Çocuklarda nişasta bazlı şeker tüketimi neden risk oluşturuyor?

Uzmanlar, çocuklarda nişasta bazlı şeker tüketiminin obezite ve insülin direnci riskini artırabileceğini vurguluyor.

Hacettepe Üniversitesi’nden Prof.

Dr.

Elif Özmert, nişasta bazlı şekerin yüksek fruktoz içeriği nedeniyle sağlık risklerini artırabileceğini belirterek özellikle çocuklarda şeker tüketimine karşı uyarıda bulundu.

Türkiye’de her gün veya sık şekerli içecek tüketen 7-8 yaş grubu çocukların oranının 2013’te yüzde 12,7 iken 2022’de yüzde 42,3’e yükseldiğine dikkat çeken Özmert, yaşamın ilk 2 yılında ilave şeker tüketilmemesi gerektiğini ifade etti.

Nişasta Bazlı Şekerin Sağlık Üzerindeki Etkileri Neler?

Nişasta içeren bitkilerden elde edilen ve temel olarak glukoz ve fruktoz içeren şeker türü olarak tanımlanan nişasta bazlı şeker (NBŞ), dünya genelinde yiyecek ve içeceklerde sofra şekerinden sonra ikinci büyük kullanım payına sahip.

NBŞ, şekerleme, unlu mamuller, helva, reçel, marmelat, dondurma, geleneksel tatlılar ile alkollü ve alkolsüz içeceklerin üretiminde sıklıkla kullanılmaktadır. Üreticilerin, ürünlere kolay karışması, tatlılık ve kıvam sağlaması, ürünün raf ömrünü uzatması gibi nedenlerle tercih ettiği NBŞ, Türkiye'de kota uygulamasına tabi tutulmaktadır.

Bu kapsamda, ülke genelinde üretilen toplam şekerin en fazla yüzde 2,5'i nişasta bazlı şekerden olabiliyor. Üreticilerin bu konudaki faaliyetleri, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenmektedir.

Fruktozun Metabolizmadaki Rolü Nedir?

Prof.

Dr.

Elif Özmert, nişasta bazlı şekerdeki yoğun fruktoz oranına dikkat çekti. Şeker pancarından elde edilen sofra şekerinin glukoz ve fruktozu eşit oranda içerdiğini belirten Özmert, glukoz-fruktoz şurubu olarak adlandırılan NBŞ’de ise bu iki şekerin monomer halinde bulunduğunu ve fruktoz oranının yüzde 42 ile 90 arasında değişebildiğini anlattı. Özmert, NBŞ’nin şeker pancarından elde edilen şekere göre daha basit ve ucuz yöntemlerle üretilebildiğine dikkati çekerek, yüksek fruktoz içeriği nedeniyle hastalık oluşturma riskinin daha yüksek olduğunu belirtti.

Fruktoz, diğer şekerlerden farklı bir metabolizmaya sahip olup, karaciğerde hızla yağa dönüşüyor ve tokluk hissi oluşmadığı için tüketim devam ediyor.

NBŞ’nin taşıdığı riskin yanı sıra, hangi türden olursa olsun fazla şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Özmert, çocukluk çağındaki yüksek şeker tüketiminin obeziteden insülin direncine kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkili olduğunu ifade etti.Çocukluk Çağında Şeker Tüketiminin Sonuçları Neler Olabilir?Özmert, çocukluk çağı obezitesinin temelinde ihtiyaçtan ve harcanandan daha fazla kalori alınmasının bulunduğunu, şekerin kolay, hızlı ve ucuz bir kalori kaynağı olduğunu belirtti. Şekerli içeceklerin de bu özellikleri taşıyan en önemli gıda grubunu oluşturduğunun altını çizen Özmert, yüksek şeker tüketiminin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerinin yalnızca obeziteyle sınırlı olmadığını vurguladı. Çocukluk dönemindeki fazla şeker tüketiminin obezite, insülin direnci, hipertansiyon, yağlı karaciğer ve diş çürüklerinin yanı sıra kardiyometabolik hastalıklar, alerjiler, bağırsak hastalıkları ve davranış sorunlarıyla da ilişkilendirildiğini anlattı.

Türkiye’de çocukların şekerli içecek tüketimine ilişkin yapılan çalışmaların sonuçlarını paylaşan Özmert, 2013, 2016 ve 2022 yıllarında ilkokul 7-8 yaş grubu çocuklarında yapılan çalışmalarda her gün veya sık şekerli içecek tüketen çocuk sıklığının sırasıyla yüzde 12,7, yüzde 18,4 ve en son yüzde 42,3 olduğunu bildirdi.

Bu durum, obezite riski açısından hemen önlem alınması gerektiğini vurguluyor.Özmert, şekerli ve yağlı gıdaların çocukların yeme davranışları üzerindeki etkisini değerlendirerek, şekerli ürünlerin kullanılmasının beyindeki haz ve ödül merkezlerine etkisi olduğunu belirtti.

Bu durumun adeta bir tür bağımlılık yapabileceğini ifade eden Özmert, ancak henüz 'bağımlılık' ifadesinin tıp literatürü tarafından tümüyle kabul edilmediğini, kesinlikle tüketimi artıran bir davranışa dönüşebileceğini söyledi.

Ailelerin Rolü ve Sağlıklı Beslenme Önerileri Neler?

Ailelerin kendi tüketim alışkanlıklarının da çocukların bu gıdalara yönelmesinde rol model oluşturduğuna işaret eden Özmert, okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin tüm bileşenleriyle hayata geçirilmesi ve eş zamanlı olarak okullarda bir öğün sağlıklı yemek hizmeti verilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bu uygulamaların çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesi ile hastalıklardan korunması açısından etkili girişimler olduğunu vurguladı.Özmert, iyi sağlık sonuçları için yaşamın ilk 2 yılında hiç ilave şeker tüketilmemesi, sonraki dönemde ise ilave şeker tüketiminin günlük kalorinin yüzde 5'ini aşmamasının tercih edildiğini belirtti. Çocukların yalnızca şeker içeren, besleyici özelliği bulunmayan gıdalardan uzak tutulması gerektiğini ifade eden Özmert, özellikle gazlı içecekler ve doğal olmayan meyve sularının bu ürünlerin başında geldiğini söyledi.

Amerikan Kalp Derneği'nin 2 yaşın altındaki çocukların hiç serbest şeker tüketmemesini, daha büyük çocukların ise yaşlarına göre günde en fazla 26 gram, yaklaşık 6 çay kaşığı şeker tüketmesini tavsiye ettiğini aktaran Özmert, hazır ürünlerin mümkün olduğunca az tüketilmesi gerektiğini belirtti.

Bunların yerine evde hazırlanacak sağlıklı atıştırmalıklar ve meyvelerin tercih edilmesinin önemine dikkati çeken Özmert, hazır ürün tüketilecekse etiketlerde toplam kalori ve şeker kaynağının yanı sıra doymuş yağ ve tuz miktarına da bakılması gerektiğini söyledi.Ürünlerin protein, vitamin ve mineral gibi besleyici bileşenler içerip içermediğinin de değerlendirilmesi, en az zarar ve en yüksek yarar potansiyeli taşıyan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatan Özmert, hazır yiyecek ve içeceklerdeki şeker miktarının üreticiler tarafından da kademeli olarak azaltılması gerektiğini vurguladı.Özmert, çocukluk dönemindeki sağlık sorunlarının etkilerinin yetişkinlik dönemine de taşınabileceğinin altını çizerken, çocukluktaki hiçbir olumsuzluğun çocuklukta kalmayacağını ifade etti.

O nedenle çocuk sağlığının, erişkin sağlığını belirleyen önemli bir bileşen olduğunu belirtti.

Obez çocukların yüzde 55'inin obez ergen olacağını, obez ergenlerin de yüzde 80'inin obez erişkin olacağını söyledi. Çocuklukta başlayan obeziteyle ilişkili hastalık risklerinin erişkinliğe artarak geçtiğini ifade eden Özmert, insülin direnci, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, kanser ve felç gibi risklerin bu kapsamda yer aldığını belirtti.Özmert, obez gebelerin yüksek kilolu bebek dünyaya getirme ihtimalinin bulunduğunu ve bunun da beraberinde çeşitli riskler getirebileceğini söyledi.

İLGİLİ HABERLER