İran devlet televizyonu ve haber ajansları, olası bir nükleer patlama durumunda vatandaşların ne yapması gerektiğini anlatan sivil savunma videoları yayınlamaya başladı. Yayınlar, ABD’li yorumcu Tucker Carlson’ın Washington’ın İran’a nükleer saldırı düzenleyebileceği yönündeki iddiasının hemen ardından geldi. Beyaz Saray, İsrail ve Rusya iddiayı reddetti.
Televizyonda ne yayınlandı?
İran devlet televizyonu ve ülkenin haber ajansları, bu hafta ekranlarına alışılmadık bir içerik taşıdı: Nükleer bir patlama anında hayatta kalma talimatları.
Yapay zekayla üretilen sekiz dakikalık sivil savunma videosu, izleyiciye adım adım ne yapması gerektiğini anlatıyor. Talimatlar şöyle sıralanıyor:
- Patlamanın parlak ışığına doğrudan bakmayın.
- Dışarıdaysanız ve hemen bir binaya giremiyorsanız, bir engelin arkasına yere yatın, baş ve yüzünüzü koruyun.
- Şok dalgası geçtikten sonra en yakın binaya girin; araç içine sığınmayın, olayı izlemek ya da fotoğraflamak için dışarıda kalmayın.
- Kapı ve pencereleri kapatın, havalandırmayı durdurun, üzerinizdeki kıyafetleri değiştirin, binanın merkezine ya da bodrumuna geçin.
- En az 24 saat sığınakta kalın ve resmi duyuruları bekleyin.
Video, radyoaktif toza karşı alınacak önlemleri de anlatıyor. Suudi Arabistan merkezli Sabk’ın aktardığına göre yayında yapay zeka ile hazırlanmış bir yerleşim bölgesi yakınında gerçekleşen nükleer patlama canlandırması da yer alıyor.
İddia nereden çıktı?
Yayının zamanlaması tesadüf değil. İran televizyonu bu videoları, ABD’de büyük yankı uyandıran bir sosyal medya paylaşımının ardından ekrana getirdi.
Eski Fox News sunucusu ve muhafazakar yorumcu Tucker Carlson, 2 Kasım’da X hesabından yaptığı yaklaşık 750 kelimelik paylaşımda, Trump yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun baskısıyla günler içinde İran’a nükleer saldırı düzenleyebileceğini iddia etti.
Carlson’ın işaret ettiği hedef, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki ağır tahkimatlı yer altı kompleksi Kazma Dağı. Carlson, tesisi koruyan yaklaşık 90 metrelik granit tabakasının konvansiyonel ABD silahlarıyla delinemeyeceğini, dolayısıyla “tek askeri seçeneğin nükleer saldırı” olduğunu savundu. Kararın 7 Kasım Cumartesi gününe kadar verilebileceğini de ileri sürdü.
Carlson, kaynak olarak isimsiz bir “bilgili gözlemciye” dayandı ve iddiasını destekleyen hiçbir belge ya da kanıt sunmadı. Paylaşım, 2 Kasım itibarıyla 48 milyonu aşan görüntülenmeye ulaştı.
Burada okurun bilmesi gereken bir ayrıntı var: Carlson bu uyarıyı nisan ayından bu yana birkaç kez tekrarladı. Mayıs ayında Beyaz Saray, onun İran’la ilgili iddialarından birini doğrudan “sahte haber” olarak nitelemişti. Trump yanlısı aktivist Laura Loomer ise son iddiayı “aldatmaca” diye tanımladı.
Washington’dan Moskova’ya üç ret
İddia, taraf olan ve olmayan başkentlerden hızla reddedildi.
En sert yanıt Beyaz Saray’dan geldi. Bir yetkili, Carlson’ın “askeri planlama ya da Başkomutan’ın düşünceleri hakkında hiçbir öngörüsü bulunmadığını” söyledi. Aynı açıklamada Trump’ın İran konusunda “geniş bir seçenek yelpazesine” sahip olduğunu ve “Amerikan halkını güvende tutmak için doğru olanı yapacağını” ekledi. Dikkat çeken nokta burada: Yalanlama Carlson’ın kişisel güvenilirliğine yüklendi, nükleer seçeneği açıkça masadan kaldırmadı.
İsrail’in dili daha net oldu. Ülkenin BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, nükleer saldırı iddiasını “saçmalık” diye niteledi. Danon’a göre bu seçeneği ne Washington ne de Tel Aviv konuşuyor.
Moskova da iddiayı desteklemedi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Carlson’ın söylediklerini kayda aldıklarını, ancak bilginin başka hiçbir kaynakça doğrulanmadığını belirtti. Lavrov, bu tür bilgilerin kamuoyuna yayılmasının zaman zaman seçim öncesi bilgi kampanyalarının parçası olabileceğini söyleyerek “Böyle bir sonuca varmak için gerçek bir temel görmüyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 31 Ekim’de Trump’ın yeni saldırılar konusunda henüz karar vermediğini açıklamıştı. Alanın uzmanları da aynı yönde konuşuyor: Nükleer silahsızlanma uzmanı Gary Samore, ABD’nin İran’a nükleer saldırı düzenlemesini “son derece olası dışı” olarak değerlendirdi.
İddiayı zayıflatan asıl detay: Trump’ın kendi sözleri
Carlson’ın tezinin en zayıf halkası, Trump’ın birkaç hafta önce kendi ağzından söyledikleri.
Trump, 16 Ekim’de Newsmax’e verdiği mülakatta Kazma Dağı’nın olası bir hedef olduğunu doğruladı. Aynı açıklamada, saldırıda kullanılması gündeme gelen silahın “tüm bombaların anası” olarak bilinen 10 tonluk GBU-43/B MOAB olduğunu ve bu bombanın nükleer olmadığını özellikle belirtti.
Bu, Carlson’ın “konvansiyonel silah işe yaramaz, tek seçenek nükleer” tezinin tam karşısında duruyor. Trump ayrıca gazetecilerin ara seçim sonrası saldırı sorusuna “hayır” yanıtı vermiş, 31 Ekim’de de İran’la müzakerelerin “iyi gittiğini” ve askeri harekat için acelesi olmadığını söylemişti. Yine de Washington’ın bir ya da iki hedefi, bu arada Kazma Dağı’nı vurması gerektiğini ekledi.
Carlson’ın paylaşımından bir gün sonra, 3 Kasım’da Fox News’e konuşan Trump aynı çizgide kaldı. “Kazma’nın peşine düşmemiz gerekebilir; bunu bir saat içinde, istediğimiz anda yapabiliriz” diyen Trump, anlaşma sağlanamazsa savaşın yeniden başlayabileceğini belirtti. Bu açıklamasında da nükleer silahtan söz etmedi.
Teyitli olan: Saldırılar zaten sürüyor
Nükleer tartışması bir yana, sahada teyit edilmiş bir tırmanma var.
Wall Street Journal’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre Washington, son haftalarda İran’a yönelik sınırlı ve gizli saldırılar düzenledi. Bunların sonuncusunda bu hafta başında Hürmüz Boğazı’ndaki Keşm Adası vuruldu.
Axios’un aktardığına göre Netanyahu, ABD’deki ara seçimlerin hemen ardından yeni bir saldırı istiyor; Trump ise müzakerelere şans vermekten yana. İki liderin 31 Ekim’deki telefon görüşmesini İsrailli bir kaynak “sert”, ABD’li bir kaynak “doğrudan” olarak tanımladı.
İran cephesinde ise uyarılar sertleşti. Ülkenin savaşı yürüten birimi Hatemü’l Enbiya Merkez Karargahı, nükleer tesislere yönelik bir saldırının savaşın genişletilmesi olarak değerlendirileceğini ve ABD’nin müttefikleri ile bölgedeki tüm çıkarlarının hedef haline geleceğini açıkladı.
Savaş, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği ortak saldırıyla başlamıştı. İran, mart ayında Natanz’ın vurulmasına karşılık Dimona ve Arad’a balistik füzelerle saldırdı; saldırıda 180’den fazla sivil yaralandı.
Geriye ne kalıyor?
Bu hikayede iki ayrı olay birbirine karışmış durumda. Biri olmuş, diğeri sadece iddia edilmiş.
Olan şu: İran devlet televizyonu nükleer sivil savunma yayınına başladı. Bu kendi başına haber değeri taşıyor. Bir hazırlığın işareti mi, karşı tarafa verilmiş bir caydırıcılık mesajı mı, yoksa iç kamuoyunu konsolide etme hamlesi mi, bunu önümüzdeki haftalar gösterecek. Yayının yapay zekayla üretilmiş olması da kayda değer bir ayrıntı.
İddia edilen ise nükleer saldırı. Burada elimizde tek bir kaynak var, o kaynak da kanıt sunmuyor. Washington, Tel Aviv ve Moskova ayrı ayrı reddediyor, alanın uzmanları ihtimali düşük buluyor, üstelik Trump’ın birkaç hafta önceki MOAB açıklaması iddianın teknik dayanağını baştan çürütüyor. Bir haberin ağırlığı kaç kez paylaşıldığıyla değil, neye dayandığıyla ölçülür.
Masada duran gerçekçi ihtimal nükleer değil, konvansiyonel bir harekat. Kazma Dağı’na sığınak delici bombalarla yapılacak yeni bir saldırı, hem Trump’ın açıklamalarıyla hem de ABD basınına sızan planlarla örtüşüyor.
Takvim ise sıkışık. Carlson’ın işaret ettiği 7 Kasım Cumartesi gününe iki gün kaldı, Kongre ara seçimleri de 3 Kasım’da geride bırakıldı. Trump aylardır yeni bir harekat için seçim sonrasını işaret ediyordu. Önümüzdeki günler, kimin haklı çıktığını gösterecek.





