Ekrem Abi Site matbahis giriş
13 Eylül 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem Memleketin uzayan kışı: Soğuk, kavga ve bölünmüşlük

Memleketin uzayan kışı: Soğuk, kavga ve bölünmüşlük

Kışlar, uzun sürer buralarda. Görünse de başlar üstünde beyazı, geçmez şu zemherinin ayazı. “Yanlışın var, burada Akdeniz iklimi de görülür,” diyeceksin. O başka mesele. Emin ol! Bu soğuklar, konumumuzla alakalı. Hep kutuplarda dolandığımızdan kışlar, bitmez memlekette. Şubat geçer, temmuz olur; kış bitmez.

2 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Soğuk ya havalar, ondan olsa gerek, yapılıdır buranın insanları.

Pusan çökmüş memlekete, tepeden bakar uzun boylu.

Sonra da der ki ne güzel bir gün, güneşli falan.

Uzun boyluların başı göğe ersin diye çöktükçe çöker duman. Öyle kendiliğinden de değil ama boş ver!

Gariban, madenlerde sıkışıp kalmazsa eğer, dayanamaz zaten bu dumana.

Bazısı da şişkodur memleketin.

Başı bağlı, göbeği yağlıdır. Üstelik camimize gelip övünürler utanmadan. “Bu, yemekten - içmekten değil!” diyerek.

Zannederler ki çalınan ekmek, çalınan emek, çalınan hayatlar helal.

Soğuk ya havalar, hastadır bazısı memleketin. Şizofren mi dersin, çarpılmış mı?

Bilmem.

Onlar da gelir okul mescidinin ya da hafızlık kursunun önüne. “Sizi burada istemiyoruz!” derler.

Gerekli cevap, lisanımünasiple verilir.

Eğer alttan alıp, “Müsaade edin, dersim var!” dersen işte o anda birisi çıkıp, “Dersim yok, Tunceli var!” der. İkiye bölünür kalabalık, sonra onlar da bölünür kendi içinde.

Böylece ufalanır gider.Çokları ise memleketimin, zayıftır, cılızdır.

Isınabilmek için saf tutarlar beraber.

Tabii ki namaz değil, niyaz değil.

Kendilerine bir şişko beğenirler ya da boylu poslu birini.

Onun ardında saf tutup bir başka şişkonun muhibbanıyla dövüşürler.

Kavga bitince kim, ne kazanır? Şıracı ve biracı, ev sahibi ve de kiracı bir şey kazanamaz.

Kış uzar, bahar gecikir.

Ortam biraz ılısa da zaman zaman, o yüzlerdeki soğukluk ve kem sözlerdeki boğukluk hatırlatıverir martı, eylülü.

Böyle dertleşirken Üstat’la Şehzadebaşı’nda, kabrinden bir dizeyi fısıldayıverdi.

Ansızın ama yavaşça bir yanım NATO, bir yanım Gazze ve daha nice tezatlar içinde bir şeyler oldu.

Gök yarıldı, çamurun canı alındı.

O can, toprağa girmemiş meyyite verildi.

Görmeyen gözler açıldı, gizlenen aşklar dile geldi.

O lahza gözlerim gülüyor ve dudaklarım kıpır kıpır Fatiha’da.

Ne demişti Üstat?

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *