Bir kamu şirketinde teknisyen olarak çalışan işçi, rızası alınmadan önce 400, ardından 600 kilometre uzaklıktaki iş yerlerine görevlendirildi. Üstelik bu süreçte maaşında da düşüş yaşandı. Haklarını aramak için İş Mahkemesi’nin yolunu tutan işçi, açtığı ilk davayı kazanarak eski görevine iade edildi.
Ancak işçinin sevinci kısa sürdü. Eski görevine başladıktan sadece 3 ay sonra İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı kararıyla bu kez başka bir kentteki işletmeye atandı. Teknisyen, yapılan işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek çalışma şartlarındaki bu değişikliğin durdurulması ve eski görevine iadesi talebiyle ikinci kez dava açtı.
İşverenin ‘işletme kararı’ savunması
Davalı şirket avukatı ise mahkemede yaptığı savunmada nakil işleminin idari bir işlem olduğunu ileri sürdü. Kararın idare mahkemelerinin yetkisine girdiğini iddia eden şirket, atamanın “işletmesel bir karar” olduğunu ve mahkemenin bu kararların doğruluğunu veya yerindeliğini denetleyemeyeceğini öne sürerek davanın reddini istedi.
İş Mahkemesi, işçinin rızası dışında yapılan bu atamanın “çalışma şartlarında esaslı değişiklik” niteliğinde olduğuna hükmedip davanın kabulüne karar verdi.
Bölge Adliye Mahkemesi davayı reddetti
Şirketin kararı istinafa taşıması üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), 4857 sayılı İş Kanunu’nda işverenin yönetim hakkı kapsamında yapılan yer değişikliği işleminin iptali için tanımlanmış özel bir dava türü bulunmadığına dikkat çekti. BAM, İş Mahkemesi’nin kararını kaldırarak davanın reddine hükmetti.
Yargıtay son noktayı koydu
İşçinin kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne geldi. Daire, nakil işleminin iptali davasında doğrudan iptal kararı verilemese dahi, hukuki yararın bulunduğu durumlarda işlemin hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yargıtay, nakil işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesini hatalı bularak Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozdu. Bu kararla birlikte işverenlerin “yönetim hakkı” kılıfıyla işçileri rızası dışında uzak bölgelere tayin etmesinin ve şartlarını ağırlaştırmasının önüne geçilmiş oldu.



