İsrail‘de 27 Ekim’de yapılan genel seçimlerin ardından hükümet belirsizliği sürüyor. 28 Ekim’de yaklaşık 5 milyon oyun sayılmasının ardından Netanyahu’nun sağcı bloğu 53, Eisenkot‘un muhalefet bloğu 48, Filistinli partiler ise 19 sandalyeye ulaşacak şekilde hesaplandı. Hiçbir blok hükümet için gereken 61 milletvekilini sağlayamadı. Eisenkot’un Yashar Partisi 21 sandalyeyle muhalefetin en büyük partisi konumuna gelirken Likud’un 26 sandalyeye ulaşması öngörüldü. Eisenkot, Netanyahu’yla ortak hükümeti reddediyor ancak Filistinli partilerin desteğine de kapıyı kapatması hükümet kurma seçeneğini zorlaştırıyor.

İsrail’de Netanyahu’nun başlıca rakibi Gadi Eisenkot, Lübnan‘da orantısız güç kullanımını savunan Dahiye Doktrini’nin mimarı. Eski Genelkurmay Başkanı, Filistin devletine ve Filistinli partilerle hükümet ortaklığına karşı çıkıyor. (Reuters)
DAHİYE DOKTRİNİNİN MİMARI
Gadi Eisenkot’un askeri geçmişindeki en tartışmalı uygulama, 2006 Lübnan Savaşı sonrasında geliştirdiği Dahiye Doktrini oldu. İsrail ordusunun kuzey komutanıyken 2008’de Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği demeçte, İsrail’e saldırı düzenlenen Lübnan yerleşimlerinde orantısız güç kullanılarak büyük yıkım yaratılacağını açıkladı. Söz konusu yerleşimleri sivil alan değil, askeri üs olarak değerlendirdiklerini söyledi ve bunun onaylanmış bir plan olduğunu belirtti. Eisenkot’un açıklamaları askeri hedeflerle sivil yerleşimler arasındaki ayrımın ortadan kaldırılması tehlikesi nedeniyle ağır eleştiriler aldı. Uluslararası insancıl hukuk, askeri saldırılarda sivillerin korunmasını ve orantılılık ilkesine uyulmasını zorunlu kılıyor.
GAZZE SAVAŞININ KABİNESİNDEYDİ
2015-2019 yıllarında İsrail Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Eisenkot, Ekim 2023’te Netanyahu’nun Gazze savaşını yöneten kabinesine katıldı. Haziran 2024’te kabineden ayrılmasının nedeni savaşın askerî hedeflerini bütünüyle reddetmesi değil, Netanyahu’nun savaş stratejisini ve siyasi kararlarını eleştirmesiydi. Eisenkot, Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini savunurken bağımsız Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor. İşgal altındaki Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini de genel olarak destekliyor. İsrail basınının seçim öncesi portrelerinde, Eisenkot’un Netanyahu’dan üslup ve yönetim bakımından ayrıldığı, ancak Filistin meselesinde köklü bir politika değişikliği vaat etmediği vurgulandı. İsrail medyasında, seçimlerin ardından aşırı sağcı bir ittifakın kurulma olasılığının arttığı yönünde tahminlerde bulunuluyor.
FİLİSTİNLİ PARTİLERİ DIŞLIYOR
Seçimde Filistinli partilerin 19 sandalyeye ulaşması öngörülmesine rağmen Eisenkot, bu partilerle koalisyon kurmaya karşı olduğunu açıkladı. Eylül ayında yaptığı açıklamada, Filistinli partilerin İsrail’i Yahudi devleti olarak tanıma gibi koşullarını kabul etmeyeceğini savundu. Bu tutum, parlamentoda güç kazanan Filistinli seçmenlerin siyasi temsilinin hükümet kurma hesaplarında dışlanması eleştirilerine yol açıyor. Öte yandan sosyal medyada yeniden dolaşıma giren, Arapları öldürdüğünü ve bundan sorun duymadığını söyleyen Eisenkot’a yönelik küresel eleştiriler de giderek büyüyor. Kan donduran sözler hakkında Filistinli hukuk kuruluşu Adalah tarafından ırkçı şiddeti teşvik ettiği gerekçesiyle soruşturma talep edilmişti.



