53’ü tutuklu, 436 sanıklı İBB davasının görülmesine 99. gününde (2. celse 45. gün) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun savunmasıyla devam edilecek. Duruşmayı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel de takip edecek.
İMAMOĞLU İLK GÜNKÜ SAVUNMASINDA NELER DEDİ
İBB davasının 98. duruşma gününde kürsüye çıkan İmamoğlu, 19 Mart 2025’te gözaltına alınmasının ardından yaklaşık 19 ay sonra ilk kez kapsamlı savunmasını yaptı.
Davada İmamoğlu, suç örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanıyor. İmamoğlu ise iddiaları reddederek soruşturma ve davaların siyasi amaç taşıdığını savunuyor.
Dört gün sürmesi planlanan savunmasının ilk bölümünde İmamoğlu, yargılama sürecinden medya operasyonlarına, yatırım fonlarındaki krize ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar birçok konuda açıklama yaptı.
Haberi okumak için tıklayın:
“BÜTÜN DAVALAR TEK BİR DOSYA: ADAYSIZLAŞTIRMA”
İmamoğlu’nun savunmasında öne çıkan değerlendirmelerden biri, hakkında açılan farklı davaların ortak bir siyasi amaca hizmet ettiği iddiası oldu.
İBB soruşturmasıyla birlikte yürütülen diğer davalara işaret eden İmamoğlu, bu süreçlerin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ileri sürdü.
İmamoğlu, “Bütün bu dosyalar, aslında tek bir dosyadır. Adı da bellidir: Adaysızlaştırma dosyası” dedi.
İmamoğlu, iktidarın siyasi rakiplerini etkisizleştirmeye çalıştığını savunarak, cumhurbaşkanlığı seçiminde karşısına çıkacak adayın belirlenmesine müdahale edildiğini öne sürdü.
Siyasi rekabetin yalnızca seçim günüyle sınırlı olmadığını belirten İmamoğlu, muhalefetin ve demokratik denetim mekanizmalarının varlığının iktidarın hesap verebilirliği açısından önemli olduğunu ifade etti.
FON KRİZİNİ GÜNDEME GETİRDİ
İmamoğlu, savunmasında Türkiye’de yatırım fonları üzerinden yürütülen soruşturmaları ve çok sayıda yatırımcının mağdur olduğu fon krizini de gündeme taşıdı.
Fon krizini “asrın soygunu” olarak nitelendiren İmamoğlu, finans piyasalarında yaşanan gelişmelerle gazetecilere yönelik soruşturmalar ve basın üzerindeki baskılar arasında bağlantı kurdu.
İmamoğlu, kamuoyunun bilgiye erişiminin kısıtlandığını savunarak sosyal medya yasaklarını ve gazetecilere yönelik adli işlemleri eleştirdi.
Türkiye’de yaşanan gelişmelerin giderek ağırlaştığını öne süren İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti, bir operasyon cumhuriyetine döndü” ifadelerini kullandı.
HALK TV’YE KAYYUM TEPKİSİ
İmamoğlu’nun savunmasını yaptığı gün Halk TV’ye kayyum atanması da duruşmada gündeme geldi.
Televizyon kanalına yönelik operasyonu eleştiren İmamoğlu, vatandaşların hangi yayınları izleyeceğine siyasi iktidarın karar veremeyeceğini söyledi.
“Millet beğenirse izler, beğenmezse izlemez” diyen İmamoğlu, televizyon kanallarına yönelik müdahalelerin halkın haber alma özgürlüğünü etkilediğini savundu.
İmamoğlu, tutuklu gazetecilerin durumuna da değinerek kamuoyuna gazetecilerle dayanışma çağrısında bulundu.
ERDOĞAN’A RAKİPSİZLEŞTİRME ELEŞTİRİSİ
İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın adını anarak yaptığı değerlendirmelerde, iktidarın kendisine karşı siyasi rekabet istemediğini savundu.
İmamoğlu’na göre hakkında yürütülen soruşturmalar, yalnızca belediyecilik faaliyetlerinden kaynaklanan hukuki süreçler değil, cumhurbaşkanlığı adaylığıyla da ilişkiliydi.
Muhalefetin etkisizleştirilmesinin demokratik denetimi zayıflatacağını belirten İmamoğlu, rakiplerin siyasetten uzaklaştırılması halinde iktidarın hesap verme sorumluluğunun azalacağını öne sürdü.
İDDİANAMEDEKİ FON SUÇLAMASINA KARŞI FON KRİZİ ÖRNEĞİ
Savunmanın dikkat çeken bölümlerinden biri, İBB iddianamesinde yer alan yolsuzluk fonu iddiaları ile sermaye piyasalarında yaşanan fon krizi arasında kurduğu karşılaştırma oldu.
İmamoğlu, iddianamenin 730’uncu sayfasında kendisinin talimatıyla kurulduğu öne sürülen bir yolsuzluk fonundan, 3290’ıncı sayfasında ise cumhurbaşkanlığı adaylığı için oluşturulduğu iddia edilen fondan söz edildiğini belirtti.
Bu iddiaları reddeden İmamoğlu, kendisinin, ailesinin ve yakınlarının mali hesaplarının incelendiğini ancak iddia edilen fonun bulunamadığını savundu.
İmamoğlu, buna karşılık yatırım fonlarındaki usulsüzlük iddialarının yeterince araştırılmadığını öne sürdü.
Fon krizinde eski bir bakanın 160 milyon liralık yatırımının 2 milyar 200 milyon liraya ulaştığını ileri süren İmamoğlu, söz konusu kişi hakkında gözaltı işlemi yapılmadığını söyledi. Savunmasında, bu işlemlere yönelik “gönüllü iade” uygulamasını da eleştirdi.
İmamoğlu, fon soruşturması ile İBB soruşturması arasında bağlantı bulunduğunu ileri sürerek aynı dönemde farklı hukuki uygulamaların hayata geçirildiğini savundu.
TERA İŞLEMLERİNE İLİŞKİN DOLAR İDDİASI
İmamoğlu’nun fon kriziyle ilgili açıklamalarında TERA üzerinden gerçekleştirildiğini öne sürdüğü işlemler de yer aldı.
21 Mayıs 2026’da borsanın düşüş yaşadığını belirten İmamoğlu, aynı süreçte TERA üzerinden tek günde 1 milyar 870 milyon dolarlık alım gerçekleştirildiğini iddia etti.
İmamoğlu, bu işlemlerin kimler tarafından ve hangi kaynaklarla yapıldığının araştırılması gerektiğini savunarak SPK ve Merkezi Kayıt Kuruluşunun ilgili verileri incelemesi gerektiğini söyledi.
YASAKLANAN KİTABININ HİKÂYESİNİ ANLATTI
İmamoğlu, savunmasının önemli bir bölümünü yayımlanması engellenen “Millet Şahidimdir” adlı kitabına ayırdı.
Kitabın, mahkemede yapmak istediği savunmanın kamuoyuna aktarılması amacıyla hazırlandığını belirten İmamoğlu, soruşturmanın başlangıçta bandrolsüz kitap basıldığı iddiasına dayandırıldığını anlattı.
25 Ağustos 2026’da matbaada arama yapıldığını belirten İmamoğlu, kitap için 22 bin bandrolün yasal yollarla temin edildiğini ileri sürdü.
İmamoğlu’na göre bandrollerin bulunmasının ardından soruşturmanın odağı kitabın içeriğine çevrildi. Polis tarafından kitabın incelendiğini ve savcılığın bunun üzerine yasaklama talebinde bulunduğunu belirtti.
Kitabın yasaklanmasını ifade özgürlüğüne müdahale olarak değerlendiren İmamoğlu, savunmasının kamuoyuna ulaşmasının engellendiğini savundu.
“SAVUNMA YAPMAYACAĞIM” TUTANAĞINA İTİRAZ
İmamoğlu, önceki duruşmada savunma hakkını kullanmadığı yönündeki mahkeme tutanağına da itiraz etti.
Temmuz ayında savunma yapmak istediğini ancak kendisine ayrılan süre ve duruşma yönetimi nedeniyle mahkeme heyetiyle tartışma yaşandığını belirten İmamoğlu, susma hakkını kullandığı yönündeki kaydın gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
Mahkeme heyeti önceki celsede İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığını tutanağa geçirmiş, avukatları ise buna itiraz etmişti.
İmamoğlu, ilk günkü savunmasında bu tartışmayı yeniden gündeme getirerek savunma hakkının kısıtlandığını savundu.
İBB’NİN KREDİLERİ VE METRO YATIRIMLARI
İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin finansmanına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
İBB’nin kamu bankalarından kredi kullanamadığını savunan İmamoğlu, merkezi yönetimin belediyenin kaynaklarını kısıtladığını ileri sürdü.
VakıfBank, Ziraat Bankası ve İller Bankası üzerinden kredi temin edilemediğini belirten İmamoğlu, bütün finansman sorunlarına rağmen metro yatırımlarının sürdürüldüğünü söyledi.
İmamoğlu, kendi dönemlerinde önceki yönetimlere kıyasla iki ila üç kat daha fazla metro inşaatı gerçekleştirildiğini savundu.
Belediyenin sosyal destek bütçesinin de 2019-2026 arasında beş katına çıkarıldığını belirten İmamoğlu, bunun ekonomik kriz ve yoksulluğun derinleşmesi nedeniyle gerekli hale geldiğini ifade etti.
577 MİLYAR DOLARLIK BEDEL HESABI
Savunmasında ekonomik gelişmelere geniş yer ayıran İmamoğlu, 2019 İstanbul seçimlerinin iptali, kur korumalı mevduat, 19 Mart operasyonları, 21 Mayıs 2026’daki siyasi gelişmeler ve fon krizi üzerinden bir maliyet hesabı sundu.
İmamoğlu, beş başlıkta Türkiye’nin toplam 577 milyar 160 milyon dolarlık kayba uğradığını iddia etti.
Bu rakamı siyasi ve ekonomik kararların toplumsal maliyetini göstermek amacıyla kullanan İmamoğlu, yaşananların ekonomik sıkıntıları artırdığını savundu.
AİLESİNE VE TUTUKLU SANIKLARIN YAKINLARINA TEŞEKKÜR
İmamoğlu, savunmasında ailesine ve davada yargılanan diğer kişilerin yakınlarına da değindi.
Eşi Dilek İmamoğlu’na teşekkür eden İmamoğlu, tutukluluk sürecinde en fazla zorlandıkları konulardan birinin diğer tutukluların ailelerinin yaşadığı sorunlar olduğunu söyledi.
Tutuklu yargılama uygulamalarının aileler üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu savunan İmamoğlu, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının korunması gerektiğini vurguladı.
İmamoğlu, avukatlarının da baskılarla karşılaştığını öne sürerek savunma makamının çalışma koşullarını eleştirdi.
SAVUNMA DÖRT GÜN SÜRECEK
İmamoğlu’nun 14 Ekim’de başlayan savunmasının 17 Ekim’e kadar devam etmesi planlanıyor.
İlk gün savunmasında İmamoğlu, hakkındaki suçlamaların siyasi amaç taşıdığını ileri sürerken iddianamede yer alan fon iddialarını reddetti. Fon krizi, Halk TV’ye kayyum atanması, kitabının yasaklanması, belediyenin finansman sorunları ve siyasi rekabet konuları ise savunmanın öne çıkan başlıkları oldu.
Mahkeme, İmamoğlu ve diğer sanıklar hakkındaki suçlamalara ilişkin yargılamayı sürdürüyor. İmamoğlu’nun savunmasında dile getirdiği iddialar, kesinleşmiş yargı kararları veya bağımsız olarak doğrulanmış bulgular niteliği taşımıyor.



