28 Ekim 2026, Çarşamba
Canlı Piyasa Güncelleme
Teknoloji

80 Yaş Üstü Kalça Ameliyatlarında Ölüm Riski: Ankara Üniversitesinden 200 Hastalık Araştırma

Ankara Üniversitesinin 80 yaş üstü 200 hastayı kapsayan araştırmasında, kalça kırığı ameliyatı çevresinde böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla hastane içi ölüm arasında anlamlı bir ilişki saptandı.

80 Yaş Üstü Kalça Ameliyatlarında Ölüm Riski: Ankara Üniversitesinden 200 Hastalık Araştırma

Ankara Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü bilimsel çalışma, ileri yaştaki hastalarda kalça kırığı ameliyatlarının ardından gelişen böbrek fonksiyon bozuklukları ile hastane içi ölüm arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Yaşları 80 ve üzerinde olan 200 hastanın değerlendirildiği araştırma, ameliyat öncesinde ve sonrasında böbrek fonksiyonlarının izlenmesinin önemine ilişkin yeni klinik veriler ortaya koydu.

Uluslararası hakemli bilimsel dergi BMC Geriatrics’te 27 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan araştırmada, kalça kırığı nedeniyle kısmi kalça protezi ameliyatı geçiren hastaların tıbbi kayıtları incelendi.

200 HASTANIN VERİLERİ İNCELENDİ

Araştırma kapsamında Ocak 2019 ile Mayıs 2026 arasında uyluk kemiği boyun kırığı nedeniyle ameliyat edilen 80 yaş ve üzerindeki 200 hastanın verileri değerlendirildi.

Hastaların yaş ortalaması 86,6 olarak belirlenirken, 143’ünün kadın olduğu bildirildi.

Çalışmada hastaların yaşlarının yanı sıra eşlik eden kronik hastalıkları, genel sağlık durumları, böbrek fonksiyon testleri ve hastanede yatış sürecindeki sonuçları incelendi.

Araştırmacılar özellikle ameliyat öncesinde ve ameliyatı izleyen ilk üç gün içerisinde böbrek fonksiyonlarında meydana gelen değişimlere odaklandı.

HER DÖRT HASTADAN BİRİNDE BÖBREK FONKSİYON BOZUKLUĞU ÖLÇÜTLERİ SAPTANDI

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, 200 hastanın 50’sinin çalışmada kullanılan akut böbrek fonksiyon bozulması ölçütlerini karşılaması oldu.

Bu sonuç, değerlendirilen hasta grubunun yüzde 25’inde ameliyat çevresindeki dönemde belirgin böbrek fonksiyon değişiklikleri bulunduğunu gösterdi.

Ancak araştırmacılar böbrek hasarını sınıflandırırken standart tanı ölçütlerinin tamamını değil, eldeki laboratuvar kayıtlarına dayanan çalışmaya özgü bir yöntem kullandı.

Dolayısıyla bu oran, standart klinik tanı ölçütleriyle kesinleştirilmiş akut böbrek hasarı sıklığı olarak değerlendirilmemeli.

ÖLEN HASTALARIN ÜÇTE İKİSİNDE BÖBREK FONKSİYONLARI BOZULMUŞTU

Araştırma süresince değerlendirilen 200 hastanın 12’si hastanede yaşamını yitirdi.

Hayatını kaybeden 12 hastanın 8’inde, yani yüzde 66,7’sinde, araştırmanın akut böbrek fonksiyon bozukluğu ölçütleri karşılandı.

Hastaneden sağ çıkan 188 hastada ise bu oran yüzde 22,3 olarak hesaplandı.

İki grup arasındaki farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulundu.

Araştırmacılar, hastaların eşlik eden hastalık yükünü de dikkate alan analizlerinde böbrek fonksiyon bozukluğuyla hastane içi ölüm arasında belirgin bir ilişki saptadı.

Parkinson’da hücre kaybına yeni bakış: İki sinir hücresi grubu farklı etkileniyor

Parkinson’da hücre kaybına yeni bakış: İki sinir hücresi grubu farklı etkileniyor

İçeriği Görüntüle

Kullanılan istatistiksel modelde bu ilişkinin odds oranı 5,47 olarak hesaplandı.

Bununla birlikte araştırmacılar, bu bulgunun yalnızca 12 ölüm olayı üzerinden elde edildiğini ve istatistiksel belirsizliğinin yüksek olduğunu vurguladı.

Sonuçlar, böbrek fonksiyon bozukluğunun tek başına ölüme neden olduğunu veya her hastanın ölüm riskini aynı oranda artırdığını kanıtlamıyor.

KANDAKİ KREATİNİN DEĞİŞİMİ ÖNE ÇIKTI

Araştırmada böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla kandaki kreatinin ve üre azotu değerleri incelendi.

Kreatinin, kasların normal faaliyetleri sırasında oluşan ve büyük ölçüde böbrekler aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılan bir atık madde olarak biliniyor.

Kandaki kreatinin düzeyinin yükselmesi, bazı durumlarda böbreklerin süzme işlevinde bozulmaya işaret edebiliyor.

Araştırmacılar hastaların hastaneye kabulündeki ve ameliyat sonrasındaki kreatinin değerlerini karşılaştırdı.

Hastanede yaşamını yitiren hastalarda kreatinin düzeylerindeki artışın, sağ kalan hastalara göre daha belirgin olduğu görüldü.

İstatistiksel analizler, kreatinin değerlerinin zaman içindeki değişiminin iki hasta grubunda farklılaştığını gösterdi.

Üre azotu değerlerinde de bazı farklılıklar görülmesine rağmen bu bulgular ek analizlerde aynı derecede tutarlı değildi.

KRONİK HASTALIK YÜKÜ DE ÖNEMLİ BULUNDU

Araştırmanın bir başka önemli sonucu, hastaların mevcut kronik hastalıklarının hastane içi ölümle ilişkisi oldu.

Bilim insanları, hastalarda bulunan kronik hastalıkların toplam yükünü değerlendirmek için Charlson Komorbidite İndeksi adı verilen bir ölçüm kullandı.

Bu değerlendirmede kalp hastalıkları, diyabet, böbrek hastalıkları ve başka ciddi sağlık sorunları gibi eşlik eden hastalıkların toplam etkisi dikkate alınıyor.

Hastanede hayatını kaybedenlerin kronik hastalık yükü puanlarının, sağ kalan hastalardan daha yüksek olduğu belirlendi.

Çalışmada ayrıca yaşlı hastaların kırılganlık düzeyleri de değerlendirildi. Ancak kullanılan kırılganlık ölçeğinin puanları bakımından hayatını kaybedenlerle sağ kalanlar arasında anlamlı bir farklılık gösterilemedi.

Bu bulgu, ileri yaştaki kalça kırığı hastalarının değerlendirilmesinde kronik hastalık yükü ve böbrek fonksiyonlarındaki değişimlerin birlikte incelenmesinin önemini gündeme getirdi.

KALÇA KIRIĞI NEDEN YAŞLILARDA DAHA TEHLİKELİ?

Kalça kırıkları, özellikle ileri yaşta önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Kemik yoğunluğunun azalması, denge sorunları ve düşmeler, yaşlı bireylerde kalça kırığı gelişme olasılığını artıran etkenler arasında bulunuyor.

Kalça kırığı sonrasında hareket kabiliyetinin azalması, uzun süre yatağa bağımlı kalma ve mevcut hastalıkların ağırlaşması gibi sorunlar yaşanabiliyor.

Cerrahi müdahale, hastanın yeniden hareket etmesini sağlayabilmek açısından önemli bir tedavi seçeneği olsa da ileri yaşta ameliyat çevresindeki komplikasyonların dikkatle yönetilmesi gerekiyor.

Böbrek fonksiyonlarındaki bozulmalar da bu süreçte karşılaşılabilecek önemli sorunlardan biri.

Böbrek fonksiyonları; sıvı kaybı, dolaşım bozuklukları, enfeksiyonlar, bazı ilaçlar ve hastanın mevcut sağlık sorunları gibi çeşitli faktörlerden etkilenebiliyor.

Bu nedenle kalça kırığı geçiren ileri yaştaki hastaların ameliyat öncesinde ve sonrasında yalnızca ortopedik açıdan değil, genel sağlık durumları bakımından da değerlendirilmesi önem taşıyor.

ARAŞTIRMA TEDAVİ YAKLAŞIMLARINI DEĞİŞTİRECEK Mİ?

Ankara Üniversitesi araştırması, böbrek fonksiyonlarındaki değişimlerin ileri yaştaki kalça kırığı hastalarında önemli bir klinik gösterge olabileceğini ortaya koydu.

Bununla birlikte çalışma, böbrek fonksiyonlarının daha sık izlenmesinin ölüm oranlarını düşürdüğünü doğrudan araştırmadı.

Araştırmanın geriye dönük tasarlanmış olması, hasta sayısının sınırlı kalması ve yalnızca 12 hastane içi ölüm olayının bulunması sonuçların yorumlanmasında dikkat gerektiriyor.

Ayrıca araştırmada kullanılan böbrek hasarı sınıflandırması, standart tanı ölçütlerinin bütün koşullarını karşılamıyor.

Bu nedenle elde edilen sonuçların daha geniş hasta gruplarında ve ileriye dönük araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.

ANKARA ÜNİVERSİTESİNDEN ÇOK DİSİPLİNLİ ARAŞTIRMA

Bilimsel çalışmanın yazarları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Hakan Kocaoğlu, Çağla Beyza Çolakoğlu, Hakan Yılmaz ve Keziban Sanem Çakar Turhan, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden Merve Hayriye Kocaoğlu ve Tuzla Devlet Hastanesinden Çağatay Baltacı yer aldı.

Ortopedi, anesteziyoloji ve yoğun bakım alanlarıyla ilişkili klinik verilerin değerlendirildiği araştırma, ileri yaşta ameliyat geçiren hastalarda farklı uzmanlık alanlarının birlikte yürüttüğü hasta takibinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Araştırmadan çıkan temel sonuç, 80 yaş üzerindeki kalça kırığı hastalarında ameliyat çevresindeki böbrek fonksiyon bozukluğunun hastane içi ölümle ilişkili olabileceği ve bu bulgunun daha kapsamlı çalışmalarla incelenmesi gerektiği oldu.