29 Ekim 2026, Perşembe
Canlı Piyasa Güncelleme
Dünya

Seçimler sonuçlandı peki Netanyahu gitti mi?

27 Ekim seçimleri Netanyahu'nun dönemini bitirmiş değil.. Sadece bir sonraki hükümetin nasıl kurulacağına ilişkin mücadeleyi başlatmış durumda.

Seçimler sonuçlandı peki Netanyahu gitti mi?

Seçimler sonuçlandı peki Netanyahu gitti mi?

İsrail’de milyonlarca seçmen sandık başına gitti. Katılım yüzde 77,7’ye ulaşarak son 27 yılın en yüksek seviyesini gördü. Netanyahu’nun siyasi geleceğini belirlemesi beklenen seçimlerde ortaya oldukça ilginç bir tablo çıktı. Likud Partisi sandıktan birinci çıktı.

Siyonistlerden oluşan ittifak parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmiş görünüyor. Ancak rakibi Gadi Eisenkot‘un öncülüğündeki muhalefet  hükümet kurabilecek milletvekili sayısına ulaşamadı.

Mevcut tabloya göre Netanyahu seçimde birinci gelmesine rağmen iktidarını sürdürebilecek çoğunluğu sağlayamadı. Muhalefet onu gönderebilecek sayısal desteğe ancak Arap partileriyle iş birliği yaparak ulaşabiliyor. Üstelik bunu yapmak istemeyen önemli ortakları var.  2022 seçimlerinde 64 milletvekiliyle çoğunluğu elde eden Netanyahu ve dostları mevcut hesaplamalarda 53-55 sandalyeye kadar düşmüş durumda.

Netanyahu’nun partisi de dört yıl önce kazandığı 32 sandalyenin gerisinde. Yani İsrailli seçmenler Likud’u en büyük parti olarak bırakırken mevcut hükümetin parlamentodaki ağırlığını azaltmış görünüyor.

ARAP PARTİLERİ KİLİT KONUMDA     
Seçimlerin en dikkat çekici gelişmesi Arap seçmenlerin sandığa yoğun katılımı oldu. 2022’de toplam 10 milletvekili çıkaran Arap partileri, mevcut sayımda 18-19 sandalyeye ulaşıyor. Yaklaşık iki katına çıkan temsil gücü, seçimlerin ardından kurulacak siyasi denklemin merkezine yerleşmiş durumda. Seçimlerden önce Likud, Arap partilerinin seçimlere katılmasını engellemek için girişimlerde bulunmuştu. Netanyahu da bu partilerin desteğine dayanan bir hükümete karşı olduğunu açıkça söyledi. Şimdi Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak isteyen muhalefetin önündeki en önemli seçenek, bu partilerin desteğini almak.

Matematik oldukça basit. Eisenkot’un öncülüğündeki 48 milletvekiliyle Arap partilerinin 19 sandalyesi birlikte düşünüldüğünde 67 milletvekiline ulaşılıyor. Hükümet kurmak için gereken sayı 61. Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman gibi muhalefet liderleri Arap partileriyle hükümet kurulmasına karşı çıkıyor. Eisenkot, seçim kampanyasında bu partilerin desteğini istemediğini açıklamıştı. Sol çizgideki Demokratlar Partisi ise iş birliğine daha açık.

Arap siyasetçilerden ise farklı mesajlar geliyor. Ortak Liste’nin önde gelen isimlerinden Ahmed Tibi, Netanyahu hükümetinin sona erdirilmesi için muhalefetle çalışmaya hazır olduklarını duyurdu. Bu durumda Eisenkot’un önünde zor bir tercih bulunuyor. Arap partileriyle iş birliği yapmak için siyasi vaatlerinden vazgeçmek veya mevcut tutumunu koruyarak hükümet kurma imkanını sınırlandırmak.

Üstelik Arap partilerinin kendi aralarında da siyasi farklılıklar bulunuyor. Ra’am daha önce bir İsrail koalisyonunda yer almıştı. Ortak Liste’nin ise Filistin meselesindeki talepleri ve hükümete katılma konusundaki yaklaşımı farklı. Dolayısıyla 67 sandalye kağıt üzerinde mümkün olsa da bu sayının tamamının aynı hükümete güvenoyu vereceği kesin değil.

NETANYAHU İKTİDARI NASIL KORUYABİLİR?
Burada üç siyasi seçenek üzerinde durmak gerekiyor. Birincisi Netanyahu’nun mevcut müttefikleriyle yeni bir hükümet kurması. Ancak sayımın ortaya koyduğu tablo devam ederse bunun için başka partilerin desteğine ihtiyaç duyacak.

İkincisi, farklı siyasi kamplardan partilerin katıldığı geniş bir koalisyon kurulması. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da seçimlerin ardından siyasi liderlere uzlaşma çağrısı yaptı. Yeniden seçime gidilmemesi gerektiğini belirtti. Fakat böyle bir hükümetin önünde ciddi engeller var. Eisenkot, Netanyahu’yu görevden uzaklaştırma vaadiyle seçimlere katıldı. Bennett de benzer bir çizgide. Bu isimlerin Netanyahu liderliğindeki bir hükümete katılması siyasi tutumlarında önemli değişiklik gerektiriyor.

Bir diğer ihtimal ise Likud’un Netanyahu dışında bir isimle hükümet ortaklığı araması. Ancak partide henüz lider değişikliğine yönelik güçlü ve açık bir hareket bulunmuyor. Üçüncü seçenek ise hiçbir tarafın hükümet kuramaması. İsrail Cumhurbaşkanı kesin sonuçların ardından siyasi partilerle görüşecek ve hükümet kurma görevini bu işi gerçekleştirebileceğini düşündüğü milletvekiline verecek. İlk görevlendirme için 28 günlük süre bulunuyor. Gerekli şartlarda süre uzatılabiliyor veya görev başka bir isme verilebiliyor. Bütün girişimler sonuçsuz kalırsa ülke yeniden seçime gidebilir. Fakat burada önemli bir ayrıntı var. Yeni hükümet kurulana kadar Netanyahu geçici başbakan olarak görevini sürdürebiliyor. Dolayısıyla parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesi, iktidarı hemen bırakması anlamına gelmiyor. Hatta rakiplerinin kendi aralarında anlaşamaması, görev süresinin uzamasına neden olabilir.

FİLİSTİN VE BÖLGESEL BARIŞ
25 Ekim’deki yazımızda bu soruyu seçimlerden önce sormuştuk. Netanyahu giderse barış gelecek mi? Seçimlerin ortaya koyduğu tablo, bu sorunun cevabını daha da önemli hale getirdi. Çünkü İsrail’deki siyasi mücadelenin merkezinde büyük ölçüde Netanyahu’nun yönetim anlayışı, 7 Ekim’in sorumluluğu, askerlik muafiyetleri ve yargı sistemi bulunuyor. Filistin meselesinde ise başlıca Yahudi partileri arasında dikkat çekici bir ortaklık var. Netanyahu gibi Eisenkot ve Bennett de mevcut şartlarda bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklemiyor.

Buna karşılık yöntem farklılıkları bulunuyor. Eisenkot, Batı Şeria’daki izinsiz yerleşimlerin kaldırılmasını ve yerleşimci şiddetinin engellenmesini savunuyor. Netanyahu’nun aşırı sağcı ortakları ise yerleşimlerin genişletilmesini ve Filistin topraklarının İsrail’e ilhak edilmesini istiyor. Bu farklılık Filistinlilerin günlük yaşamı ve bölgesel diplomasi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak iki devletli çözümün önündeki temel siyasi engelleri kendiliğinden kaldırmıyor.

Türkiye açısından benzer bir durum geçerli. Bennett’in Gazze’nin geleceğinde Ankara ve Doha’nın rol üstlenmesine karşı çıkan açıklamaları hatırlandığında, Netanyahu sonrası bir hükümetin Türkiye ile bütün sorunları çözeceğini düşünmek gerçekçi değil.

Daha uzlaşmacı bir diplomatik üslup ortaya çıkabilir. Batı Şeria’daki uygulamalar değişebilir. Bölgesel gerilimlerin yönetilmesinde farklı yöntemler tercih edilebilir.

Dolayısıyla 27 Ekim seçimleri Netanyahu’nun dönemini bitirmiş değil.. Sadece bir sonraki hükümetin nasıl kurulacağına ilişkin mücadeleyi başlatmış durumda.