28 Ekim 2026, Çarşamba
Canlı Piyasa Güncelleme
Gündem

İYİ Partili Ulusoy’dan Akdeniz meyve sineği uyarısı: Üreticiyi bekleyen tehlikeye dikkat çekti

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Akdeniz meyve sineğinin tarımsal üretimde yol açtığı kayıplara dikkat çekerek biyolojik mücadelenin öncelikli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

İYİ Partili Ulusoy’dan Akdeniz meyve sineği uyarısı: Üreticiyi bekleyen tehlikeye dikkat çekti

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Akdeniz meyve sineğinin Türkiye’de tarımsal üretime ciddi zarar verdiğini belirterek, zararlıyla mücadelede biyolojik yöntemlerin devreye alınması çağrısında bulundu. Ulusoy, ürün kaybının yüzde 10 seviyesinde kalması durumunda bile maddi zararın 7-8 milyar dolara ulaşabileceğini ifade etti.

Ulusoy, Akdeniz meyve sineğine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, zararlının etkisinin kahverengi kokarcadan daha büyük olduğunu belirterek, farklı bölgelerdeki meyve üretimini tehdit ettiğini söyledi.

“AKDENİZ MEYVE SİNEĞİ, KAHVERENGİ KOKARCADAN DAHA BÜYÜK BİR BELA”

Akdeniz meyve sineğinin Türkiye’de tarım zararlıları arasında en yüksek zarara yol açan unsurlardan biri olduğunu belirten Ulusoy, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde kahverengi kokarcadan kaynaklanan sorunların öne çıktığını ancak Akdeniz meyve sineğinin çok daha büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi.

Zararlının Akdeniz, Ege, İç Ege ve Marmara hattında etkili olduğunu, İç Anadolu’nun birçok bölgesinde de görüldüğünü kaydeden Ulusoy, zeytin başta olmak üzere çeşitli meyvelerde kalite ve rekolte kaybına neden olduğunu söyledi.

Akdeniz meyve sineğinin zeytine zarar vererek ürünün asitliğini yükselttiğini ve piyasa değerini düşürdüğünü belirten Ulusoy, Türkiye genelindeki zeytin üretim alanları değerlendirildiğinde ciddi rekolte kayıplarının ortaya çıktığını ifade etti.

Zararlının narenciye üretimini de etkilediğini vurgulayan Ulusoy, özellikle Adana-Mersin hattındaki üretimin büyük zarar gördüğünü söyledi. Narenciyenin hem iç piyasada tüketilen hem de Türkiye’nin önemli ihraç ürünleri arasında yer alan bir ürün grubu olduğuna işaret eden Ulusoy, Akdeniz meyve sineğinin elma dahil bölgedeki başlıca meyvelere zarar verdiğini belirtti.

“SEKİZ MİLYAR DOLARLIK BİR ZARARDAN BAHSEDİYORUZ”

Dünyada Akdeniz meyve sineğiyle mücadele için çeşitli yöntemlerin geliştirildiğini kaydeden Ulusoy, kısır erkek yöntemi, feromon tuzakları ve farklı biyolojik mücadele uygulamalarıyla zararlının önüne geçilebildiğini söyledi.

Okan Buruk istedi, Dursun Özbek harekete geçti: Transfer tamam

Okan Buruk istedi, Dursun Özbek harekete geçti: Transfer tamam

İçeriği Görüntüle

Kısır erkek yönteminde, kısır erkek sineklerin üretilerek doğaya salındığını belirten Ulusoy, sorunun çözümü için yalnızca kimyasal yöntemlere başvurulmasının zorunlu olmadığını, biyolojik mücadele seçeneklerinin de bulunduğunu ifade etti.

Bu yöntemlerin çiftçilerin kendi imkanlarıyla uygulayabileceği çalışmalar olmadığını vurgulayan Ulusoy, şöyle konuştu:

“Fakat bunu çiftçi kendi başına yapamaz. Adana’daki bir portakal yetiştiricisi veya herhangi bir zeytin üreticisi evinde, laboratuvarda kısır erkek mi yetiştirecek? Elbette hayır. Bunun için bir bilim ve teknik gerekiyor. Bunu enstitüler yapacak, Tarım Bakanlığı yapacak, üniversiteler yapacak ve çiftçiye dağıtacak. Feromon tuzaklarını onlar hazırlayacaklar ve bunun eğitimini çiftçiye verecekler.”

Ürün kaybının yüzde 10 seviyesinde olmasının bile büyük bir ekonomik zarara karşılık gelebileceğini belirten Ulusoy, “Ürün zararı yüzde on bile olsa belki yedi sekiz milyar dolar gibi bir paradan, yani çok ciddi bir rekolte kaybından bahsediyoruz” dedi.

“ÖNCELİK BİYOLOJİK MÜCADELE OLMALI”

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın zararlıya karşı biyolojik mücadeleyi öncelikli olarak devreye alması gerektiğini söyleyen Ulusoy, kimyasal ilaç kullanımına dayalı yöntemlerin pestisit, yani zirai ilaç kalıntısı sorununu da beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

Bu durumun hem insan sağlığı hem de ihracat açısından risk oluşturduğunu belirten Ulusoy, sorunun çözümü için dünyadaki çalışmaların takip edilmesi ve gerektiğinde Türkiye’nin kendi bölgelerine uygun türlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ulusoy, mücadele yöntemlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Bu bakımdan Tarım ve Orman Bakanlığı‘na düşen şey, bununla ilgili başta biyolojik mücadeleyi devreye sokmaktır. Niye biyolojik mücadele diyorum? Çünkü zirai ilaçla mücadeleye dayandıkça işin içine bir de pestisit sorunumuz çıkıyor. Yani zirai ilaç kalıntısı problemi baş gösteriyor. Hem insanımızın tüketiminde bu bir sorun hem de ihracatta büyük bir engel. Bunun halledilebilmesi için dünyanın yapmış olduğu çalışmaları takip edip gerekirse kendi bölgemize ait türler geliştirmeliyiz. Kısır erkek türleri, feromon tuzakları geliştirip çiftçimizin, üreticimizin başındaki bu minik ama çok büyük belayı defetmeliyiz.”