Vakıf tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kararların "yok hükmünde" olduğu belirtilerek, hiçbir şekilde tanınmadığı ifade edildi.
Açıklamada, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın bir işgal değil, Türkiye'nin garanti yükümlülüğünün gereği olduğu vurgulanarak, 15 Temmuz 1974'te Yunan cuntasının desteğiyle gerçekleştirilen darbe ve Kıbrıs Türk halkına 1963'ten itibaren yöneltilen sistematik saldırılar karşısında Türkiye'nin, 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan hak ve yükümlülüklerini kullanarak 20 Temmuz 1974'te adaya müdahale ettiği kaydedildi.
TADİV'in açıklaması şu şekilde:"Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) olarak; Avrupa Parlamentosu'nun 8 Temmuz 2026 tarihinde kabul ettiği, Türkiye'nin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nı hedef alan kararını ve daha önce Azerbaycan'ın öz topraklarını işgalden kurtarma hakkına karşı aldığı kararları şiddetle kınıyoruz.
Kıbrıs Barış Harekâtı bir işgal değil, garanti yükümlülüğüdür.15 Temmuz 1974'te Yunan cuntasının desteğiyle gerçekleştirilen darbe ve Kıbrıs Türk halkına 1963'ten itibaren yöneltilen sistematik saldırılar karşısında Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan hak ve yükümlülüklerini kullanarak 20 Temmuz 1974'te adaya müdahale etmiştir.
Barış Harekâtı bir katliamı durdurmuş, Kıbrıs Türk halkının varlığını ve güvenliğini teminat altına almıştır.
Yarım asırdır adada silahların susması bu gerçeğin en somut kanıtıdır.
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yöneltilen mesnetsiz ithamları bütünüyle reddediyoruz.
Karabağ'ın özgürleştirilmesi bir saldırı değil, hukukun tesisidir.
Azerbaycan, otuz yıl süren işgalin ardından, BM Güvenlik Konseyi'nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarının gereğini bizzat yerine getirerek uluslararası hukuk çerçevesinde toprak bütünlüğünü sağlamıştır.
Uluslararası toplumun otuz yıl boyunca uygulatamadığı hukuku Azerbaycan kendi imkânlarıyla tesis etmiş; Avrupa Parlamentosu buna karşılık işgalciyi değil, öz yurdunu kurtaran devleti hedef alan kararlar almıştır.
Bu tablo çifte standardın ta kendisidir.
Avrupa Parlamentosu; EOKA'nın katliamlarını, Yunan cuntasının darbesini ve Hocalı'da yaşananları görmezden gelirken, katliamı önleyen garantör Türkiye'yi ve topraklarını işgalden kurtaran Azerbaycan'ı suçlamaktadır.
Aynı hukuku iki kardeş ülkeye iki ayrı ölçüyle uygulayan bir parlamentonun dayanağı hukuk değil, siyasi husumettir.
Bu tutum, AP'nin kuruluş felsefesi olan barışa hizmet etmediği gibi milletler arasında düşmanlığı körüklemekte ve kurumun kendi itibarını zedelemektedir.
Türk karşıtı lobilerin yönlendirmesiyle alınan kararların Avrupa'nın ortak değerleriyle bağdaşır bir yanı yoktur.
Türkiye ve Azerbaycan tek millet, iki devlettir.
Birimize yöneltilen her haksız karar, ikimize birden yöneltilmiştir.
Bir Millet İki Devlet anlayışıyla hareket eden sivil toplum kuruluşları olarak bu art niyetli kararların karşısında tek yürek durduğumuzu ilan ediyoruz.
Avrupa Parlamentosu'nu taraflı tutumundan vazgeçmeye, tarihi gerçeklere ve uluslararası hukuka saygı göstermeye davet ediyor; Kıbrıs Türk halkının ve Azerbaycan'ın meşru haklarının yanında durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."