Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar
06 Haziran 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Dünya Lübnan Devleti, İsrail Saldırılarının Durdurulması İçin Uyarıda Bulundu

Lübnan Devleti, İsrail Saldırılarının Durdurulması İçin Uyarıda Bulundu

Türkiye'nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundular. İki ülke yetkilileri, gündemdeki konular hakkında detaylı bilgi verirken, işbirliği ve ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda kararlı olduklarını vurguladılar.

6 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Dışişleri Bakanı Fidan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekile:

"Bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldık.

Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler takip ettiğiniz gibi gerçekten çok olumlu bir şekilde ilerliyor. İkili ticaret hacmimiz geçen sene 52 milyar doları aştı, bunu 60 milyar dolara çıkarabileceğimize inanıyoruz.

Ekonomik işbirliğimizi daha üst seviyeler taşıyacak sektörlerden biri de savunma sanayii alanıdır. Gerek Avrupa gerek Orta Doğu'da yaşnmakta olan gelişmeler müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Eurofighter Typhoon savaş uçağı konusunda Almanya'nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayii alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz.

Almanya ile ilişkilerimizin çok önemli boyutunu da bu ülkede yaşayan yaklaşık 3 buçuk milyonluk Türk toplumu oluşturmaktadır. Bugünkü görüşmelerimizde bu konuları da ele alma fırsatımız oldu.

Sayın Wadephul ile ülkemizin stratejik hedefi olan Avrupa Birliği'ne üyelik hedefini de ele aldık. Bölgesel ve küresel gelişmeler, Türkiye'nin üye olmasının AB'ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki; üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir. Beklentimiz bu sürecin objektif kriterler temelinde yürütülmesidir. Almanya'nın AB içindeki konumu doğrultusunda ülkemizin üyelik sürecine katkı sunmasını bekliyoruz.

Bugün değerli mevkidaşıma gümrük birliğinin güncellenmesi konusundaki beklentimizi de bir kez daha aktardım.

Artık daha fazla sayıda vatandaşımız iş, eğitim, turistik sebeplerle Avrupa ülkelerine seyehat etmeyi arzu etmekte. Vize serbestisi diyaloğunun sonuçlandırılması da AB ile bir diğer öncelikli gündem maddemizi oluşturmakta.

Avrupa güvenlik mimarisi konusu gündemimizde yer alan en önemli başlıklardan birini teşkil etmektedir. NATO'nun Avrupa Atlantik güvenliğinin temel taşı olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede beklentimiz AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerinin NATO'nun çabalarını tamamlayıcı nitelik taşıması ve tüm müttefikleri kapsayan bir anlayışla yürütülmesidir.

AB'nin güçlü bir NATO müttefiki olan ülkemizi bu girişimlerden dışlaması Avrupa güvenliğini zayıflatma riskini taşımaktadır.

Bugünkü görüşmelerimizi ayrıca güncel, bölgesel ve uluslararası meseleleri de ele alma imkanımız oldu. Tabii bunların başında Orta Doğu'da devam etmekte olan savaş gelmekte. Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz.

Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız. Bölgedeki bulunan vatandaşlarımızın güvenliğinin sağlanması için de gece gündüz çalışıyoruz. Hava sahasının halen kapalı olduğu ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın barınma ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli önlemleri alıyoruz.

Netanyahu hükümeti bölgedeki her savaşın ve insani krizin şu anda merkezinde yer almakta. Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnana'da taşımakta. 1 milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail saldırıları sona ermeli.

Mevcut 2 füzeyle ilgili NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük de destek verdiğimiz NATO'nun kolektif savunma konseptiyle çok yakında uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO büyün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli, bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzlerle ilgili olan kısımlarda kolektif bir savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Türkiye burada NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda.

Türkiye'ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası nerdeyse bütün NATO üyesi dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler.

Bildiğiniz gibi şu anda özellikle son birkaç gündür savaşın en yoğun anlarını yaşamaktayız. Özellikle karşılıklı hava saldırılarına ve füze atışlarına baktığımız zaman savaşın bu kadar yoğun bir anının yaşandığı bir dönemde müzakere şansı nedir ne kadar vardır? Bu tabii önemli bir soru.

Esas itibariyle bu yoğunlaşmalar ve yok ediciliğin daha da belirgin hale gelmesi risklerin artması müzakereye olan ihtiyacı taraflar nezdinde daha da fazla gündeme getirmekte. 
Şu anda müzakereye ve diplomasiye en fazla ihtiyacımız olduğu andayız. Bua yönelik çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor, edecek.

İran tarafıyla da konuşuyoruz, Amerika tarafıyla da konuşuyoruz. Ama devam eden bir askeri harekat var. Ortada bazı gerçeklikler de var. İran'a yapılan tahrik edilmemiş bu savaş, saldırı ne kadar haksız ve hukuksuzsa, İran'ın tahrik edilmeden diğer ülkelere yaptığı özellikle Körfez ülkelerine yaptığı saldırı da bir o kadar yanlış."

Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

"Körfez bölgesinden geliyorum. İran o bölgede büyük zararlar veriyor. Körfez bölgesindeki gerilimin sürekli artırılması ve komşulara yönelik saldırılar son derece tehlikeli bir durumu da beraberinde getiriyor. Hem İran hem de İran’ın etrafındaki bölgelerdeki gelişmeler bizi endişe ediyor. Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da bir savaşın sona erdirildiğini görmemiz gerekiyor.

Türkiye, sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Önümüzdeki günlerde birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz. İran’dan komşularına yönelik herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Avrupa için de bir tehlike oluşturmaması gerekiyor ve İran’ın bölgesel rolünü olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor.

İran’ın nükleer programı ve balistik füze programını da sonlandırması gerekiyor çünkü bu bir tehdit oluşturuyor.

Diğer taraftan şunu da söylemek gerekiyor. İran’ın ülkesel bütünlüğü kabul edilmesi gereken bir konudur. Devletlerin ülkesel bütünlüğü kabul edilmelidir. Kimse İran’da bir kaos olmasını istemeyecektir.

Bu aşamadan sonra savaşın daha da fazla tırmandırılmaması gerekiyor. Bu çatışmanın sürdürülebilir ve kalıcı biçimde sona erdirilmesi için bölgedeki mimari yapı itibarıyla ele almamız gereken konular var. Bunları birlikte düşünmemiz ve öneriler sunmamız gerekiyor.
Suriye’deki iç savaştan sonra Türkiye çok büyük bir yardım gösterdi ve büyük bir kabiliyetle 4 milyon insanı kabul etti. Birçoğu Türkiye’de yaşıyor, bazıları geri döndü. Türkiye açısından da İran’dan gelebilecek olası mülteciler konusunda nasıl bir durum ortaya çıkabileceği gündeme geliyor.

Biz bunun önlenmesini istiyoruz ve bu konuda Türkiye ile çok yakın iş birliği içinde olacağız. Avrupa bir üçüncü kişi olarak uzaktan izleyen bir konumda olmayacak. Eğer burada siyasi kırılmalar, iç savaşlar ve göçler yaşanırsa, bu hepimizi etkileyecektir."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *