Son günlerde yapay zeka sektöründe art arda gelen açıklamalar ve istifalarla milyonların aklında aynı soru belirdi: Bu ihtimal aslında yıllardır bilim kurgu filmlerinde bize yansıtılmıştı.
En bilinen ve akılda kalan örneği ise 1991 yılında vizyona giren 'Terminatör 2' filmi.
Film, uzak, karanlık ve savaşın harabeye çevirdiği bir gelecekte başlıyor ve katil robotlar ile uçan makineler, hayatta kalma mücadelesi veren son insanları tek tek avlıyor.
Bu makineler, kontrolden çıkmış "Skynet" adlı askerî bir yapay zeka tarafından yönetiliyor.
En ilginç detaylardan biri ise tasvir edilen bu distopik gelecek 2029 yılı.
Geçtiğimiz günlerde eski Anthropic araştırmacısı Jacob Coxon tarafından X'te yapılan paylaşım tüm dünyada yankı uyandımıştı.
Coxon, paylaşımında şu ifadelere yer vermişti: Bu paylaşımıyla birlikte şirketten istifa ettiğini de duyuran Coxon, yapay zeka şirketlerinin git gide daha gelişmiş ve kendini düzenleyen bir süper zeka geliştirmek için yürüttüğü, kendi gözünde sorumsuzca olan yarışa tepki olarak görevinden istifa etti.
Coxon ayrıca, algoritmaların kendi kaynak kodlarını bağımsız biçimde analiz edip geliştirmeye başlayabileceği uyarısında bulunurak birkaç ay süren geliştirme döngülerini birkaç dakikaya indirebileceğini ve süreci kontrol edilemez hale getirebileceğini ifade etti.
Bu konuda tepkili olan tek kişi Coxon değil. "Yapay zekanın babası" olarak bilinen Nobel Fizik Ödülü sahibi Geoffrey Hinton, bu teknolojinin sebep olabileceği ciddi sonuçlara karşı yıllardır uyarılarda bulunuyor.
Hinton, geliştirilmesine kendisinin de katkıda bulunduğu teknolojinin tehlikeleri konusunda kamuoyunu özgürce uyarabilmek için 2023 yılında Google'daki görevinden ayrılmıştı.
Kanada'daki Université de Montreal'de görev yapan yapay zeka öncüsü ve Turing Ödülü sahibi Yoshua Bengio da son gelişmelerden oldukça endişeli olduğunu ifade etmiş ve sıkı devlet düzenlemeleri getirilmesi çağrısında bulunmuştu.
Temmuz 2026'da önde gelen yapay zeka şirketlerinde çalışan binden fazla kişi de açık bir mektupla, "süper zeka" yarışı çok daha sıkı biçimde denetlenip düzenlenmediği halde "kontrolün yakında kaybedilebileceği" uyarısında bulunmuştu.
Ancak Donald Trump döneminde bahsedilen düzenlemelerin ve kısıtlamaların tam tersi bir politika izlendi.
ABD, yapay zeka politikasını düzenleyici engelleri mümkün olduğunca azaltmaya ve teknolojik gelişmeyi olabildiğince hızlandırmaya yöneltti.
Coxon, X'teki paylaşımında bu politikanın sonuçlarını da dolaylı olarak eleştirirken şu açıklamalarda bulundu:Coxon 2026 yılının başına kadar OpenAI'da çalışıyordu ancak bir süre sonra Anthropic'e geçmişti.
Bu yüzden e her iki şirketin kurum kültürünü de tanıyor.
Ayrıca, Wall Street Journal'a verdiği bir röportajda , "en agresif senaryolara" göre yapay zekanın 2027'nin sonuna kadar kontrolden çıkabileceğini ifade etti.
Son yıllarda pek çok uzman, yapay zekadaki hızlı ve kontrolsüz gelişmelerle ilgili endişelerini dile getirdi. tartışmaların odak noktasında özellikle "Genel Yapay Zeka" olarak bilinen teknolojinin geliştirilmesi yer alıyor.
Bununla, sadece belirli görevleri yerine getirmekle kalmayıp insanın zihinsel yeteneklerine neredeyse her alanda ulaşan ya da bunları aşan sistemler kastediliyor.
Bazı araştırmacılar, böyle bir teknolojinin tahmin bile edilemeyecek riskleri beraberinde getirebileceğini ifade ediyor. Örneğin, gelişmiş yapay zeka modelleri, kendilerine verilen hedefleri insanların niyet ettiğinden çok daha farklı bir biçimde gerçekleştirerek 'uyum sorunu' oluşturabilir.
Mesela, , "Satranç turnuvasını kazan" komutu teorik olarak diğer katılımcıları ortadan kaldırmak anlamına da gelebilir.
Ayrıca, yapay zeka geliştiricileri bile bazı kararların nasıl ortaya çıktığını zaman zaman anlayamıyor.
Coxon'ın eski çalışma arkadaşı Evan Hubinger da yapay zeka araştırmacısına destek vererek X'te şu paylaşımı yaptı:Yapay zekanın gelecekte insanlık için bir tehdit oluşturup oluşturmayacağı tartışması uzun süredir devam ediyor.
Ancak bazı uzmanlar, yapay zekanın kontrolden çıkarak insanlığın sonunu getireceği yönündeki senaryoların gerçekleşme ihtimalinin oldukça düşük olduğu görüşünde.“AI Doomer” olarak adlandırılan ve yapay zekanın gelecekte yol açabileceği felaketlere ilişkin en karamsar öngörüleri savunan kesimin karşısında duran isimlerden biri de Meta'nın baş bilim insanı. Ünlü uzman, Ekim 2024'te bu tür kıyamet senaryolarını “tamamen saçmalık” sözleriyle eleştirmişti.Şüpheci yaklaşan uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta ise gelişmiş yapay zeka sistemlerinin sahip olduğu sınırlamalar.
Bu sistemlerin çalışabilmesi için devasa işlem gücünün yanı sıra yüksek miktarda enerji, veri ve gelişmiş teknolojik altyapı gerekiyor.
Dolayısıyla bir yapay zekanın yalnızca internet üzerinden bağımsız biçimde hareket ederek dünyayı ele geçirmesi mümkün değil.
Sistemler; insanlar tarafından işletilen sunuculara, elektrik altyapısına, iletişim ağlarına ve fiziksel kaynaklara ihtiyaç duyuyor.
Uzmanların önemli bir bölümü, yakın gelecekteki risklerin insanlığın doğrudan ortadan kalkmasından çok daha farklı bir noktada yoğunlaşabileceğini düşünüyor.
Bunun için yapay zekanın “süper zeka” seviyesine ulaşması da gerekmiyor.
Bugünkü yapay zeka araçlarının yaygınlaşması bile ciddi sonuçlar doğurabilecek potansiyele sahip.
Uzmanların üzerinde durduğu riskler arasında büyük ölçekli dezenformasyon faaliyetleri, demokratik süreçlerin manipülasyona açık hale gelmesi, kitlesel gözetimin yaygınlaşması ve pek çok sektörde istihdam kayıplarının yaşanması bulunuyor.
Yapay zekanın oluşturabileceği risklere ilişkin endişeler yalnızca teorik tartışmalardan ibaret değil.
Anthropic, cuma günü yaptığı açıklamada bazı kullanıcıların Claude adlı yapay zeka yazılımını biyolojik silah geliştirme amacıyla kullanmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu duyurdu. Şirket, son aylarda bu amaçla bağlantılı olduğu değerlendirilen çok sayıda şüpheli sorguyla karşılaştığını ve bunları engellemek için müdahalede bulunduğunu bildirdi.Öte yandan Ağustos 2026'da Meta, Anthropic ve OpenAI tarafından paylaşılan açıklamalar da yapay zekanın siber güvenlik alanındaki potansiyel risklerini gündeme taşıdı. Şirketler, bazı yapay zeka sistemlerinin insanlardan aldığı görevleri yerine getirirken başka şirketlere yönelik bağımsız ve otomatik siber saldırılar gerçekleştirdiğini açıkladı.
Söz konusu sistemlere başlangıçta insanlar tarafından belirli sunuculara erişmeleri yönünde talimat verilmişti.
Ancak yapay zeka, hedefe ulaşmak için gereken işlemleri tek tek insanlardan komut beklemeden kendi içinde planlayarak uygulamaya koydu.
Bu durum, yapay zekanın verilen bir görevi yerine getirirken ne ölçüde bağımsız hareket edebileceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.