Ekrem Abi Site matbahis giriş
04 Eylül 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem Tıp dünyasında akılalmaz olay! Genetiği değiştirilmiş domuz böbreği, insan vücudunda 271 gün çalıştı

Tıp dünyasında akılalmaz olay! Genetiği değiştirilmiş domuz böbreği, insan vücudunda 271 gün çalıştı

Tim Andrews, genetiği değiştirilmiş bir domuz böbreği ile 271 gün boyunca diyalize ihtiyaç duymadan yaşadı ve tıpta önemli bir başarıya imza atıldı.

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Son dönem böbrek yetmezliği yaşayan 66 yaşındaki Tim Andrews, genetiği değiştirilmiş bir domuzdan alınan böbrek ile 271 gün boyunca diyalize ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürdü.

Bu durum, tıp tarihinde önemli bir başarı olarak kaydedildi.

Andrews, domuz böbreği sayesinde uzun bir süre sağlıklı bir yaşam sürdü ancak organın işlevini kaybetmesinin ardından, insan bağışçısından alınan bir böbrek ile yeniden nakil edildi.

Domuz Böbreği ile Geçici Çözüm SağlandıAndrews’a yapılan böbrek nakli, hayvandan insana gerçekleştirilen böbrek naklinin geçici bir çözüm olarak kullanılmasının ilk başarılı örneği oldu.

ABD'de gerçekleştirilen bu işlem, tıp dünyasında büyük bir heyecan yarattı.

Araştırmanın sonuçları, prestijli tıp dergisi The Lancet'te yayımlandı ve bu durum, tıbbi araştırmaların hayvan organlarının insan vücudunda nasıl kullanılabileceği konusundaki potansiyelini gözler önüne serdi.

Andrews’un durumunun ciddiyeti, uygun bir insan böbreği bulma ihtimalinin yalnızca yüzde 9 olmasıyla daha da belirginleşti.

Ayrıca, aynı dönemde sağlık durumu nedeniyle nakil listesinden çıkarılma veya hayatını kaybetme riskinin yüzde 40’tan fazla olduğu belirtildi.

Bu bağlamda, genetiği değiştirilmiş domuz böbreği, hayati bir çözüm sundu.

Genetik Değişiklikler ve Organın İşleviDomuz böbreği, “Wilma” adı verilen Yucatan cinsi minyatür bir domuzdan alındı ve bu organın insan vücuduyla daha uyumlu hale gelmesi için DNA’sında 69 değişiklik yapıldı.

Bu değişiklikler, organın insan bağışıklık sistemi tarafından hızla reddedilmesini önlemeyi ve domuzlardan insanlara geçebilecek virüs riskini azaltmayı amaçladı.

Ayrıca, iltihaplanma, kan pıhtılaşması ve bağışıklık sistemi ile ilgili bazı insan genleri de organa eklendi.

Ameliyatın ardından, nakledilen böbrek hemen işlev göstermeye başladı ve ilk hafta günde dört ila beş litre idrar üreterek Andrews’un diyalizden kurtulmasını sağladı.

Ancak, yaklaşık iki hafta sonra bağışıklık sisteminin böbreğe karşı saldırdığı ilk reddetme belirtileri ortaya çıktı ve doktorlar bu durumu kontrol altına almak için bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullandı.

Böbreğin Çıkarılması ve İnsan NakliBöbreğin işlevselliği, altı ay sonra damarlarında hasar ve iltihaplanma gelişmesi ile azalmaya başladı.

Damarlar içinde oluşan pıhtılar, organın kanı süzme kapasitesini etkileyerek, hasarın geri döndürülemez hale gelmesine yol açtı.

Bu nedenle, domuz böbreği, nakilden 271 gün sonra çıkarıldı ve Andrews bir süre yeniden diyalize bağlandı.

Domuz böbreğinin çıkarılmasının ardından, uygun bir insan bağışçısından alınan böbrek ile yapılan nakil Ocak 2026’da gerçekleştirildi.

Bu naklin başarılı olduğu ve insan böbreğinin normal şekilde çalıştığı açıklandı.

Araştırmacılar, domuz böbreğinin Andrews’un bağışıklık sisteminde yeni antikorlar oluşturmadığını ve hastada domuz kaynaklı herhangi bir virüs veya hastalık etkenine rastlanmadığını belirtti.

Bu gelişmeler, hayvan organlarının insan nakline kadar geçici bir köprü olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Bununla birlikte, bu çalışmanın yalnızca tek bir hastaya dayandığına dikkat çekilerek, yöntemin güvenliği ve uzun vadeli başarısı için daha geniş klinik araştırmalara ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *