey yalnızca yaşanan bir olaydan ziyade, insanın o olaydan sonra kendisi hakkında öğrendiği gerçektir. Lee Chandler ile M, geçmişin bugünün üzerine çöken bu ağır gölgesini taşıyan iki karakterdir.

4 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Lee, yaşadığı trajedinin ardından hayatını daraltarak acıyla arasına mesafe koymaya çalışırken M, geçmişte yaşadığı aşkı ve savaşın bıraktığı yarayı hatırlamanın içinden geçerek yaşamaya devam eder.

Biri susarak, diğeri anlatarak geçmişle mücadele eder fakat ikisi de hatırlamanın sadece geçmişe dönmek anlamına gelmediğini, geçmişin insanın bugününü biçimlendirmeye devam etmesi olduğunu gösterir.

Lee Chandler, Manchester by the Sea boyunca hayatını neredeyse bilinçli bir küçülme üzerine kurmuş bir adamdır.

Boston’da apartman görevlisi olarak çalışır, insanlarla mümkün olduğunca sınırlı ilişkiler kurar ve geçmişinden uzak bir hayat sürmeye çalışır.

Fakat kardeşinin ölümü onu yıllar önce terk ettiği Manchester’a geri dönmeye zorladığında, kaçtığı şeyin aslında şehir ya da insanlar olmadığını, bilakis kendi hafızası olduğu ortaya çıkar.

Lee’nin geçmişi bir hatıra olarak sakladığı bir şey değildir; bedenine ve davranışlarına yerleşmiş bir suçluluk duygusudur.

Onun trajedisi, yaşadığı felaketin ardından kendisini affedememesinden kaynaklanır.

Lee’nin hayatında hiçbir şey gerçekten sona ermez; sadece konuşulmaz hale gelir. İnsanların ona yönelttiği sıradan sorular bile geçmişin kapısını aralar ve onun bütün savunması bir anda çöker.

Bu nedenle Lee’nin sessizliği bir huzur hali olmanın ötesinde, acının konuşmasına izin vermemek için kurulmuş bir duvardır da.

Film boyunca ondan beklenen şey geçmişi hatırlamaktan ziyade hatırladığı şeyle birlikte yaşayabilmesidir.

Ancak Lee için bazı yaralar iyileşmekten çok insanın karakterinin bir parçasına dönüşmüştür.

M ise Hiroshima mon amour filminde geçmişle ilişkisini hatırlama üzerinden kurar.

Fransa’da yaşadığı savaş yıllarının ardından Hiroshima’ya gelen M, burada Japon bir erkekle karşılaşır ve bu yeni ilişki geçmişte bıraktığı başka bir aşkı yeniden harekete geçirir.

Geçmiş ile şimdi arasındaki sınır giderek silinir; bir zamanlar unutulmuş gibi görünen görüntüler, sesler ve duygular yeniden ortaya çıkar.

M’nin hatırlaması doğrusal olarak gerçekleşmez çünkü hafıza onun için bir arşivden ziyade, sürekli yeniden kurulan bir deneyimdir.

M’nin geçmişinde salt aşk yoktur; savaşın, toplumsal yargının ve kişisel utancın bıraktığı izler de mevcuttur.

Bu yüzden hatırlamak onun için aynı zamanda kendisini yeniden tanımaktır.

Lee’nin aksine M, acıyı sessizlik içinde dondurmak yerine kelimeler aracılığıyla dışarı çıkarır.

Konuştukça geçmiş daha belirgin hale gelir fakat aynı zamanda geçmişin kesinliği de bozulur.

Gerçekten neyi hatırladığını, neyi zaman içinde yeniden biçimlendirdiğini sorgulamaya başlarız.

Resnais, böylece hafızayı gerçeğin güvenilir bir kaydı olmaktan çıkarıp insanın kendisiyle konuşma biçimine dönüştürür.

Lee Chandler ile M arasındaki en güçlü bağ, ikisinin de geçmişten kurtulmak için onunla yüzleşmek zorunda kalmasıdır.

Ancak bu yüzleşmenin biçimleri birbirinden oldukça farklıdır.

Lee acının içine kapanır; M ise acıyı dile getirerek onun etrafında dolaşır.

Lee için hatırlamak yarayı yeniden açmak anlamına gelirken M için hatırlamak, geçmişte yaşananların bugün üzerindeki gücünü anlamanın bir yoludur.

Biri suskunluğuyla, diğeri anlatısıyla geçmişin hâlâ hayatlarının içinde olduğunu gösterir. İki karakter arasındaki esas fark ise filmlerin hafızaya bakışında belirginleşir.

Manchester by the Sea, bazı acıların insanı değiştirdiğini ve her yaranın iyileşmek zorunda olmadığını kabul eden ağır bir gerçekçilik taşır.

Hiroshima mon amour ise hafızanın parçalı ve değişken doğasına bakarak, unutmanın ve hatırlamanın birbirinden ayrı olmadığını düşündürür.

Lee geçmişin içinde donmuş gibidir; M ise geçmişin içinde hareket ederek bugüne ulaşmaya çalışır.

Yine de ikisinin hikâyesi aynı yerde buluşur: İnsan bazen geçmişini geride bırakmaz, onunla yaşamayı da öğrenir. Çünkü bazı hatıralar silinip gitmez, insanın kim olduğunu belirleyen derin izler olarak kalır.

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *