Türkiye’de sanat eserleri müzayedelerde alıcı buluyor, tablolar koleksiyonlara giriyor ve sanat piyasası büyümeye devam ediyor. Ancak sanat eserlerinin sergilenebileceği mekanların, sanatçıların görünürlük kazanabileceği alanların ve sanat piyasasının henüz gelişmediği yıllarda bu ortamı oluşturan isimlerin önemli bir bölümü kadınlardı.
Esra Yıldız’ın Deli Kadınlar: Kadın Sanatçılara Feminist Bir Bakış kitabında ele aldığı tarihi örnekler, Türkiye’de sanat galericiliğinin gelişiminde kadınların üstlendiği öncü rolü ortaya koydu. Bu hikayenin merkezinde 1950 yılında Adalet Cimcoz tarafından kurulan Maya Sanat Galerisi bulunuyor.
SANAT PİYASASININ TEMELLERİNİ BİR KADIN ATTI
Özel sanat galerilerinin ve sergileme mekanlarının sınırlı olduğu 1930’ların sonu ve 1940’lı yıllarda, sanatçıların eserlerini sergileyebilecekleri bağımsız alanlar oldukça kısıtlıydı. Bu koşullarda Adalet Cimcoz’un 1950’de açtığı Maya Sanat Galerisi, yalnızca bir sergi mekanı değil, Türkiye’de modern sanatın gelişimine katkı sağlayan alternatif bir kültür merkezi olarak öne çıktı.

1950-1955 yılları arasında faaliyet gösteren galeri, dönemin genç ve yenilikçi sanatçılarına kapılarını açtı. Ali Teoman Germaner, Kuzgun Acar, Ömer Uluç, Yüksel Arslan, Nedim Günsür, Adnan Çoker ve Lütfü Günay gibi isimler burada eserlerini sergiledi. Galeride resim ve heykelin yanı sıra fotoğraf ve seramik gibi farklı disiplinlerden çalışmalar da sanatseverlerle buluştu.
Maya, sanat eserlerinin yalnızca sergilenebileceği değil, alınıp satılabileceği bir ortamın da kurulabileceğini gösterdi. Böylece sanatçıların üretimlerini kamuya ulaştırabilecekleri ve eserlerinin ekonomik bir değer kazanabileceği bağımsız bir alanın oluşmasına katkıda bulundu.

ENTELEKTÜELLERİN DE BULUŞMA NOKTASIYDI
Cimcoz’un girişimi, galericiliğin ötesinde bir kültür ortamı yarattı. Orhan Veli, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabahattin Eyüboğlu gibi dönemin önemli aydınlarının desteğiyle gelişen Maya, edebiyat ve görsel sanatları bir araya getiren bir buluşma noktasına dönüştü. Dönemin önemli isimleriyle kurduğu ilişkiler ve kültürel birikimi, Cimcoz’un galeriyi yalnızca eserlerin sergilendiği bir mekan olmaktan çıkarmasını sağladı. Maya, bağımsız sanatın ve farklı disiplinler arasındaki etkileşimin gelişebileceği bir ortam sundu.
En yakın dostlarından biri olan Nazım Hikmet, ona yazdığı mektuplarda Cimcoz’un güçlü kişiliğine sık sık atıfta bulundu. Bir mektubunda, “Sen akıllı bir insansın, yeni tabiriyle bağımsız bir insansın -manen ve maddeten-binaenaleyh herhangi bir karara varırken, sinirlerine uyarak değil, şuurunla, yüreğinle hareket edeceğinden eminim” diyerek Cimcoz’un duygusal ve entelektüel olgunluğunu vurgulamıştır.
Cimcoz’un sanat dünyasındaki etkisi, kadın sanatçıların görünürlüğünü artırma çabasında da kendisini gösterdi. Eren Eyüboğlu, Füreya Koral ve Aliye Berger gibi sanatçıların eserlerine yer veren galeri, kadınların sanat ortamında daha fazla görünürlük kazanmasına katkıda bulundu. Cimcoz’un Nevin Çokay’ı resim yapmaya teşvik ettiği, Nasip İyem’in ise kendi atölyesini kurmasına ön ayak olduğu da aktarılan bilgiler arasında.
MAYA’DAN MAÇKA’YA KADINLARIN AÇTIĞI YOL
Maya Sanat Galerisi, Türkiye’de kadınların bağımsız sanat mekanları yaratma girişimlerinin öncülerinden biri oldu. Bu çizginin sonraki yıllardaki örneklerinden biri, 1971’de Melda Kaptana tarafından kurulan Melda Kaptana Galerisi’ydi.
1980 sonrasında sanat kurumlarının çeşitlenmesi ve çağdaş sanatın daha görünür hale gelmesiyle kadınların öncülüğündeki galeriler de sanat ortamında etkili olmaya devam etti. Rabia Çapa ve Varlık Sadıkoğlu’nun 1976’da birlikte açtıkları Maçka Sanat Galerisi, Mine Gülener’in Mine Sanat Galerisi ve Beral Madra’nın Galeri BM girişimi, bu tarihsel sürekliliğin öne çıkan örnekleri arasında yer aldı.

Bu galerilerin ortak özelliği, yenilikçi sanatçılara alan açmaları, yerleşik sanat anlayışlarının dışına çıkmaları ve yayınlar aracılığıyla kültürel tartışmalara katkı sunmalarıydı. Kadınlar, yalnızca sanat eserleri üreten kişiler olarak değil, sanatın sergilendiği, tartışıldığı ve ekonomik değer kazandığı alanları kuran ve yöneten aktörler olarak da öne çıktı.

Maya Sanat Galerisi ve diğer galerilerin hikayesinde olduğu gibi sanatın sergilenebileceği alanları yaratan kadınlar, aynı zamanda bugünkü sanat ortamının oluşmasına katkı sağlayan öncü isimler arasında yer alıyor.



