Ekrem Abi Site matbahis giriş
18 Eylül 2026
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
En Son Olay Gündem Dünyanın en küçük müzesi bir asansör boşluğuna sığıyor

Dünyanın en küçük müzesi bir asansör boşluğuna sığıyor

New York'un göbeğinde, dar bir ara sokakta, kolayca gözden kaçabilecek bir müze var. Eski bir yük asansörü boşluğuna kurulan ve yalnızca 3,3 metrekare olan Mmuseumm, dünyanın en küçük müzelerinden biri kabul ediliyor. İçeride başyapıtlar değil, modern dünyanın hikâyesini anlatan sıradan nesneler sergileniyor.

2 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Manhattan'ın Tribeca semtiyle Çin Mahallesi'nin kesiştiği Cortlandt Alley'de bulunan Mmuseumm, 2012'de kapılarını açtı.

O kadar küçük ki içeriye aynı anda yalnızca üç kişi girebiliyor.

Müzeyi kuranlar ise sıra dışı bir ekip; yönetmen Safdie kardeşler (Josh ve Benny) ve küratör Alex Kalman.

Mmuseumm'un kendine özgü bir felsefesi var: "nesne gazeteciliği" (object journalism).

Yani müze, tablolar ya da heykeller yerine gündelik hayattan toplanmış sıradan nesneleri sergiliyor ve bu nesneler aracılığıyla içinde yaşadığımız dünyanın kültürel, siyasi ve toplumsal hikâyesini anlatıyor.

Kurucularına göre mesele boyut değil; asıl önemli olan, bu neslin hikâyesini kaydedebilmek.

Müzenin koleksiyonu şaşırtıcı ve zaman zaman sarsıcı.

Yıllar içinde sergilenen nesneler arasında 2008'de Bağdat'ta George W.

Bush'a fırlatılan ayakkabı, ABD hapishanelerindeki mahkûmların yaptığı el işleri, idam mahkûmlarının son yemeklerinin fişleri ve ABD-Meksika sınırını geçmeye çalışan göçmenlerin çölde bıraktığı kişisel eşyalar yer alıyor.

Sıradan görünen her nesnenin ardında, çoğu zaman fark etmediğimiz koca bir hikâye saklı.

Duvarlara metal raptiyelerle iğnelenen nesneler, adeta bilimsel bir incelemenin parçasıymış gibi sergileniyor.

Kırmızı kadife raflar ve beyaz süslemelerle klasik müze estetiğine göndermeler yapan mekân, geleneksel kuralları takip ederken pek çoğunu da bilinçli olarak yıkıyor.

Koleksiyon her yıl yenileniyor; ayrıca müzenin sergileri zamanla o kadar ilgi gördü ki bazıları New York Metropolitan Müzesi gibi dünyanın önemli mekânlarında da sergilendi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *