Türk pop müziğinin önemli temsilcilerinden, şarkıcı ve besteci Alpay Nazikioğlu (91) hayatını kaybetti.

Eylül’de Gel (1977)
Her sonbaharda istisnasız radyo ve müzik listelerinin zirvesine oturan bu eser, Alpay adıyla en çok bütünleşen, ayrılık ve kavuşma özlemini en duru şekilde anlatan Türk pop tarihinin en büyük başyapıtıdır.
Fabrika Kızı (1970)
Söz ve müziği Bora Ayanoğlu’na ait olan şarkı, dönemin tütün fabrikasında çalışan emekçi kadınların hayatını ve sosyal gerçekliği pop-folk tarzında işleyen, toplumsal hafızada yer etmiş bir eserdir.

SONBAHARIN HAKİMİ VE EMEKÇİNİN SESİ
Türkiye’nin müzik tarihine damga vuran Alpay repertuarında, dinleyicilerin en çok bağ kurduğu ölümsüz eserlerin başında hiç kuşkusuz “Eylül’de Gel” yer alıyor. Her sonbaharda radyo ve müzik listelerinin vazgeçilmezi olan bu şarkı, buruk bir aşk hikayesini Alpay’ın kadife sesiyle birleştirerek adeta sanatçının imzası haline geldi.
Toplumsal gerçekçi duruşuyla bilinen ve sözü-müziği Bora Ayanoğlu’na ait olan “Fabrika Kızı” ise tütün fabrikasında çalışan emekçi kadınların hayatını pop-folk tarzında işleyerek popüler müziğin sadece aşktan ibaret olmadığını kanıtlayan bir başyapıt olarak tarihe geçti.

Gitme (1990)
90’lı yılların başında Alpay’ın adeta yeniden doğuşunu simgeleyen bu parça, usta sanatçının karakteristik ve derin vokaliyle devleştiği en güçlü aşk ve ayrılık şarkılarından biridir.
Yanımda Kal (1991)
Sözlerindeki sadakat ve sevgi temasıyla dinleyeni sarıp sarmalayan, 90’lar Türkçe pop dünyasının en nitelikli slow şarkıları arasında yer alır.
Kara Tren (1991)
Anadolu’nun hüzünlü tınılarını modern batı müziği elementleriyle harmanlayan bu parça, Alpay’ın müzikal sentez yeteneğini en net gösteren pop-folk klasiklerinden biridir.
Ayrılık Rüzgarı (1975)
“Ayrılık rüzgarları kalbime doluyor” nakaratıyla hafızalara kazınan, aranjman döneminin en yoğun duygusallığa ve melankoliye sahip popüler parçalarındandır.

90’LAR ROMANTİZMİ VE ANADOLU ESİNTİLERİ
Sanatçının 90’lı yıllarda müzik dünyasında adeta ikinci baharını yaşamasını sağlayan “Gitme” ve “Yanımda Kal” gibi duygu yüklü slow hitleri, onun zamansız romantizmini yeni kuşaklara başarıyla aktardı. Anadolu’nun hüzünlü tınılarını modern batı müziği elementleriyle harmanladığı “Kara Tren” ile aranjman döneminin en yoğun melankolisini barındıran “Ayrılık Rüzgarı”, Alpay’ın farklı müzikal tarzlar arasındaki kusursuz geçiş yeteneğini simgeliyor.

Maria (1968)
Alpay’ın kariyerinin ilk yıllarında Fransız şansonları ve İtalyan napoliten esintilerini Türkiye’ye sevdirdiği, batılı tarzını en iyi yansıtan ilk dönem hitlerindendir.
Cennet Yolu (1968)
Dönemin romantizmini hareketli ve neşeli ritimlerle buluşturan bu parça, hem plak döneminde hem de günümüz nostalji listelerinde tazeliğini korumaktadır.

Allahım Yeter (1974)
Dramatik yapısı ve isyan temasını işleyen sinematik duruşuyla Alpay’ın vokal gücünü ve yorumculuğunu en üst seviyede sergilediği nadide eserlerdendir.

Yekte (1973)
Sanatçının Anadolu rock ve funk ritimlerini denediği, geleneksel ezgileri modern altyapılarla buluşturarak dönemin gençliğini peşinden sürükleyen oldukça ritmik bir hitidir.



