18 Ekim 2026, Pazar
Canlı Piyasa Güncelleme
Spor

Spor yazarları Gençlerbirliği-Galatasaray maçını değerlendirdi

Galatasaray, Trendyol Süper Lig'in 8. haftasında deplasmanda karşılaştığı Gençlerbirliği'ni 1-0 mağlup ederek zirvedeki yerini korudu. Eryaman Stadyumu'nda oynanan mücadelede alınan sonucun ardından gözler...Devamı için tıklayınız

Spor yazarları Gençlerbirliği-Galatasaray maçını değerlendirdi

SERKAN KORKMAZ – KISMET Barcelona maçı hem bedenleri hem de zihinleri hayli yordu kuşkusuz. Yine de bunlar dersine iyi çalışmış Gençlerbirliği’ni övmeye, Galatasaray’ı yermeye mani değil. İlk yarıda biraz Batrakov’un gayreti, çokça Uğurcan kurtarışlarıyla ayakta kalmayı başaran sarı kırmızılıların ikinci yarıya hiçbir değişiklik yapmadan başlaması bence çok yanlıştı. Sanchez formsuzluktan ve ciddiyetsizlikten tel tel dökülüyor, sarı kırmızılıları tedirgin ediyordu. Buruk, en azından ‘yok hükmünde’ oynayan Sara’yı oyundan alıp yerine Nhaga’yı falan koyar sanmıştım. Keza; İlkay’a süre verme ihtimalini hiç görmüyordum. Dakikalar 61’i gösterdiğinde üç değişiklik birden geldi Buruk’tan. Sara, Sane ve Barış dışarı alınırken, Yunus, Leao ve çok ilginçtir ki İlkay oyuna giriyordu. İlkay, belki ağzıyla kuş tutmadı ama takıma sükunet ve akıl getirdi. Yunus da iyi şeyler yaptı ama 16 dakika oyunda kalabilen Leao’nun, Okan hoca tarafından da eleştirilen kötü bir zeminde sahaya sürülmesi çok acayipti. Çok kritik bir maçta, galibiyeti getiren golün, bu yanlış hamleyle sahaya giren Leao’nun sakatlanması üzerine maça dahil olan Deniz Gül‘den gelmesi çok manidar. Leao, böyle bir zeminde, Lille deplasmanı öncesi riske edilmemeliydi. Galatasaray son birkaç sezonda olduğu gibi sezonun bu aşamasında ‘kör topal’ yoluna devam ediyor. Fakat sırada çok kritik bir 180 dakikalık etap var. Sıfır puanla devam edilen Şampiyonlar Ligi‘nde Fransa’da yapılacak maç ve sonrasındaki Fenerbahçe derbisi Okan hoca için kötüye giden kredisini toparlamak için bir fırsat olacak. Ama olumsuz sonuçlanan bu iki maçlık süreç, son dört yılın şampiyon hocası için bir sorun başlangıcına da dönüşebilir. Buruk, iki maçta da yenilmemek zorunda. MUSTAFA ÇULCU – GELECEK ADINA UMUT VERDİ Galatasaray artık ne oyunuyla ne yıldızlarının bireysel performansıyla rakiplerini eskiye göre ürkütmüyor. Böylesine etkisiz Galatasaray’dan biz de puan veya puanlar alırız cesareti veriyor. Gençlerbirliği’nin yakaladığı fırsatlar bunu gösteriyor. Final pasları ve son vuruşlarda başarılı olabilseler sonuç değişik olurdu! Fıratcan iyi mücadele etti. Savunmanın tüm dengesini bozan Davinson başta olmak üzere Eren ve Sane’de düşüş devam ediyor. Uğurcan başarılıydı. Torreira’nın yokluğu net görülüyor. Yapılan değişiklikler, kötü oyunu değiştiremedi ama sonradan oyuna giren Deniz’in vuruşu kaleci İrfan Can’ın büyük hatası sonucu değiştirdi. Gençlerbirliği iyi mücadele etti, lakin bir hata pahalıya mal oldu. Bu galibiyet Galatasaray’ın oyunundaki sorunların üstünü örtmemeli. Reşat Onur Çoşkunses yeni isimlerden. Eren, Fıratcan, Sane ve Diabate’ye sarıları pas geçti. 33’te avantaja bırakması doğru lakin geriye dönüş anı hatalıydı, oyun devam etmeliydi. Tekrar izlemesini tavsiye ediyorum. 67’de Batrakov-Fıratcan mücadelesinde devam kararı doğru. Penaltı yok. Katılmadığım sarı kart tasarrufları dışında iyi performans gösterdi. Gelecek açısından umut verdi. ZEKİ UZUNDURUKAN – ALTIN GOL! Şampiyonlar Ligi maçlarından sonra oynanan maç en zor maçtır. Çünkü Şampiyonlar Ligi’nde oynanan bir maçın yorgunluğu ve yıptarıcılığı, bizim ligimizdeki üç maça bedeldir. Hele uzay takımı Barcelona ile oynadıysanız! Sürekli pas yapan bir takımın ve topun peşinden koşmak Galatasaray’ı oldukça fazla yormuştu. Galatasaray aslında başkente bu tedirginlik ve yorgunlukla gitti. Zorlu maçta üç oyuncu ön plana çıktı. Uğurcan Çakır yaptığı müthiş kurtarışlarla Galatasaray’ı ayakta tuttu. Genç Batrakov, 90 dakika sahada arı gibi çalışarak Galatasaray’ın pas bağlantılarını sağladı. İkinci yarıda oyuna giren Deniz Gül de attığı altın golle Galatasaray’a üç puanı getiren isim oldu. Galatasaray çok zorlandığı maçı kazanmasını bildi. İşte büyük takım refleksi budur. Böylesine zorlu maçları kötü oynasanız bile kazanacaksınız! Yoksa şampiyon olamazsınız. Galatasaray son dört sezonda bunları yaptığı için şampiyon oluyor. Galibiyet anahtarını kapının üzerinde bırakmadığı için mutlu sona ulaşıyor. Bu arada başkentte Eryaman Stadı’nın ağır zemini özellikle Galatasaray’daki teknik kapasitesi yüksek oyuncuları çok etkiledi. Futbol enteresan bir oyun. Bu sezon en çok net kurtarış yapan kalecilerden biri olan İrfan Can Eğribayat, yediği golde büyük hata yaptı. Bu hata, sonucu belirleyen bir hata oldu. Galatasaray’a üç puanı getiren bir hata oldu. Dünkü maçta Osimhen etkisiz kaldı. Hatta 17 maç sonra Galatasaray forması altında bir maçta gol ya da asist yapamadı. Aslında Okan Buruk’un ikinci yarıda yaptığı değişiklikler, özellikle de Barış Alper’in yerine Yunus Akgün değişikliği, sarıkırmızılıların sağ kanadını işler hale getirdi. Galatasaray, Yunus girdikten sonra sağ kanattan etkili hücumlar yaptı. Cimbom’a Deniz Gül ile galibiyeti getiren gol de sağ kanat organizasyonundan geldi. Bu arada Leao’nun oyuna girdikten 16 dakika sonra sakatlanması da büyük talihsizlik! Okan Buruk, dünkü maçta İlkay Gündoğan’a sonunda şans verdi. 61’de Sara’nın yerine Eryaman Stadı’nın çimlerine ayak basan İlkay, iyi niyeti ile mücadele etti. Gençlerbirliği ise maç boyunca Salih Uçan, Diabate, Thalisson ve Gouveia ile girdiği pozisyonlardan gol çıkaramadı. Bu pozisyonların çoğu Uğurcan Çakır’ın ellerinde eridi. Gençlerbirliği’nin yeni hocası Bernd Storck, takımına iyi oyun oynattı ama skoru getirecek hamle yapma konusunda sınıfta kaldı. Galatasaray, başkentte taraftarını coşturacak tahrip gücü yüksek bir oyun ortaya koyamadı ama kazanmasını bildi. Sonuç almasını bildi. Galatasaray, başkentte kazanarak liderliğini sürdürdü ve Barcelona yenilgisinin olumsuz izlerini sildi. Futbolda sonuca yani tabelaya bakılır. Kazanan her zaman haklıdır ve başarılıdır. LEVENT TÜZEMEN – BURUK’TAN ÖZ ELEŞTİRİ Galatasaray, Ankara’da kaybedebileceği bir maçta Deniz Gül sayesinde kıymetli bir 3 puan kazandı. Okan Buruk’u kutluyorum çünkü maç sonu yaptığı, ‘Sahayı, maç trafiğini, Şampiyonlar Ligi’ni bahane etmeden iyi konsantre olmalıydık. Çok fazla kötü performans var. Daha basit şeyleri yapamazken sahayı bahane etmeyeceksin’ şeklinde açıklamayı alkışlıyorum. Okan hoca ilk kez oyuncuları da önüne katarak ciddi bir öz eleştiri yaptı. 350 milyon Euro’luk bir kadronun bu kadar kötü koşmaya, bu kadar kötü oynamaya ve bu kadar çok pas hatası yapmaya hakkı yok. Torreira’nın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha arkadaşları gördü. Torreria olmayınca Sara- Lemina ikilisinin makyajları aktı. Bu ikili hem orta alanı kontrol edemediler hem ikili mücadeleleri kazanamadılar hem de fazlasıyla pas hatası yaptılar. Eğer kaleci Uğurcan olmasaydı G.Saray kaybederdi çünkü Uğurcan net 6 tane pozisyonu kurtardı. Okan hocanın iki büyük hamlesi nokta atışıydı. 1-Oyuna İlkay’ı alarak orta alandaki dağınıklığı, top kaybını ve oyun eksikliğini giderdi. İlkay, oyuna sakinlik getirirken arkadaşlarının rakip sahaya yerleşmelerini sağladı, hatta sıkışan oyunu tirbuşon gibi açtı. Okan hoca, İlkay’ı daha fazla kullanmayı düşünmeli. 2-Leao’nun sakatlanıp çıkmasından sonra Deniz Gül’ü oyuna alması çok büyük cesaretti. Kötü zeminde çift santrfora geçmek kolay bir karar değildi. O Deniz, rakip savunmanın dengesini bozdu ve kazanılan 3 puanın da mimarı oldu.