30 Ekim 2026, Cuma
Canlı Piyasa Güncelleme
Dünya

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı?

Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakaları özellikle başkent Atina ve çevresinde yoğunlaşıyor. 1 Ocak-22 Ekim 2026 tarihleri arasında komşu ülkede 453 vaka kaydedilirken 51 kişi yaşamını yitirdi. Peki, Türkiye için risk var mı?

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı?

Türkiye’nin komşusu Yunanistan’da Batı Nil virüsü kaynaklı can kayıpları ekim ayında da devam etti. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu’nun (EODY), geçen hafta paylaştığı verilere göre, 2026 yılının başından 22 Ekim’e kadar olan dönemde Yunanistan’da toplam 453 Batı Nil virüsü vakası tespit edildi.

16-22 Ekim haftasında iki kişi daha yaşamını yitirirken, 2026 yılının başından bu yana virüs sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 51’e yükselmiş oldu. Ölenlerin yaş aralığının 36 ile 92 arasında değiştiği bilgisi verildi.

ATİNA VE ÇEVRESİNDE YOĞUNLAŞIYOR

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı? - Resim : 1

Yunanistan’daki salgın hakkında paylaşılan bilgilere göre, Batı Nil virüsü sebebiyle yoğun bakımda tedavi altına alınan hasta sayısı 12 olurken, vakalar özellikle başkent Atina ve çevresinde yaygın olarak görülüyor.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) raporuna göre, komşu Yunanistan, 15 Ekim itibarıyla, yılın bu dönemi için insanlarda görülen en yüksek sayıda Batı Nil virüsü vakasını bildirdi. Bulaş oranının en yüksek olduğu bölgeler ise Atina ve çevresindeki Attica, Anatoliki Attiki (Doğu Attiki) ve Voreios Tomeas Athinon (Güney Atina) oldu.

BATI NİL VİRÜSÜ HAKKINDA NELER BİLİYORUZ?

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı? - Resim : 2

Peki, Batı Nil virüsü nedir ve nasıl bulaşır? Bulaşmayı engellemek için ne yapmak gerekiyor? Bu virüs nasıl tedavi ediliyor?

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verdiği bilgilere göre, insanlarda nörolojik hastalıklara ve ölüme neden olabilen Batı Nil virüsü, genellikle Afrika, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Batı Asya’da görülen, sivrisineklerle taşınan bir RNA virüsü.

Bu virüs, doğada kuşlar ve sivrisinekler arasında bulaşın gerçekleştiği bir döngü içinde varlığını sürdürüyor. İnsanlar, atlar ve diğer memeliler de bu virüse yakalanabiliyor. Batı Nil virüsü, flavivirüs cinsinin bir üyesi. Avrupa’daki başlıca taşıyıcılar Culex cinsi sivrisinekler olarak öne çıkıyor.

ECDC’nin “Batı Nil virüs enfeksiyonu” başlığı altında paylaştığı bilgilere göre, insanlara bulaşın büyük bir çoğunluğu enfekte sivrisineğin ısırmasıyla gerçekleşiyor. Sivrisinek virüsü enfekte bir kuştan kan emerken alıyor, daha sonra insanı veya başka bir memeliyi ısırdığında virüsü aktarabiliyor. Dolayısıyla bir insanın virüsü başka bir insana sivrisinek aracılığıyla yayması normal bulaş döngüsünün bir parçası olarak görülmüyor.

Benzer şekilde DSÖ’ye göre de çok nadir olmakla birlikte kan nakli, organ nakli, gebelik ve emzirme yoluyla bulaş bildirilmiş olsa da gündelik temasla insandan insana bulaş görülmüş değil.

HANGİ BELİRTİLERİ GÖSTERİYOR?

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı? - Resim : 3

ABD’nin Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin (CDC) paylaştığı verilere göre, insanlarda görülen Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının tahmini yüzde 80’i ya belirgin klinik belirti göstermeyecek şekilde hafif seyrediyor ya da hiç belirti vermiyor.

Sivrisinek ısırığından Batı Nil virüsü hastalığı belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen kuluçka süresi genellikle 2 ile 6 gün olarak belirtiliyor. Ancak, bu süre 2-14 gün arasında da değişebiliyor, bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda daha uzun sürebiliyor.

Semptomatik vakalarda, çoğu kişi Batı Nil ateşi olarak bilinen akut sistemik ateşli bir hastalık geliştirir. Belirtiler arasında ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, geçici döküntü veya kusma ya da ishal gibi mide-bağırsak sistemini ilgilendiren semptomlar bulunuyor.

NASIL ÖNLENİR, NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı? - Resim : 4

Peki, bu rahatsızlık nasıl tedavi ediliyor? Batı Nil virüsüne karşı insanlarda kullanılmak üzere onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi yöntemi bulunmuyor. Benzer şekilde insanlara yönelik ruhsatlı bir Batı Nil virüsü aşısı da yok. Çeşitli ilaçlar araştırılmış olsa da CDC’ye göre hiçbiri kesin klinik fayda göstermiş değil.

Hafif vakalarda dinlenme, sıvı alımı, ateş ve ağrı kontrolü gibi destekleyici önlemlere başvurulurken, menenjit gibi ağır vakalarda tedaviye hastanede devam etmek gerekebiliyor. Bu süreçte hastanın solunumu, nörolojik durumu, nöbet gelişimi ve kafa içi basınç gibi komplikasyonlar yakından takip ediliyor.

Bu virüs ve hastalığa karşı geliştirilmiş spesifik bir aşı olmadığından alınacak önlemler daha da büyük bir önem taşıyor. Hastalıktan korunmanın temel yolu sivrisinek ısırıklarını ve sivrisinek üreme alanlarını azaltmaktan geçiyor.

Kişilerin bireysel düzeyde alabileceği önlemler arasında sinek kovucu kullanılması, uzun kollu giysiler giyilmesi, evlerde sineklik, gerektiğinde cibinlik kullanılması yer alırken, sorunu kökünden çözmeye çalışmak da bir hayli önemli. Buna göre, saksı altlıkları, kova ve variller, oluklar ve su birikintilerindeki durgun suyu ortadan kaldırmak hastalığı yayabilecek sineklere karşı bir önlem olabiliyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BU FOTOĞRAFIN NERESİNDE?

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı? - Resim : 5

DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Henri P. Kluge, hastalığa ilişkin değerlendirmesinde, “Batı Nil virüsü yeni bir tehdit değil ancak yayılmasını tetikleyen koşullar hızla değişiyor” ifadelerini kullandı. Kluge’ye göre, “Yükselen sıcaklıklar ve uzayan yazlar, sivrisineklere bu virüsü bulaştırmak için daha fazla zaman ve alan sağlıyor”.

Diğer bir deyişle, hastalığın yayılması hava sıcaklıklarının artması ve yazların uzaması, yani aslında iklim değişikliği ile yakından ilişkili.

Bilim yazarı Carl Zimmer da 2011 yılında yayımlanan “Planet of Viruses” (Virüsler Gezegeni) adlı kitabında, “Batı Nil virüsü ve onun peşinden Yeni Dünya’ya (Amerika kıtası) gelen diğer sivrisinek kaynaklı virüsler için gelecek parlak görünüyor. Çünkü gelecek, sıcak ve nemli olacak” öngörüsünde bulunmuştu. Diğer bir deyişle, hangi kıtada olursak olalım Batı Nil virüsü vakalarının artması havanın sıcak ve nemli olması ile yakından ilgili gibi görünüyor.

TÜRKİYE’DE DURUM NE?

Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı bilgilere göre, Türkiye’de 2010 yılından beri vaka bildirimleri yapılıyor.

24 Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan “Türkiye’de 2010-2011 yılları arasında insanlarda Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının ortaya çıkışı” isimli araştırmaya göre, 2010 yılında Türkiye’de 12’si laboratuvar teyitli, 35’i muhtemel olmak üzere 47 kişide Batı Nil virüsü vakası tespit edildi. Bunlar, rutin gözetim sırasında saptanan ilk vakalardı. Hastalar, çoğunlukla ülkenin batı kesiminde bulunan 15 ilden geliyordu.

Bu araştırmada görülen vakaların yaş ortalaması 58 iken yaş aralığı 4 ile 86 arasındaydı. Araştırmada, hastaların 10’unun hayatını kaybettiği bildirildi.

ECDC’nin 7 Aralık 2018 tarihli incelemesine göre, Avrupa Birliği’ne (AB) komşu ülkelerden 18 vaka bildirilmiş, bunların tamamı Türkiye’den gelmişti. 2019’da ise Türkiye genelinde 13 vaka bildirildiği ifade edildi.

Öte yandan, 2026 yılına bakıldığında, ECDC’nin 21 Ekim itibarıyla yayınladığı bildirimlere göre, Türkiye 2026’da yerel insan vakası bildiren ülkeler arasında sayılmıyor.

TÜRKİYE İÇİN RİSK VAR MI?

Komşuda ölümcül virüs paniği. Ölü sayısı 51’e yükseldi, Türkiye için tehlike kapıda mı? - Resim : 6

İHA haber ajansının aktardığına göre, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye’de de riskin sürdüğünü belirterek, sivrisineklere ve su birikintilerine karşı uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Özlü, virüsün Türkiye’de de görülme riskinin bulunduğunu belirterek, sivrisineklerle mücadele ve kişisel korunma önlemlerinin önemine dikkat çekti.

Özlü, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Ülkemizde 2024 yılında bir salgın olmuştu” bilgisini veren Özlü, “Batı Nil virüsü maalesef sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan bir hastalık. O nedenle risk devam ediyor. Özellikle sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde yazın sulak alanlarda bekleyen biriken sular içerisinde sineklerin çoğaldığı ve o sineklerin enfekte olmasıyla insana bulaştığını biliyoruz. O sular illa akarsu veya göl olması gerekmiyor. Bazen evimizin balkonunda çiçekleri sularken saksının altına koyduğunuz bir su koruyucunun içinde de çoğalabiliyorlar. Onun için birikmiş sulardan uzak durmak gerekiyor. Sivrisineklerle mücadele edilmesi gerekiyor. Ülkemizde yeni bildirilmiş vaka bilmiyorum. Bizde de görülebilir. Böyle bir risk var. Culex tipi sivrisinekler bizim ülkemizde de var. O açıdan dikkatli ve tedbirli olmakta fayda var” dedi.