Örgütün lideri olarak hareket ettiği değerlendirilen Hacer T.’nin, 2020 yılına kadar tekstil işçisi olarak çalıştığı, bir arkadaşı vasıtasıyla donörlük yapmaya başladığı belirlendi. Zaman içerisinde sistemi öğrenen ve yeni kadınlar bulmaya yönelen Hacer T.’nin, ilaç temin eden örgüt yöneticilerinden Muharrem Ş. ile evlilik dışı bir ilişki yaşamaya başladığı ve bu suretle donörlük faaliyetlerini tek çatı altında yürüttükleri ortaya çıkarıldı. Şüphelilerin, KKTC‘deki hastanelerle doğrudan temas kurdukları, Türkiye’nin çeşitli illerinde faaliyet gösteren doktorlarla anlaşarak kayıt dışı muayene ve hazırlık süreçlerini de takip etmeye başladıkları belirlendi.
ALTI YILDA ÖRGÜT LİDERİ OLDU
Şüphelilerin, ilaçların tedarik zincirinden tedavi sürecine kadar birçok hususu birlikte yürüttükleri, donör kadınların yumurta sayılarını artırarak daha fazla para kazanmaya başladıkları ortaya çıkarıldı. Son altı yılda organizasyonu yöneten Hacer T.’nin, donörlükle başlayan faaliyetlerinin ardından örgüt lideri konumuna geldiği değerlendiriliyor.
TAHSİLAT KOORDİNASYONU HACER’DE, ÖDEMELER MUHARREM’DE
Soruşturmada şekillenen örgüt şemasında Hacer T., donör ağı içerisinde donör-klinik eşleştirmesini, tıbbi hazırlık sürecini, ücret görüşmelerini ve tahsilatı koordine eden kişi olarak gösteriliyor. Muharrem Ş. ise ilaç temini, para hareketleri, hesaplar arasındaki para transferleri ve donörlere yapılan ödemelerle ilgileniyor.
BİLET VE SEYAHAT ORGANİZASYONU
Ahucan isimli şüpheli, tahsil edilen paranın farklı kişilere dağıtılması ve donörlere hesap üzerinden ödeme yapılması sürecinde yer alıyor. Şüpheli Enis, donörlerle veya ilgili kişilerle irtibat kurulması ve bilet organizasyonuyla ilişkilendiriliyor. Hayat ve Özlem isimli şüpheliler seyahat organizasyonlarında; Emine ve Nihat ise aracı bağlantılarının kurulması ve bilet temininde anılıyor. Soner Sezer ve Şenol, hekim bağlantıları, randevu ve ödeme ilişkileri kapsamında; G.L. ise klinik bağlantısı olarak gösteriliyor. C.I. ve M.C. de şemada diğer klinik bağlantıları arasında yer alıyor.
Soruşturma çerçevesinde sürecin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde; donörlerin belirlenmesi, tıbbi işlemlerin planlanması, seyahat organizasyonları ve tahsil edilen bedellerin farklı kalemler arasında paylaştırılması öne çıkıyor.
TEMİNDEN KLİNİĞE UZANAN İŞLEM ZİNCİRİ
Süreç, ilk olarak irtibatın kurulmasıyla başlıyor. Donör adaylarına ilişkin kan grubu ve fiziksel özellikler gibi bilgiler paylaşılıyor, klinik taleplerine göre uygun profiller belirleniyor. Ardından muayene, ilaç uygulaması ve işlem takvimi planlanırken bilet ve ulaşım organizasyonları da bu takvime göre düzenleniyor.
Klinik bağlantıları ve işlem organizasyonlarında KKTC’nin yanı sıra Tiran ve Gürcistan bağlantıları da öne çıkıyor.
ELDEN TAHSİLAT İLE GİZLENMEYE ÇALIŞTILAR
Sürecin mali boyutunda toplam bedelin hangi kalemlerden oluştuğu önem taşıyor. Donör payı, aracılık bedeli, ilaç, muayene ve ulaşım giderleri birbirinden ayrı ödeme kalemleri arasında bulunuyor.
Örgüt mensuplarının bazı ödemeleri banka hesapları üzerinden yaptıkları, ancak ağırlıklı olarak ara hesaplar veya elden teslim yoluyla ödeme gerçekleştirmeyi tercih ederek mali hareketleri gizlemeye çalıştıkları anlaşıldı.
TEN, SAÇ VE GÖZ RENGİNE GÖRE DONÖR
Biyolojik açıdan annenin, yumurta hücresi kullanılan kadın olması nedeniyle örgüt üyelerinin, yumurta hücresi alınan kadınların kişisel bilgilerini pazarlamak amacıyla edindikleri ve paylaştıkları ortaya çıkarıldı. Kan grubu, göz rengi, ten rengi ve saç rengi gibi özelliklerin ayrıca arşivlendiği, çocukların bu özelliklere yatkın olacağının müşterilere bildirildiği tespit edildi. Yumurta hücresi alınan kadınların kişisel ve fiziksel özelliklerinin kayıt altına alınarak potansiyel müşterilere sunulduğu belirlendi.
Müşterilerin talep ettikleri özelliklere göre fiyat tarifesi oluşturulduğu ortaya çıkarıldı. Yumurta hücresini vererek çocuğun genetik mirasına katkıda bulunan kadın, Türk hukukuna göre yasal statüde anne sayılmıyor.
Örgütün, yumurta hücreleri alınan kadınların hücreleri ile bir erkeğin sperm hücresinin yapay olarak döllenmesini sağlayarak embriyolar elde ettiği, daha sonra bu embriyoların çocuğu doğuracak anne adayının rahmine yerleştirilmesi işlemini yürüttüğü anlaşıldı. İşlem sonucunda doğum gerçekleşirse doğacak çocuk, yumurta hücresini veren kadının DNA’sını taşıyor.
TIBBİ OLARAK YUMURTA SAHİBİ KİM İSE ANNE O
Bir çocuğun nükleer DNA’sının yüzde 50’si biyolojik babadan, yüzde 50’si ise yumurtası kullanılan biyolojik anneden veya yumurta donöründen geliyor. Taşıyıcı annenin çocukla nükleer DNA veya fiziksel özellikler açısından herhangi bir genetik bağı bulunmuyor. Böylece taşıyıcı annelik sonucunda doğacak çocuk, doğum yapan kadının değil, yumurta hücresini veren kadının DNA’sını taşıyor. Tıbbi açıdan biyolojik anne, doğuran değil, yumurta hücresi kullanılan kadın oluyor.
TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN ZARARLI
Genetik mirasın ve soybağının gelecek nesillere aktarımını etkileyebilecek sözkonusu yasa dışı uygulamalarla yalnızca bireylerin değil, toplumsal sağlığın ve gelecek nesillerin genetik kimliğinin de hedef alındığı değerlendiriliyor.
Donör bilgilerinin kayıt altına alınmaması veya genetik kökenin izlenememesi, ilerleyen yıllarda çeşitli sorunlara yol açabilir. Bu durum, genetik akrabalık ilişkilerinin bilinmesini engelliyor.
Yumurta donörlüğü kapsamında uygulanan ilaç tedavileri ve yumurta toplama işlemleri de önemli tıbbi riskler barındırıyor.
SORUŞTURMADA 41 DONÖRÜN 811 KEZ YUMURTA SATIŞI YAPTIĞI TESPİT EDİLDİ
Türkiye-KKTC-Arnavutluk-Gürcistan bağlantılı suçlara ilişkin soruşturma CİMER üzerinden yapılan bir ihbarda, “yasa dışı üreme hücresi satışı” yapıldığı yönünde bilgiler verilmesiyle başladı. İhbarda, bu işlemin kısmen yasal olduğu ve vizesiz seyahatin mümkün olduğu ülkelere gönderilen Türk vatandaşı kadınların “yumurta” olarak tabir edilen üreme hücrelerini para karşılığında sattıkları, bazı kişilerin de bu işlemleri organize ettikleri bildirildi. Şüpheliler üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda yurt dışı seyahat kayıtları, tedavi geçmişleri, MASAK kayıtları, kargo kayıtları, uçuş manifestoları, HTS incelemeleri, ekonomik durum araştırmaları ve iletişimin tespiti faaliyetlerinden elde edilen veriler değerlendirildi. Müsnet suçlara iştirak ettiği tespit edilen 41 donör belirlendi. Yumurta başına 60-80 avro ödendiği ve bir işlemde azami 15-20 yumurta alınabildiği, söz konusu araştırma yöntemleriyle tespit edildi. Donörlerin ve suçlara iştirak eden diğer kişilerin bu işlemleri örgütlü şekilde gerçekleştirdikleri anlaşıldı. 41 donör tarafından toplam 811 kez yumurta satışı işlemi yapıldığı tespit edildi.
Yumurta satışı yapan 41 kadın donörün yanı sıra örgüt lideri 1 kişi, örgüt yöneticisi 5 kişi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı 2 doktor ile seyahat organizasyonlarında rol alan 4 kişi olmak üzere toplam 53 şüpheli tespit edildi

