14 Ekim 2026, Çarşamba
Canlı Piyasa Güncelleme
Spor

Meme kanserinde erken teşhis için dikkat edilmesi gereken 3 kritik adım!

Meme kanseri erken evrede hiçbir belirti vermeyebiliyor. Genel Cerrah ve Meme Cerrahı Prof. Dr. Mustafa Tükenmez, hastalığın risk faktörlerinden tarama yöntemlerine kadar erken tanı konusunda bilinmesi gerekenlere dikkat çekti.

Meme kanserinde erken teşhis için dikkat edilmesi gereken 3 kritik adım!

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’de her 8 kadından birinin bu hastalığa yakalandığı belirtilirken, hastalık konusunda bilinçli olmanın hayat kurtardığı vurgulanıyor. Genel Cerrah ve Meme Cerrahı Prof. Dr. Mustafa Tükenmez, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında hastalıkla ilgili merak edilen ve bilinmesi gereken noktaları anlattı.

EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDA?

Meme kanserinde öne çıkan risk faktörleri arasında kadın olmak, ileri yaş, daha önce göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış olması ve meme kanseriyle ilişkili genetik mutasyonların bulunması yer alıyor. Hastalık özellikle 40 yaşından sonra daha sık görülse de genç yaşlarda da ortaya çıkabiliyor ve nadiren erkeklerde de görülebiliyor.

Anne, kız kardeş veya kız çocuk gibi birinci derece akrabalarda meme kanseri bulunması, hastalık riskini artırıyor. Meme kanseri riskini yükselten kalıtsal gen değişiklikleri de bazı ailelerde önemli rol oynuyor.

Bunların yanı sıra özellikle menopoz sonrasında fazla kilo, alkol kullanımı ve yaşam boyunca hormonlara maruz kalma süresini artıran bazı durumlar da riskle ilişkilendiriliyor.

Meme kanseri olan kadınların çoğunda bilinen güçlü bir aile öyküsünün bulunmadığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle ailede kanser öyküsü olmaması, taramaların ihmal edilmesi için gerekçe oluşturmuyor.

“GENCİM, BENDE OLMAZ” DEMEYİN

Meme kanseri yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık değil; genç kadınlarda da ortaya çıkabiliyor. Türkiye’de genç yaşta meme kanseri görülme sıklığının Batı ülkelerine göre daha yüksek olduğu belirtiliyor. Türkiye’de meme kanseri tanısı alan her 100 kişiden 19-20’sinin 40 yaşın altında olduğu aktarılıyor.

Genç yaş grubunda görülen vakaların nedenleri tek bir faktörle açıklanamıyor. Türkiye’de genç nüfusun daha fazla olmasının bu oranın yüksek olmasında etkisi bulunmakla birlikte, bunun dışında başka etkenlerin de olduğu ifade ediliyor.

YAŞAM TARZI DA ETKİLİ OLABİLİYOR

Bazı hastalarda kalıtsal yatkınlık etkili olabilirken genetik özellikler, çevresel faktörler ve yaşam tarzına ilişkin etkenler de birlikte rol oynayabiliyor.

Genç yaşta memesinde kitle veya başka bir şikâyet bulunan kişilerin, yaşlarının genç olmasını gerekçe göstererek meme kanseri ihtimalini göz ardı etmesi tanıda gecikmeye neden olabiliyor. Bu nedenle genç kadınların da memelerinde ortaya çıkan yeni ve kalıcı değişiklikleri önemsemesi, “Bu yaşta kanser olmaz” düşüncesiyle hekime başvurmayı ertelememesi gerekiyor.

ELLE MUAYENENİN FAYDALARI NELER?

Kendi kendine meme muayenesi, kişinin memesinin normal görünümünü ve dokusunu tanımasına, yeni bir değişikliği fark etmesine yardımcı oluyor. Özellikle ayna karşısında iki meme arasında daha önce bulunmayan asimetri, ciltte çekinti veya kızarıklık, memenin kontür ve kavislerinde düzleşme gibi bulgular önem taşıyor.

Ancak yalnızca elle muayene yaparak meme kanserinin erken yakalanabileceğini söylemek mümkün değil. Bu nedenle kadınlara memelerini tanımaları ve yeni bir değişiklik fark ettiklerinde sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor. Elle muayene, mamografinin veya gerekli durumlarda ultrason ve diğer görüntüleme yöntemlerinin yerini tutmuyor. Özellikle henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük tümörler tarama mamografisiyle saptanabiliyor.

HER KİTLE KANSER İŞARETİ Mİ?

Memede ele gelen her kitle kanser anlamına gelmiyor. Kist ve fibroadenom gibi iyi huylu oluşumlar oldukça yaygın görülüyor. Bununla birlikte memede yeni ortaya çıkan her kitlenin mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor.

Memede veya koltuk altında kalıcı sertlik ve şişlik, memenin boyutunda ya da şeklinde değişiklik, ciltte çekinti ve çukurlaşma, portakal kabuğu görünümü, meme başının sonradan içeri çekilmesi ve özellikle kendiliğinden, tek taraflı gelişen kanlı meme başı akıntısı dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.

Meme kanseri her zaman ağrıya neden olmuyor; erken dönemde hiçbir belirti vermeden de gelişebiliyor. Bu nedenle yeni bir değişiklik ortaya çıktığında gecikmeden muayene olmak ve herhangi bir belirti bulunmasa bile düzenli kontrolleri sürdürmek önem taşıyor.

MAMOGRAFİDEN DEĞİL, GECİKMİŞ TANIDAN KORKUN

Mamografi, düşük doz X ışını kullanılarak gerçekleştirilen ve meme kanserinin erken tanısında etkinliği kanıtlanmış bir yöntem olarak biliniyor.

Mamografi az miktarda radyasyon içeriyor. Ancak önerilen yaş ve risk grubunda düzenli taramanın sağlayabileceği yararın, bu çok düşük radyasyon riskinden belirgin biçimde fazla olduğu belirtiliyor. İşlem sırasında uygulanan sıkıştırma kısa süreli rahatsızlık verebilse de çoğu kadın için mamografi birkaç dakika içinde tamamlanıyor.

Mamografinin bazı sınırlılıkları da bulunuyor. Bazen ek inceleme gerektiren ancak sonuçta iyi huylu olduğu anlaşılan bulgular görülebiliyor. Yoğun meme dokusunda ise bazı kanserler gözden kaçabiliyor. Buna rağmen mamografiden korkulduğu için taramanın ertelenmesinin doğru olmadığı vurgulanıyor.

Kadınlara, akıllarına takılan soruları hekimleriyle görüşmeleri ve kendilerine uygun tarama programını aksatmamaları öneriliyor.

ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Meme kanseri günümüzde geçmişe kıyasla daha başarılı şekilde tedavi edilebiliyor. Bunun iki önemli nedeni bulunuyor: Hastalığın daha erken evrede saptanabilmesi ve cerrahi, radyoterapi ile ilaç tedavilerinde önemli gelişmeler yaşanması.

Genç Aslanlar Barcelona karşısında yıkıldı! Maçta kırmızı kart çıktı

Genç Aslanlar Barcelona karşısında yıkıldı! Maçta kırmızı kart çıktı

İçeriği Görüntüle

Özellikle erken evrede tanı konulan hastaların büyük bölümünde tam iyileşme sağlanabiliyor. Bununla birlikte her meme kanseri aynı özellikleri taşımıyor. Hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt, sonuç üzerinde belirleyici oluyor.

Meme kanseri tanısı umutsuzluk anlamına gelmiyor. Erken tanı ve kişiye uygun tedavi, yaşam kurtarıyor.

ERKEN TEŞHİS İÇİN 3 ALTIN KURAL

1. Kural: Riskinizi bilin

Ailenizde kanser öyküsü bulunmasa bile meme kanseri riski taşıyabilirsiniz. Risk 40 yaşından sonra artıyor. Aile öyküsü bulunanların taramalara daha erken başlaması gerekiyor.

2. Kural: Değişikliği ihmal etmeyin

Memede yeni bir kitle, ciltte çekinti, portakal kabuğu görünümü, meme başında içeri çekilme veya kanlı akıntı fark edildiğinde beklemeden bir uzmana başvurulması gerekiyor.

3. Kural: Taramaları aksatmayın

Herhangi bir şikâyet bulunmasa bile yaşa ve risk durumuna uygun tarama programına katılmak önem taşıyor.

Türkiye’deki ulusal tarama programında ortalama risk taşıyan kadınlar için 20 yaşından itibaren aylık kendi kendine meme muayenesi ve iki yılda bir hekim muayenesi; 40 yaşından itibaren yıllık hekim muayenesi; 40-69 yaş aralığındaki kadınlar için ise iki yılda bir mamografi öneriliyor.

Bazı uluslararası uzmanlık kuruluşları farklı tarama aralıkları önerebiliyor. Örneğin 40 yaşından sonra yıllık mamografik tarama önerileri de bulunuyor. Bu nedenle tarama planının kişinin risk durumu, önceki görüntüleme sonuçları ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda oluşturulması gerekiyor.

Güçlü aile öyküsü veya kalıtsal gen değişikliği gibi yüksek risk durumlarında tarama daha genç yaşlarda başlayabiliyor ve mamografiye meme MR’ı da eklenebiliyor.

Belirti bulunan kişilerde ise tarama zamanının gelmesi beklenmiyor; doğrudan tanısal değerlendirmeye geçiliyor.