Türkiye'de güvenlik güçlerinin amansız bir mücadele yürüttüğü organize suç yapıları, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi.
GZT Alfa yayınında konuşan Gazeteci Ersel Yıldırım, bu yeni nesil terör ve suç örgütlerinin çocukları ağlarına nasıl düşürdüğünü, sistemin nasıl işlediğini ve ailelerin hangi işaretleri takip etmesi gerektiğini tüm ayrıntılarıyla aktardı.
Yıldırım'ın açıklamalarında en çarpıcı konulardan biri, çete kültürünün çocuklar arasındaki görsel yansımaları ve saç tıraşı detayı oldu.
Sokaklarda veya dijital mecralarda çete mensuplarıyla özdeşleşen özel saç kesim tarzlarını benimseyen 13-14 yaşlarındaki çocukların, farkında olmadan tehlikeli bir özenme sürecine girdiğini belirten Yıldırım, durumu şu sözlerle özetledi:"Bu organize suç çeteleri gibi saçlarını kestiren 13-14 yaşında çocuklar var.
O çocuk belki hayatında bu sistemin içine girmemiş ama medya ve dijital medya aracılığıyla bu isimler o kadar sempatik geldirtiliyor ki...
O çocuk saçını onun gibi kesiyor.
Saçını onun gibi kestiği için onunla beraber flört edecek, konuşacak kız arkadaş buluyor kendini.
Bunların canlı örnekleri var.
Bir kafeye gidiyor, saç tıraşı bu şekilde...
Bunlar sosyal kodlar ama çok önemli.
Daha henüz suç işlememiş, saçlarını öyle kestirmiş.
Kafeye gidiyor, oturuyor, montu çekiyor; 'Benim infazım var' diyor. İnfaz da yok ortada ama özenme oraya gidiyor."Ebeveynlerin çocuklardaki ani saç kesimi değişikliklerini, uyku ve yeme rutinlerindeki kaymaları, alışılagelmişin dışındaki arkadaş çevresini ve kaynağı açıklanamayan yeni eşya ya da harcamaları birer erken uyarı sinyali olarak değerlendirmesi gerektiği kaydedildi.
Eski tip, hiyerarşik ve belli kuralları olan klasik mafya düzeninin sona erdiğini ifade eden Yıldırım; Red Kitler, Daltonlar, Şirinler ve Casperlar gibi masum çizgi film karakterlerinin isimlerini kullanan bu yapıların suçu sempatik ve "havalı" bir marka haline getirmeye çalıştığını aktardı:"Bugün hard bir mafya ismi korkunç geliyorsa işte Red Kitler, Casperlar, Daltonlar daha havalı, daha cazip, daha parıltılı geliyor.
Toplum içinde böyle algılanıyor.
Bir de bunları yan daldan YouTube'daki şarkılarla, dizilerle, filmlerle, balya dolarlarla, arabalarla meşrulaştırdığınız zaman kişi içine girmeden bunu çok keyifli bir yapı olarak görüyor."Yeni nesil suç örgütlerinin çalışma prensibini "suçun taksileştirilmesi" olarak tanımlayan Ersel Yıldırım, eylemlerin Telegram, WhatsApp, TikTok ve Signal gibi anonim dijital ağlar üzerinden sipariş usulü yaptırıldığını vurguladı:"Çocuk 16 yaşında, 15 yaşında Anadolu'dan geliyor.
Otobüs bileti alacak dahi parası yok.
Ceplerinde yemek yiyecek para bile yok.
Nitekim Şişli'de öldürülen avukat Serdar Öktem cinayetinin zanlısı iki çocuk Antep'ten 16 yaşında geliyorlar.
O suikasti organize eden çete üyeleri bir şekilde çocuklara ulaşıyorlar.
Bilet alıyorlar, parasını veriyorlar, buraya getiriyorlar.
Onlara otel veya ev tutuluyor, uyuşturucu veriliyor, lüks mekanlara götürülüp gözü boyanıyor. Çocuk çıkıp da 'Ben çetelere gireyim' aslında demiyor.
Ailesine 'Çalışmaya gidiyorum' diyor.
Tetikçilerin kim olduğunu işi veren bilmiyor. İşi alan kimi öldüreceğini, kime infaz yapacağını bilmiyor.
Ondan sonra eylem yaptırılıyor.
Geri adım atmak istediklerinde ise 'Aileni de nereden geldiğini de biliyoruz, onları öldürürüz' diyerek tehdit ediyorlar."Bu yapıların hiyerarşisiz yapısıyla terör örgütlerinden bile daha tehlikeli hale geldiğini belirten Yıldırım, çetelerin üst düzey yöneticilerinin yurt dışında olduğunu ve uluslararası güçler tarafından kullanıldığını şu sözlerle ifade etti:"Bu 12 örgütün 150 kişilik üst düzey kemik kadrosunun 160-170'i yurt dışında.
Yarısı cezaevlerinde, yarısı firari. İtalya'da, Rusya'da, Yunanistan'da, Almanya'da rahat şartlarda cezaevindeler ya da firardalar.
Fransa'da, Yunanistan'da, İspanya Marbella'da çatışıyorlar.
Adana'da doğan çocuk İspanya'da cinayet işliyor.
Bir fikir yok, ideoloji yok; tamamen çıkar ve kara para ortaklığı var.
Bugün bir istihbarat teşkilatı Türkiye'de bir infaz yapacaksa bunlara yaptırıyor.
Kendi eliyle yapamayacaklarını 3. kol faaliyeti olarak bu çocuklara yaptırıyorlar."Hedef alınan profilin yalnızca sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı ya da parçalanmış ailelerin çocukları olmadığını, dijital ağlar üzerinden her kesime ulaşıldığını belirten Yıldırım şunları ekledi:"Adam hayatında eline silah almamış ama internet ortamında, bilgisayar ortamında o suç potansiyelli çocuğu tespit ediyor.
Uzman artık, yıllardır zihin okuyor bilgisayardan.
O çocuğun üzerinden bir suç inşası yapıyor.
Ailesinin maddi durumu hiç de fena olmayan, okula giden çocukları da oyunların chat odalarında, Telegram'da kendi sistemlerine çekiyorlar.
Dijitalden personel aldıkları için sistemden çıkmak isteyeni de başka bir personelle devre dışı bırakıp infaz edebiliyorlar.
Buradan çıkış diye bir şey söz konusu değil."